Bir Önceki Sayfa

Hagi Real Madrid'e, Marius Lacatuş Fiorentina'ya, Dan Petrescu Foggia Calcio'ya, Silviu Lung CD Longrones'e, Stefan Iovan Brighton & Have Albion'a ve Tudorel Stoica Lens'e transfer olmuştu. Bu dağılmanın ardından 90'lı yıllarda özellikle ulusal arenada yine ufak tefek kıpırdanmalar göze çarpıyordu. 1992-1998 yılları arasında kulüp aralıksız olarak altı kez şampiyon oldu. Bu yıllar boyunca Avrupa'da tek kayda değer başarı ise 1993 yılında oynana Kupa Galipleri Kupası çeyrek finali oldu.

Ve 1998 yılında futbol, diğer sporlardan ayrılarak özerk bir yapı oluşturuldu ve orduyla olan tüm köprüler atıldı. Kulüp, bugün geçerli olan ismini, yani FC Steaua Bükreş'i aldı. Steaua Bükreş bugün Becali başkanlığında yönetiliyor. Kulübün son büyük başarısı 2004 yılındaki UEFA Kupası Yarı Finali oldu. Kulüp bu sezon katıldığı Şampiyonlar Ligi gruplarını Lyon ve Real Madrid'in ardından üçüncü sırada tamamlayarak UEFA Kupası'na katılmaya hak kazandı. Ancak UEFA'da Sevilla'ya elenerek Avrupa macerasına erken havlu attı.

Kızılyıldız: 'Kahramanlar'
Bükreş'in ardından Şampiyon Kulüpler Kupası'nı ikinci bir kez Doğu Avrupa kulübü müzesine götürecekti. Bu kulüp, Sırbistan'ın başkenti Belgrad takımlarından Kızılyıldız'dan başkası değildi. 1945 yılında Belgrad Üniversitesi'nin öğrencileri tarafından kurulan kulüp, yarım asırda Avrupa'nın iki büyük kupası olan UEFA ve Şampiyon Kulüpler Kupası'nı müzesine götürdü. Kurulduğu gün-

den bu yana Birleşik Yugoslavya liglerinde 18, Sırbistan Karadağ liglerinde 6 şampiyonluk kazandı. 50 yılı aşan tarihi boyunca Kızılyıldız futbolseverlere birçok yıldız futbolcu sundu. Sırasıyla Rajko Mitic, Dragoslav Sekularac, Dragan Dzajic, Vladimir Petrovic, Dragan Stojkovic; bu futbolcuların arasında en çok öne çıkanları oldu.

Bu starların yanı sıra 1989-1992 yılları arasında forma giyen Dejan Savicevic de aralarına katıldı. Hatta 1991 jenerasyonundan Vladimir Jugovic, Sinisa Mihajlovic ve Darko Pancev gibi isimleri de efsanelerin arasına ekleyebiliriz. Çünkü o yıl Kızılyıldız,  Şampiyon Kulüpler Kupası'nı müzesine götürerek, devler arenasında başköşeye oturuyordu.

O yıl Kızılyıldız'ın finaldeki rakibi Olympique Marsilya takımıydı. Bu final, aynı zamanda UEFA'nın düzenlediği organizasyonlardaki yüzüncü finaldi. Ancak her iki teknik direktör de savunma ağırlıklı bir oyun tercih edince, sönük bir maç oldu. Ama sonuçta bir kazanan olacaktı elbette. Normal süresi 0-0 biten mücadelede Kızılyıldız penaltılarla 5-3 galip gelerek kupanın sahibi oluyordu.

Kızılyıldız Yugoslavya'nın dağılmasının ardından Sırbistan Karadağ liginde mücadele etti. Dağılmanın ardından birçok futbolcusunu da kaybetmişti ve bir daha hiçbir zaman eski gücüne kavuşamadı. Şu aralar kendi liglerinde Partizan ile şampiyonluk yarışındalar.

 

Bir Sonraki Sayfa
Sayı 7 - İçindekiler - Diğer sayfalara geçiş : 2-4-6-8-10-12-14-16-18-20-22-24-26-28-30-32-34-36-38-40-42-44-46-48-50-52-54-56-58-60-62-64-66-68-70-72-74-76-78-80-82-84-86-88-90-92-94-96-98-100-102-104-106-108-110-112