Bir Önceki Sayfa

Fair play'i, küfürsüz tezahüratı, tribünden yabancı cisim atmayı bir kenara
bırakın. Bunlar o kadar uzak ki artık bize, Fenerbahçe-AZ Alkmaar
maçında Migros Açık'ta yaşanan olayları gördükten sonra.
Çevresinde birkaç serseri olanın tribünde kabadayı kesildiği bir futbol
kültüründe kimin neyine küfürsüz tezahürat.
13 yaşında çocukların elinde kelebek çakı,
bir diğer gruba sallayıp dururken, üstelik öldüresiye.
Hepsinin üzerinde sarı-lacivert forma varken.
Ve bundan iki yıl once bu kez İnönü Kapalı'da
Çarşı tayfasından biri bir diğerinin kalbine bıçak sokmuşken.
Ve bundan dört yıl önce İzmir'de.
Ve yedi yıl önce Taksim'de iki Leeds taraftarına bir son hazırlarken..
Ve her geçen gün yenileri hazırlanırken.


 

Sorsan ofsaytı tarif edemez. Çift vuruşla serbest vuruş arasındaki farkı bilmez. Aslında haplandığı için Fenerbahçe ile Ankaragücü ya da Kayserispor ile Galatasaray oynasa kendi takımını karıştıracak, tek kuruş kulübe faydası olmamış, maça bedavaya gelmiş bir seyirci türü. Onlar çirkinleştikçe, başlarındaki ne idüğü belirsizler, kulüpten dilenerek aldıkları biletleri karaborsada satarak cebini dolduruyor. Dünya âlem, kime kimin bıçak çektiğini biliyor, ama koca statta 50 bin kişi ve binlerce polis, korkuyla bu sürüyü izliyor.

Size Fenerbahçe-AZ Alkmaar maçından ne kaldı? Fenerbahçe kazansa, sevinebilecek miydiniz? Bir sonraki maçta biraz yolsuzken ya da bilet bulamadığınızdan karaborsadan Migros Açık bileti alıp, maymunlar cehenneminde maç mı izleyecektiniz? 100'üncü yılın en büyük hezimetini bu maçta yaşadı Kanarya. İster ligde şampiyon olsun, ister 24 yıldır alamadığı kupayı alsın hepsi boş. Eyyamcı yöneticiler, mimlenmiş tribünlerin hangi bölümünde hangi psikopatın olduğunu bilip de müdahale etmeyen polis, ürkek valiler olduğu sürece ne ofsaytın anlamı var, ne çift vuruşun sahalarda.

Yapılacak en doğru vuruş, bir röveşata, Migros Açık'tan Kurbağalıdere'ye, İnönü Kapalı'dan boğaza, Sami Yen'den Fulya'ya. Memleketin bilumum stadının dışına yani. Tabii bir de kamuoyunun gözüne gözüne sokmak yaşananları, hasıraltı etmeye çalışanlara inat. Bir an önce, keyfimiz kaçmadan, futbol hayatımız olmaktan çıkmadan.

Şükrü Saracoğlu'nda neler olduğunu kimse bilmiyor
3-3 biten maçın ardından gazeteler manşetlerinde art arda yenen iki gole yanıyorlardı. Ve tur şansını değerlendiriyorlardı spor yazarları köşelerinde. Kendilerini 'spor gazetesi' diye niteleyenler, ancak ayrıntılarda duyuruyorlardı havada uçuşan bıçakları. Oysa Palermo-Catania maçında yaşanan olaylara oldukça ilgili görünüyorduk. Spor bültenleri geniş geniş yer ayırıyordu Sicilya'daki şiddete. Hükûmetin radikal kararlarını yerinde buluyordu herkes. Türkiye'de yapılamayanın herkes farkında gibiydi sanki. Olaylardan sonra suçlu bulmaya gelmişti sıra. Bazı spor programları şahitler getirdi, bazı spor yorumcuları kendi çaplarında suçluları belirledi. Ama önce Fenerbahçe'nin tur şansı konusunda ahkâm kestiler. Hayatları boyunca stada gitmeyenler meydanı boş bulup senaryolar yazıyorlardı.


Bir Sonraki Sayfa
Sayı 7 - İçindekiler - Diğer sayfalara geçiş : 2-4-6-8-10-12-14-16-18-20-22-24-26-28-30-32-34-36-38-40-42-44-46-48-50-52-54-56-58-60-62-64-66-68-70-72-74-76-78-80-82-84-86-88-90-92-94-96-98-100-102-104-106-108-110-112