Bir Önceki Sayfa

Mağlup ama mağrur taraftar marşıdır işbu başlık ve devamındaki "taraftarın senle, üzüntünde sevincinde seninle birlikte" sözleri. Türkiye'de son yıllarda kabuk değiştiren tribünlerin "en büyük taraftar, futbolcular sahtekar" bağırtılarının yerine koymayı başardığı, çok da iyi ettiği tezahürattır.

Ahmet Azaklı

Her ne kadar "yenilsen de yensen de" kelimeleri çıksa da ağızlardan, yendikten değil yenildikten sonra söylenir hep. Zaten "yensen de taraftarın senle" cümlesi Türkçe dilbilgisi kurallarına da uymamaktadır pek, tezahürat yazarken kafiye oturtmaya çalışma işinin azizliğidir, "yensen de" sözleri. "Yenilirsen yenil, biz hep seninleyiz" dir cümlenin anlatmak istediği. Maçı mağlup kapatıp taraftar tepkisinden çekinen futbolcuyu rahatlatan ezgidir; bir sonraki maça daha iyi

motive eder oyuncuyu, takım için de önemli bir güçtür aynı zamanda. Ama kontrolsüz güç, güç değildir her zamanki gibi.

Kaybedilmekte olan bir maçın sonlarında söylenmemelidir mesela. Çok iyi oynayıp şanssızlıkla kaybeden takıma belki, ama mahkum oynayıp mağlubiyeti hak eden, yani kötü bir şey yapan takıma "yenilsen de yensen de taraftarın senle" demek fazla yüz
 

vermektir, arsız sevgiliyi şımartmaktır bir nevi. Takım bilmelidir kötü bir şey yaptığını, maçı kaybetmekten ziyade, sevenlerini kaybetmekten korkmalıdır. "Aslında kötü bir şey yaptın sen, ama ben seni hala seviyorum" mesajı kötü bir şey yapılmaktayken söylenmemeli asla, kaybedilen bir maçın 90. dakikasında ağızlardan çıkmamalı bu tezahürat velhasıl.

Kaybederken alkışlanan takım çok gördük statlarda, yeri geldi alkışlanmasına karşı çıktık. Ancak takım fark yaparak kazandığı halde 90. dakikada "yenilsen de yensen de" diye bağıran, takımını teselli etmeye çalışan kitleyi görmek yeni kısmet oldu, bugünleri de görecekmişiz. Türkiye Birinci Ligi 2005-2006 sezonunun 32. haftasında oynanan Galatasaray - Ankaraspor maçıyla yaşadık bu ilki. Sezonun sondan üçüncü maçı oynanmakta ve son dakikaları 4-0 Galatasaray'ın galibiyetiyle geçilmekteyken, Trabzon'dan gelen Fener'in galibiyet haberiyle iyice azalıyordu şampiyonluk umutları. Ve Ali Sami Yen'i kaplayan hüzün, taraftarların ağzından "yenilsen de yensen de taraftarın senle" sözleriyle dile dökülüyordu.

Şampiyonluğun gittiğini düşünürken bile takımına destek olmak, asil bir davranıştır bir taraftar için. Ama burada durum farklı, bir tuhaflık var hatta.  "Bu tezahüratı neden yapıyorsunuz?" sorusuna verilecek bütün cevap ihtimalleri tıkanıyor bir yerde. "Şampiyonluk gitti ama umurumda değil, senin sevgin ölene kadar" manasına olsa sözler,

"Aslında kötü bir şey yaptın sen, ama ben seni hala seviyorum" mesajı kötü bir şey yapılmaktayken söylenmemeli asla, kaybedilen bir maçın 90. dakikasında ağızlardan çıkmamalı bu tezahürat velhasıl.

şampiyonluk gitmiş değil, umutlar azalmış sadece. Şampiyonluk gitmiş gibi tezahürat yapmak futbolcuları hayal kırıklığına uğratmaktan başka ne işe yarar? diye sormak mümkün. Yok eğer, herşeye rağmen takıma destek amacıyla maça gidilmiş de "biz hala destekçiyiz sana, saldır" mesajı güdülüyor olsa, takım 4-0 kazanmış zaten,



Bir Sonraki Sayfa
Sayı 7 - İçindekiler - Diğer sayfalara geçiş : 2-4-6-8-10-12-14-16-18-20-22-24-26-28-30-32-34-36-38-40-42-44-46-48-50-52-54-56-58-60-62-64-66-68-70-72-74-76-78-80-82-84-86-88-90-92-94-96-98-100-102-104-106-108-110-112