Bir Önceki Sayfa


Onlar, bir döneme isimlerini altın harflerle yazdırdılar. Avrupa'nın en büyük kulüp organizasyonunda, Şampiyon Kulüpler Kupası'nda zafere ulaşıp futbol dünyasını yeni yıldızlarla tanıştırdılar. Devler arenasında başköşeyi şöyle bir ziyaret edip köşelerine geri çekildiler. Geriye torunlarının hayranlıkla dinleyecekleri hikâyeler bırakarak sahneyi terkettiler. Bu takımlardan Nottingham Forest, Steaua Bükreş ve Kızılyıldız'ın neler başardığını hatırlayan var mı?

Ahmet Yavuz

20'inci yüzyılda yaşanan futbol dalgası II. Dünya Savaşı'na da damgasını vuruyordu. Savaş sırasında diktatörler, devlet adamları ve askeri güçler, zaman zaman futbolu ulusal

kimlik yaratmada güçlü bir araç olarak kullanmışlardı. Cephelerde yapılan maçların galipleri futbolu psikolojik bir zafer elde etmede araç olarak kullanıyorlardı. Siviller ise

 

futbolla biraz olsun nefes alıp, hayatta olduklarını hissedebiliyorlardı. Savaşın ardından Avrupa artık toz dumandı. Çünkü II. Dünya Savaşı'nın en kanlı çatışmalarına sahne olmuştu Avrupa toprakları. Ama bu yıkımın yaralarının en hızlı sarıldığı yer de yine Avrupa oldu. Savaştan önce 'güçlü Avrupa' düşüncesi üzerinde duranlar için II. Dünya Savaşı sonrası oluşan ortam oldukça umut vericiydi. ABD'nin de desteğiyle hızla toparlanan Batı Avrupa'da tek bir güç olma yolunda gelişmeler yaşanıyordu. 1949 yılında kurulan 'Avrupa Konseyi' bu gelişmelerden biriydi. Ve futbol da böyle bir misyonu yükleniyordu. Savaş öncesi ulusal kimlik propagandasında kullanılan futbolun görevi bu kez dostluktu. Avrupa'da yaşanan olumlu gelişmeleri perçinlemenin en iyi yollarından biriydi bu.

Böyle bir ortamda, 1954 yılında, L'Equipe gazetesinin editörlerinden Gabriel Hanot fantastik bir teklifte bulunuyordu. 'Avrupa liglerinin şampiyonlarını bir araya toplayarak bu takımların şampiyonunu ilan etmek.' Fikir oldukça sıcak karşılandı ve 1955-1956 sezonunda 16 Avrupa şampiyonun katılacağı eleme usulü bir şampiyona uygulamaya konuldu. Kupanın ilk sahibi, beş yıl üst üste aynı başarıya imza atacak olan Real Madrid oldu. 1992 yılına gelindiğinde UEFA şampiyonanın formatında ve isminde bir değişikliğe gidiyordu.
'Avrupa Kulüpler Şampiyonası' olan turnuvanın ismi 'UEFA Şampiyonlar Ligi' olarak değiştiriliyordu. Yeni sistemle turnuvaya kendi ülkesinde şampiyon olmayan takımlar da katılabiliyordu.

Devlerin dansı
Yarım asırdan uzun süredir düzenlenen bu turnuvada bugüne kadar 21 takım kupanın sahibi oldu. Bu takımlar arasında Real Madird, kazandığı dokuz kupayla bu sevinci en fazla yaşayan kulüp unvanını elinde bulunduruyor. 2005-2006 sezonundaki son veriler baz alındığında dünyanın en zengin takımı olan Madrid'in ekonomisiyle başarıları arasında doğru orantı kurmak mümkün. Zenginler listesinde ikinci sırada yer alan Barcelona ise


Bir Sonraki Sayfa
Sayı 7 - İçindekiler - Diğer sayfalara geçiş : 2-4-6-8-10-12-14-16-18-20-22-24-26-28-30-32-34-36-38-40-42-44-46-48-50-52-54-56-58-60-62-64-66-68-70-72-74-76-78-80-82-84-86-88-90-92-94-96-98-100-102-104-106-108-110-112