Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Mart 2005   Hayatım Futbol / Mart 2005
Bir Sonraki Sayfa
Mart ayında Türk Futbolu adına yaşanan iki önemli olay
Mart ayının Türk Futbol Tarihi'nde önemli bir yeri vardır. Tarihimizin ilk büyük başarılarından olan 1954 Dünya Kupası'na katılmamızı kesinleştirdiğimiz maç 1954 yılının Mart ayında oynanmıştır. Yine Lütfen kampanyasıyla ön plana çıkarılmış centilmenlik rüzgarlarının en önemli örneklerinden birini 1930 yılının Mart ayında yaşadık.

14 Mart 1930
Sportmenlik Örneği

Federasyonumuz "Lütfen" kampanyası ile futbolseverlerden sporun ruhuna uygun davranmalarını, tribündeki terörü yoketmelerini istiyor.. Ne kadar başarılı bir çağrı olacak bu bilemiyoruz ama bize göre; tribünlerimizin anarşiden uzaklaştırılması yönünde çaba harcaması gereken kesimlerden biri de sahadaki futbolcularımız olacaktır. En ufak bir çarpışmada kendini yerden yere atan, cezasahası icinde en küçük temastan penaltı uman, hakemle oynayan, rakibine olmadık saldırılarda bulunan futbolcuların elektriği tribünlerimizi de karıştırıyor maalesef..

Oysa bundan tam 75 yıl önce Beşiktaş ile Vefa arasında oynanan maçta gerçek bir sportmenlik örneği yaşanmıştı. Maç 1-1 berabere iken Beşiktaş'tan Şükrü (Erkuş) Bey'in golüyle durum 2-1 Beşiktaş'ın lehine dönmüş maçın hakemi Kemal Halim (Gürgen) Bey hiç tereddütsüz bu golü

saymıştı. Hakem topun santraya konulmasını işaret ettiği anda Şükrü Bey yanına koşmuş ve "Topu elimle kaleye soktum. Gol değil. Değildir Kemal Bey!" diye itiraz etmişti. Kemal Halim Bey bu sportmenlik karşısında genç futbolcuyu tebrik edip teşekkür ederek topu, Vefa kalesinden yapılan serbest vuruşla oyuna sokturmuştu. Yenilen takımın elendiği bir şilt maçında yapılan bu hareket büyük taktir uyandırmıştı. O maç 3-3 berabere bitmiş, ertesi haftaki maçta Beşiktaş Vefa'yi 2-0 yenerek şildin sahibi olmayı başarmıştı..

17 Mart 1954
Türkiye Dünya Kupası'nda

Türk Milli Futbol Takımı 1954 Dünya Kupası eleme maçlarında İspanya ile eşleştiğinde en iyimser olanlar dahi "ümitsiz!" hükmünü vermişlerdi. 6 Ocak 1954 günü Madrid'in Chamartin Stadı'nda oynanan maçta takımımız İspanyol milli takımına 4-1 yenilince ümitler iyice tükenmişti.

İkinci maç 14 Mart 1954 günü İnönü Stadı'nda oynandı. O zamanki kurallara göre gol farkı önemli değildi ve sadece galibiyete bakılıyordu bu biraz umut veriyor olsa da İspanyol ekibinin gücü küçümsenecek gibi değildi. Alman hakem E. Schmeltzer'in yönettiği maça ispanyollar futbol dünyasının en büyük yıldızlarından sayılan Macaristan'dan ayrılarak İspanya'ya yerleşmis olan Kubala'yı sahaya sürerken; Orhan Şeref Apak genç kaleci Turgay Şeren'i takıma koyarken kaptanlık göreviyle birlikte büyük de bir moral veriyordu..

Ay-yıldızlı ekibimiz bu maçta her bölgesiyle, her futbolcusuyla mükemmel bir oyun çıkartmıştı. Maçın daha 16. dakikasında Canavar Burhan'ın attığı golle 1-0 öne geçmeyi başarmış ve bu skoru da korumuştuk. Yüzlerce seyircinin coşkusuyla taçlanan bu galibiyet sonrasında statü gereği tarafsız sahada bir maç daha yapılması gerekiyordu.

3. maç 17 martta Roma'nın ünlü Olimpiyat Stadı'nda yapıldı. 11.dakikada Artecha ile

rakibimiz 1-0 öne geçmişti. Çabuk toparlanan takımımızda yine Canavar Burhan golü bulakta gecikmedi ve 25. dakikada durum 1-1 oldu.

İkinci yarıya İspanyollar hızlı başladılar. Kalemizde üstüste bir kaç tehlike gördükten sonra yine Canavar Burhan'ın sürüklediği atakta, İspanyollar'in markajındaki oyuncumuz ayağındaki topu Suat'ın önüne "Al da at!" dercesine bıraktı ve onun da nefis vuruşuyla 66. 2-1 galip duruma geçmeyi başardık. Ancak 78. dakikada Artecha kornerden gelen bir topu gol yaparak skoru 2-2'ye taşıdı. Maç uzatmaya rağmen 2-2 berabere sonuçlandı. Dünyü Kupası'na gidecek takım artık kura ile belirlenecekti.

FIFA temsilcisi ve iki takımın yetkilileri biaraya geldi. Türkiye ve İspanya yazılı iki kağıt bir kupanın içine konuldu. O sırada bu anı heyecan içinde izlemekte olan bir çocuk seyirci çağırıldı. Franco isimli bu küçük çocuk kupanın içinden çıkarttığı kağıdı çevresindekilere gösterirken bir yandan da bağırıyordu, "Turchia!"...

İmkansız denilen şey gerçekleşmişti ve Türkiye Dünya Kupası'na gidiyordu..