Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Mart 2005   Hayatım Futbol / Mart 2005
Bir Sonraki Sayfa
Herkesin dilinde aynı söylemler. Ortası yok tesbitlerimizin. Ya en yukarıdayız ya en aşağıda. Ne kendimizi en iyi görmekten vazgeçiyoruz, ne de her hüsranda yerin dibine batırmaktan. Önümüzdeki bu çok ciddi yıllar öncesinde başımıza bela açabilecek bir durumla karşı karşıyayız. Artık olaylara daha bilimsel bakmanın ve tesbitleri de eleştirileri de daha dozunda yapmanın zamanı gelmedi mi?

Serdar Özer
Almanyadaki dünya kupasına mutlaka katılmalıyız. Mutlaka katılmayı isterken ortaya konan sebepler, Almanya'daki Türk vatandaşlarımızın yoğunluğuna dayanıyor. Ama işin öbür tarafındaki katılmak için gereken çabayı göstermek ve rakipleri ekarte etmeye pek kafa yormuyoruz. Bu açıdan bakınca da, rakiplere bakıp, dünya üçüncüsüyüz demek kafi geliyor bize.

Aynı sıkıntıyı bu sene 100. yıl sebebiyle Galatasaray da yaşıyor. 100. yılında Galatasaray şampiyon olmalı, evet olsa

hoş olur ama nasıl olacak? İstemek herşeyi çözebiliyor mu? İsteyerek rakiplerin basiretlerinin bağlanmasını sağlayabiliyormuyuz? Benzer kaos 2007 yılında Fenerbahçe'nin başında olacaktır. Ama Fenerbahçe için öngörülen hedef Avrupa şampiyonluğu, neden lig şampiyonluğu yeterli değil pek anlaşılır gibi değil.

Futbolumuzu saran "inanmak ve istemek" tarzı futbol anlayışı ülkemizde 4-4-2'den daha popüler. Sonuca gitmek için gerekenleri yapmamak, aslında yapılması

gereken unsurlardan futbol dışı olanı, yani motivasyonu bir taktik olarak görmek şu aralar herkesçe kabul gören bir seçenek.

Dünyada futbolu seven ve futbol oynayan tek ülke olarak kendimizi görmek yanlışından bir an önce dönüp gerçeklerle yüzleşmemiz gerekiyor artık. Kendi kendimize devler üretip onları bir anda cüce yapmayı da bırakmalıyız. Motivasyonun çalışmakla bir işe yarayacağını, yanlız başına motivasyonla sadece kendi kendimizi yiyip bitireceğimizi görmemiz gerekiyor.

Ersun Yanal'ı bir anda futbol profesörü olarak ilan eden bizler şimdi onun ayağını kaydırmak için elimizden geleni yapıyoruz. Belki Ersun Yanal ilerde çok iyi bir teknik direktör olacak ama onu göreve getirirken söylenenleri daha hak etmemişti. Aynı şekilde kendisine şu aralar yapılan top yekün saldırıyı haketmediği gibi.

Fenerbahçe'nin UEFA kupasından elenmesine herkes çok şaşırdı, o kadar şaşırıldı ki şu aralar günlerini Fenerbahçe'ye yeni teknik direktör ve futbolcular bulmakla geçiren insanlar var. Aslında şaşırılması çok normal bildiğiniz gibi Fenerbahçe her sene Avrupa Şampiyonu veya finalisti olur. Aynı şekilde milli takımımızda bugüne kadar yapılan çoğu dünya kupasına katılmıştır.

Ama maalesef futbol takımlarımızın başında inanmayan teknik direktörler var. Bu inançsız kişiler aynı zamanda da futboldan hiç anlamazlar. Yöneticilerimiz de onları görevlerininin başında tutar. Sebebi de tahmin edilebileceği gibi futboldan anlamamalarıdır.

Futbolumuz önümüzdeki 3 yıl boyunca inanmakla başarmak arasındaki kıskaçta kalacaktır. Umarım bu kıskaçtan futbolumuza dair birşeyler kurtulabilir.