|
Dünya Şampiyonası'ndaki başarının ardından yurda döndüm. Ve benden 16 yaş milli takımının başında maçlara çıkmam istendi. Kadroları kurup maça çıktım. Ama kötü bir psikolojiydi bu elbette. Kendi kendime mayıs ayına kadar beklemem konusunda telkinde bulundum. Ama doğru ama yanlış, bunlar benim
canımı sıkan konulardır.
Avrupa Şampiyonası'nın ardından Rizespor, Sivasspor, Malatyaspor ve Samsunspor'dan, Dünya Şampiyonası'nın ardındansa Gaziantep ve Denizlispor'dan teklif aldım. Ancak kendilerine sekiz senede kazandığım kariyerimi iki yöneticinin ağzına bakarak kaybetmek istemediğimi söyleyerek teklifleri geri çevirdim. Bu yere tırnaklarımı kazıyarak, hiçbir lobi girişiminde bulunmadan geldim. Bunun kıymetini biliyorum. O yüzden benim için her şeyden önemlisi çalışma koşulları.
Fatih Terim'in Milli Takımlar'ın başına gelmesinin ardından gerçekleşen yeni yapılanmada size bir görev verildi mi, yoksa herhangi bir görev verilmediği için mi ayrılmak durumunda kaldınız?
Dünya Şampiyonası'ndaki başarının ardından yurda döndüm. Ve benden 16 Yaş Altı Milli
|
Takımı'nın başında maçlara çıkmam istendi. Kadroları kurup maça çıktım. Ama kötü bir psikolojiydi bu elbette. Kendi kendime mayıs ayına kadar beklemem konusunda telkinde bulundum. Hiç ağzımı açmadım, içime attım. Bu arada Kıbrıs'ta fair-play ödülü verildi takımımıza. Bunu almaya bile ben gitmedim, başkaları gitti. Ama doğru ama yanlış, bunlar benim canımı sıkan konulardır. Federasyonun kuruluşundan bu yana Dünya Şampiyonası'nda ilk kez böylesine bir zafer elde edilmiş. Bırakın bu zaferi, fair-play ödülünü kazandırmışız. Bunun karşılığı böyle olmamalıydı.
Peki burada sizin suçlu bulduğunuz kim ya da kimler? Federasyon mu, yoksa Fatih Terim mi?
Öncelikle Haluk Ulusoy ve TFF Yönetim Kurulu bana son derece olumlu yaklaştılar, benimle çalışmak istediklerini söylediler. Ancak aynı desteği Fatih Terim'den alamadım. Fatih Terim, Türkiye'nin önemli teknik direktörlerinden biri. Direk olarak onu suçlamıyorum elbette. Aslında ben de milli takımlarda onun yoluna benzer bir yolda ilerliyordum. Hatırladığınız gibi kendisi de genç ekolle birlikte A milli takımın başına geçmişti. O yüzden önümü açabileceğini düşünüyordum. Bunu kendisinden istemedim, sadece bekledim. Mesleki anlamda bana ne düşündüğümü sormadı. O dönemde bana 'çok iyi işler yapıyorsun, 16 yaş milli takımda yeni bir takım kur' denilerek beş yıllık mukavele yapılsa, bu bile teşvik edici bir teklif olabilirdi. Ama maalesef bu bile yapılmadı.
|
|
|
Milli Takım'da aradığınızı bulamayınca İstanbul Büyükşehir Belediyespor'la anlaştınız. Burada aradığınız zemin konusunda nasıl ikna oldunuz?
Büyükşehir Belediyespor Başkanı Sayın Göksel Gümüşdağ, Milli Takım'da görev aldığım yıllarda Futbol Federasyonu yönetim kurulundaydı. Bu vesileyle beni tanıyordu. İlk olarak 2006 yılının şubat ayında benimle çalışmak istediğini söyledi. Kendisi aynı zamanda iyi bir İstanbullu'ydu. Ayrıca kulübün kurumsal bir yapısı vardı. Kendisine şartlarımı söyleyip belli bir zaman diliminde, sabır gösterilmesi halinde başarının geleceğini söyledim. Zaten o da beni tanıyordu. Bugün baktığımda tercihimin doğru olduğunu görüyorum. Sağlıklı bir ortamda çalıştığımı söyleyebilirim.
Bundan sonraki hedefiniz ne?
Büyükşehir'de genç ama tecrübeli bir kadro kurduk. İlk hedefim elbette bu kulübü birinci lige taşımak. Daha sonra milli takımlarda yarım kalan işimi tamamlamak.
Ersun Yanal'ın profesyonel futbolculuk kariyeri sınırlıydı. Belki de bu yüzden kaybetti. Hiçbir kulüple bağlantısı yoktu. Kimse ona sahip çıkmadı. Milli Takım'da bu tür bir sıkıntıdan çekinmiyor musunuz?
Türkiye'de her şey mümkün. Kendimi bu duruma alıştırdım. Tecrübe nedir? Bu ligde diploması olmayanlar teknik direktörlük yaptılar. Herkes de bunların arkasında durmadı mı? Yol vermediler mi? Verdiler.
|
Mesela Moruinho'nun da profesyonel futbolculuk kariyeri yok. Ama bugün dünyanın en iyi teknik direktörlerinden biri. Türkiye'de yasal olarak profesyonel oyunculuk şartı aranıyor. Buna ne diyorsunuz?
Milli takımdayken bazı olaylar yaşadım. Bana hangi milli takımda oynadığımı soranlar oldu birçok kez. Ben hiçbir milli takımda oynamadım.
Bu, Türk toplumunun yapısında var. Tamamen kültürel bir problem. Benim üç büyük takıma karşı olduğum düşünülmesin, ama her şey Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş takımları üzerinde dönüyor. Sezon boyunca kazandığınız parayı iki maçta kazanıyor bu takımda görev yapan hocalar.
Sürekli büyük isimler üzerinde denemeler yaparak büyük paralar akıtıyorlar. O zaman diğer hocaların önü nasıl açılacak? Elbette açılmayacak.
Abdullah Avcı'yla futbol üzerine doyumsuz bir söyleşi yaptık. Kendisi gözlerindeki kazanma hırsı ve futbol sevgisiyle bizi oldukça etkiledi. Dergi olarak gerçekten hayatının futbol olduğunu düşündüğümüz, futbol adına farklı şeyleri yaptıklarına inandığımız insanlarla söyleşiler yapmaya özen gösteriyoruz. Her seferinde de seçimlerimiz, bize anlattıklarıyla haklılığımızı ispatlıyorlar. Abdullah hoca da yeni kulübüyle oldukça iyi yolda ilerliyor. Dileriz ki hakettiği yerlere de en kısa sürede ulaşır. 
|
| |