|
 |
Dünya üzerinde spor dallarıyla az çok ilgilenen insanlara 'Wimbledon' dediğinizde akıllarına ilk olarak gelen Londra'nın güneyinde yer alan ve tarihin en ilginç futbol hikâyelerinden birinin yattığı Selhurst Park stadı değil, Pete Sampras, Boris Becker, Steffi Graf gibi isimler oluyor. Ancak dünyanın en prestijli ve en zorlu Grand Slam Tenis Turnuvası'na ev sahipliği yapan bu bölge, geçtiğimiz beş yıl içerisinde
AFC Wimbledon takımının başından geçenlerin ardından
İngiltere'nin gündemine oturdu.
Fırat Topal
|
|
|
1970'li yıllardan sonra İngiltere futbolunda yavaş yavaş adını duyurmaya başlayan FC Wimbledon kulübü 1889 yılında 'Wimbledon Old Centrals' adı ile kuruldu. Kulüp adını Wimbledon bölgesinde kulüp kurucularının eğitim gördüğü okul olan Old Centrals'dan aldı. Okulun yakınlarındaki 'Fox And Grapes' isimli bina, kulüp binası olarak kullanılmaya başlandı. Konuya bu yönden bakıldığında, Wimbledon kulübünün temellerinde Türkiye'deki 'mekteb-i sultani' havasının bulunduğunu söyleyebiliriz.
Kulüp daha sonra 1905'te adını 'Wimbledon' olarak değiştirdi ve stadını da 1912 yılında Plough Lane'e taşıdı. Wimbledon ilk olarak Isthmian Ligi'nde oynamaya başladı (Güney ve Güney doğu Londra takımlarının oynadığı bölgesel lig). Acaba o yıllarda yaklaşık yüzyıl sonra kulübün kaderinin tekrar bu bölgesel ligde devam edeceğini tahmin eden olmuş mudur, bunu bilemeyiz. Ama Wimbledon bu ligde 1960'lı yıllara kadar sekiz kere şampiyonluk sevincini yaşadı ve çeşitli kupalar kaldırdı. Ta ki 1964 yılında kulüp başkanı Wimbledon'ı profosyonel bir İngiliz kulübü yapana kadar. Kulüp böylece Londra'nın batısında ve merkezinde yer alan kulüpler ve birkaç Galler takımının katıldığı Güney Ligi'nde mücadele etmeye başladı. O yıllarda kulüp, sadece güçlü bir oyun karakteri geliştirmekle kalmadı, aynı zamanda İngiliz futbolunda Wimbledon denildiğinde akla ilk gelecek olan bir unvanı da İngiliz kamuoyu tarafından elde etti: 'Crazy Gang' (Türkçe'ye Çılgın Çete olarak çevrilebilir)... Wimbledon bu unvanı futbolcularının saha içinde ve dışındaki saldır-
|
1960'lı yıllarda kulüp,
sadece güçlü bir oyun karakteri geliştirmekle kalmadı, aynı zamanda İngiliz futbolunda Wimbledon denildiğinde
akla ilk gelecek olan bir
unvanı da İngiliz kamuoyu
takdir ediyordu: 'Crazy Gang' (Çılgın Çete)
gan ve maço tavırlarıyla elde etmişti. Bu unvan zaman zaman etkisini yitirse de 1980'li yıllara gelindiğinde takımın elde ettiği başarılar ve takımda forma giyen oyuncuların karakterleriyle tekrar hatırlanacaktı.
Sam Hammam neyin peşinde?
1975 yılı Wimbledon takımı için dönüm noktalarından biriydi. FA Cup tarihinde ilk defa bir bölgesel lig takımı ulusal liglerde yer alan bir takımı deplasmanda yenmeyi başardı. Kupanın üçüncü turunda üçüncü lig temsilcisi Burnley'i deplasmanda yenen ekip, dördüncü turda Leeds United'la eşleşti. Elland Road'dan alınan beraberlikle evine avantaj taşıyan güney Londralı kahramanlar Plough Lane'de 40 bin kişinin izlediği karşılaşmada Leeds United'a kaybederek destanı mucizeye dönüş-türemedi, ancak sonraki yıllarda İngiliz futbo-lunda göstereceği performansın sinyallerini verdi. Ama 1975 yılının dönüm noktası niteliği bu sinyallerle sınırlı değildi. Lübnanlı bir işa-damı Hammam, 1975 yılında kulübü satın aldı.
|
|
|