|

|
2005 yılının Eylül ayına kadar kimsenin dikkatini çekmiyordu 17 Yaş Altı Milli Takımı. Avrupa Şampiyonu sıfatıyla, Dünya Şampiyonası'na gidiyorlardı. O şampiyonada Brezilya'ya kafa tuttular. Öyle maçlar çıkardılar ki, boylarından çok çok büyük. Futbol açlığımızı giderdiler, bütün dikkatleri üzerlerine çektiler. O takımın başında onların değerini herkesten çok bilen biri vardı; Abdullah Avcı.
Tuncay Yavuz
Avrupa 17 Yaş Altı Milliler Şampiyonası şampiyonluğu, ardından gelen Dünya 17 Yaş Altı Milliler Şampiyonası dördüncülüğü.
|
Öncesinde, Galatasaray Paf takımında 1987 doğumlularla yaratılan altın kadro. Tüm bunların mimarı Abdullah Avcı ile kariyeri, milli
|
|
|
|
takım serüveni ve İstanbul Büyükşehir Belediyespor'daki hedefleri üzerine keyifli bir söyleşi yaptık. Söyleşi bize gösterdi ki, Avcı'nın milli takımlarda yapacakları henüz bitmemiş. Biraz da kırgın bir veda olmuş bu seferki. Gençlerin hocası, Büyükşehir Belediyespor'da kendine has üslubuyla işini yapmaya devam ediyor. Büyükşehir yönetiminin verdiği güvenle birlikte tek ideali olan uygun çalışma zemininden memnun. Çünkü bu zeminin başarı yolunda en önemli kriteri olduğunu düşünüyor.
Galatasaray Paf takımı ve 17 yaş altı genç milli takım hocalığı. Hakkınızda bundan fazlasını çok az kişi biliyor. Kariyerinizden bahsedebilir misiniz?
Futbol kariyerime 1979 yılında Vefaspor genç takımında başladım. Forvet futbolcusuydum. Hakan Şükür tarzı. Vefa genç takımından sonra sırasıyla Karagümrük, Rizespor, Kahramanmaraş, Bakırköy, İstanbulspor, Nişantaşı'nda ve son olarak yine Vefaspor'da oynadım. Bu takımlar arasında en uzun süre kaldığım kulüp dört sezonla İstanbulspor oldu. 1999 yılında bıraktım futbolu. Yani 20 yıl sürdü profesyonel futbol hayatım. Futbolu bıraktıktan sonra Ziya Doğan'ın teşvik ve baskılarıyla teknik direktörlüğe soyundum.
Neden böyle bir baskıda bulundu?
"Teknik direktör eksiği var" diyordu bana.
Yanına mı çağırıyordu?
Evet, birlikte çalışmak istediğini söylüyordu. Gerekli lisanslarımı alır almaz İstanbulspor'da
|
Doğan'ın yardımcısı olarak göreve başladım. Daha sonra yine İstanbulspor'da, bu kez önce Metin Türel, ardından Aykut Kocaman'ın yardımcısıydım. Yardımcılıktan daha yetkili bir göreve geçmem gerektiğine karar vererek İstanbulspor Paf takımının başına geçtim.
İstanbulspor'un maddi yönden sıkıntı dönemleriydi o dönemler.
Evet, çok fazla problem vardı. Ama ben İstanbul'da parayı hiç ön planda tutmadım. Ancak yönetim Kurulu öyle bir karar aldı ki üzülerek istifa etmek durumunda kaldım.
Neydi o karar?
İstanbulspor A takımında, özellikle teknik ve idari kadro paralarını tam alırken, yönetim altyapıda bir tasarrufa gitmek istedi. Kendilerine eğer bütün takımda tasarrufa gidilecekse gidilebileceğini, ancak böyle bir mantığın bana çok ters geldiğini söyledim. Gitmemem için baskı yapanlar oldu. Ancak önünü arkasını fazla düşünmeden, belki de hayatımın en radikal kararını alarak kulüpten ayrıldım.
Ve Galatasaray macerası başlıyor.
İstanbulspor'dan ayrıldıktan sonra Malatya-spor'a geçen Ziya Doğan'la görüşmeye başladım. O sırada Galatasaray'dan teklif aldım. Galatasaray altyapısında bir yıl çalıştım. Burada çok iyi bir nesil yakaladım. Kadroda çoğunlukla 84'lü futbolcular vardı. Ama ben 87'lilerle oynadım. Çünkü potansiyelleri vardı. Geleceğe yönelik büyük umut vaat ediyorlardı. Orada kaldığım bir sene boyunca
|
|
|