Bir Önceki Sayfa

Aslında mağaza dediğimiz 10 metrekarelik bir alanda, içerisinde 50 yaşlarında, kafasında sarı-yeşil bir bereyle tek başına bir kadının görev yaptığı odadan başka bir şey değil. 15 euroluk atkılardan biri gözümüze ilişiyor. Kısa bir diyalogdan sonra, her ne kadar Hollanda'da birçok Türk yaşasa da içerideki kadın, Hollandalı olmayan birinin ADO'yu desteklemek için bizzat stadyuma gelmiş olmasından oldukça hoşnut görünüyor. Belki de atkının fiyatını 12,5 euroya indirmesinin sebebi budur, kim bilir.

ADO taraftarı gerçekten fanatik mi?
Artık stadın içindeyiz. Pek de sıkı olmayan bir aramadan geçip, elimize tutuşturulan maç bülteniyle beraber koltuklarımıza ilerliyoruz. Stadın dış duvarları gibi içerisi de taraftarların çizdiği ve göze hoş gelen renkli figürlerle dolu. Sahayı ve taraftarları net görebilmemiz açısından yerimizi 25'inci sıradan almış durumdayız. Yani en üst sıranın üç sıra altındayız. Zuiderpark ADO'ya bu sene son kez ev sahipliği yapıyor. Gelecek sene takım kentin diğer ucundaki bir başka stada taşınacak. Ortalama 6 bin 500 seyirciye oynayan Den Haag'ın 11 bin kişilik stadı

değiştirmedeki gayesinin hasılatını artırmak olmadığı kesin.

Yerimize oturduktan kısa bir süre sonra önce protestolar eşliğinde AZ, daha sonra da ADO sahaya çıkıyor. Takımın en sevilen oyuncusu ve kaptanı İspanyol Saavedra tribünlere çağırılıyor. Kısa bir ısınma turundan sonra her iki takım da soyunma odalarını dönüyorlar. ADO Den Haag kulübünün aynı zamanda kulüp logosunda dayer alan leylek figüründen kıyafetini üzerine geçirmiş, yine bizim tabirimizle 'amigo' tribünleri coşturmaya çalışıyor. Solumuzda yer alan kale arkasında da 50 kadar Alkmaar'lı gözümüzden kaçmıyor. Hollanda'nın kuzey ucunda yer alan Alkmaar'dan gelen, ligdeki diğer şehirlere göre daha yakın olan Den Haag kentinin stadyumunda bir avuç AZ'li taraftar... Maçın başlamasına az bir süre kala basketbol maçlarında görmeye alıştığımız bir dans grubu yeşil çimlerde gösteriye başlıyor. Ancak dikkatimizi çeken bir şey var. Ne kadrolar açıklandığı sırada, ne de maç öncesinde herhangi bir anda ADO seyircisinde coşku kırıntılarından eser yok. Hâlbuki biletimizi özellikle en azılı taraftarların olduğu tribünden

 

almadan önce, ADO taraftarlarının sınırları aşan taşkınlık ve fanatizmine dair epey hikâye duymuştuk. Ancak bizzat o taraftarların arasındayken gördüğümüz şey, sessizce maçı bekleyen 10 bin kişilik bir topluluk. İçimden 'uzaktan davulun sesi hoş gelir' diye geçirdiğim sırada takımlar sahaya çıkıyor.

Kanserli futbol
Sessiz kalabalık ellerindeki yeşil ve sarı konfetileri sahaya atıp bayrakları sallayarak biraz olsun hareketleniyor. Kısa bir süre sonra da maç başlıyor. Alkmaar teknik direktörü Luis Van Gaal'i elinde yine not defteriyle bir şeyler karalarken gördüğümüz sıralarda maçın ilk tehlikesini AZ kaptanı Şota Arveladze yaratıyor. Ama Şota beklediğimiz fırsatçılığını bu sefer konuşturamıyor. Üç dakika sonra Martens karşı karşıya bir başka pozisyonu harcıyor. 15'inci dakikadan itibaren artık Alkmaar tandeminin dominant elemanı Jaliens'i sahanın orta sahasında atak başlatırken görüyoruz. Kuzeyli lig ikincisi, bastırdıkça bastırıyor. Bu baskı sırasında birkaç hafta sonra Fenerbahçe'ye karşı tehlike yaratabilecek iki isim sık sık gözümüze çarpıyor. Sağ kanattaki İzlandalı Steinsson ve orta sahada neredeyse her atağa katılan De Zeeuw. Özellikle İzlandalı oyuncu ilk yarı boyunca neredeyse 10'a yakın kanat akını geliştiriyor ama sonuç yok.

Derken 44'üncü dakikayı gösterirken takımın en golcü ismi Koevermans sol çizgiden ceza sahasına dalıyor ve indiriliyor. Hakemin penaltı noktasını göstermesi iki saniye gecikince tribünlerin tepkisiyle sonuçlanıyor.

Arkamızdan bir taraftar hakemin kanser olmasıyla ilgili dileğini iletiyor. Hemen belirtelim; Hollanda'nın tribün kültüründe, hatta gündelik yaşamında kullandığı argo küfürlerin çoğunda 'kanser' lafını duyuyorsunuz. Maç içerisinde de sadece hakeme değil, kendi futbolcusuna, rakip futbolcuya hatta topa 'kanserli' diye hitap eden onlarca seyirciye rastladık. Bu seslerin arasında David Mendes Da Silva topa yavaş yavaş geliyor ve takımını 1-0 öne geçiriyor. Kısa bir süre sonra da devre bitiyor. İlk yarıda biri kaptan Saavedra olmak üzere iki oyuncusunu sakatlıklar dolayısıyla değiştiren ADO, ikinci yarıda tamamen teslim olmuş durumda. Nitekim devrenin başında Koevermans sinsice ön direğe sızıp farkı ikiye çıkarıyor. Artık stadda uzun süren bir sessizlik başlıyor. Derken 76'ıncı dakikada Sırp Oyuncu Rankovic uzaktan attığı bir şutla farkı bire indiriyor. Ancak bu sadece tribünleri iki dakikalık bir süre için oturdukları yerden ayağa kaldırmaya yetiyor, o kadar. Nitekim birkaç dakika sonra ADO'nun ipini çeken gol geliyor. Martens ceza sahasının dışından attığı


Bir Sonraki Sayfa
Sayı 7 - İçindekiler - Diğer sayfalara geçiş : 2-4-6-8-10-12-14-16-18-20-22-24-26-28-30-32-34-36-38-40-42-44-46-48-50-52-54-56-58-60-62-64-66-68-70-72-74-76-78-80-82-84-86-88-90-92-94-96-98-100-102-104-106-108-110-112