Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Mayıs 2005   Hayatım Futbol / Mayıs 2005
Bir Sonraki Sayfa
Olimpiyat stadında iki hafta aralıkla, iki önemli maç oynanacak.
Bu maçlar hakkında futbol dışı tartışmalar da uzun bir süreden beri devam etmekte.

Serdar Özer
En önemli iki tartışma; "Şampiyonlar ligi maçı öncesi aynı stadda böylesine önemli bir derbinin oynatılması çıkabilecek olaylar açısından riskli" ve "Dünyaca tanınan bu derbi, Şampiyonlar Ligine deneme tahtası yapılamaz"
Şampiyonlar ligi finali ve Galatasaray-Fenerbahçe maçlarının koşulları birbirinden tamamen alakasız. Biri uluslararası izleyicinin geleceği, taraflarından ikisinin de Türkiye ile bağlantısının olmadığı bir karşılaşma. Diğeri tamamen lokal izleyicinin geleceği
bir maç. Kupa finalinde çıkabilecek herhangi bir olayın, Şampiyonlar Ligi finali ile bağlantısı yoktur ki olsa bile bu derbinin tamamen olaysız tamamlanması da geçmiş örneklere bakılarsa pek mümkün değil. Hatta, Şampiyonlar Ligi final maçının öncesi böyle bir derbiyi o stadda oynatarak, ŞL finalinin büyüsü ve etkisinden faydalanmak suretiyle Kupa finalini olaysız geçirmek de mümkün olabilecektir. Kupa finali bir "prova" muamelesi görürken, diğer yandan ŞL final maçı da olası olaylara en baştan

engel olunması açısından paravan olarak kullanılacaktır. Bu iki taraflı faydalanma stratejisi bence gayet güzel organize edilmiştir.

Şampiyonlar Ligi finali öncesi Olimpiyat Stadının çevre ve yol düzenlemesinin yapılması da o stad açısından önemli bir gelişme. Her ne kadar yıllardır yapılmayanlar yabancılar için gerçekleştiriliyor olsa da sonuç olarak bir eksi giderilmiş olacak.

Bu konuda olumsuz da düşünülebilir ama illa ki bir gariplik aranıyorsa, stadın çevresindeki konutların boyasız olan dış cephelerini mülk sahiplerinin boyaması için İBB tarafından ücretsiz boya dağıtılması da düşünülebilir. Ülkemizin değişmez gerçeği, hem devlet hem de vatandaş olarak kötü şartlarda yaşamayı kabulleniriz ama bunu başkalarının görmesini istemeyiz.

Ülke olarak futbolumuzun içinden şiddeti uzaklaştırmadığımız sürece, çıkan olayları küçümsemek için "ne oldu? Adam mı öldürüldü?" dediğimiz müddetçe, bu tip

büyük organizasyonlar öncesi daha çok provalar yaşamak zorunda kalırız.

Dua edelim de bu tip organizasyonlar içinde hiç bir çalışma yapmadan "bu ülke bu organizasyonun altından kalkar" diyen populist insanlardan daha çok olayları tüm yönleriyle değerlendiren gerekirse "prova" yaptıran insanlar var.

Şampiyonlar Ligi finali de geçer, Federasyon kupası finali de ama yönetici- taraftar-basın üçgeniyle futbolumuzdaki şiddet sorununu tüm hatlarıyla ortaya koyup çözümler üretip, onları uygulamadıkça, dışardan söylenenleri yapmak ve kendimize ve yapabileceklerimize şüpheyle bakmaya devam ederiz.

Milan-Juventus maçı öncesi 80 bin kişinin yanyana maça girip, altlı üstlü tribünlerde maç izlemelerine hayıflanmaya devam ettiğimiz gibi kronikleşmiş sorunlarımıza çare bulmadan "bu millet" söylemlerine de devam ediyoruz ve şaşırtıcı olan bunu uzun yıllar devam ettirebiliyoruz.