Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Mart 2005   Hayatım Futbol / Mart 2005
Bir Sonraki Sayfa

maç hasılatının kendilerine paylaştırılacağına önem vermişti. Ayrıca Banfieldlı futbolculara da yüksek primler verileceği ve birer 1951 Chevrolet hediye edileceği de Evita tarafından bildirilmişti.

Her şey hazırdı. Ancak Racingli futbolcular son anda fikir değiştirdiler. Ezra Sued adlı Racingli futbolcu o günleri şöyle anlatıyor: 'Geleceğimizi ve taraftarlarımızı düşünmek zorundaydık.' İlk maç 0-0 bitti. 'Enteresan bir maçtı. Stadda 80.000 kişi vardı ve tüm stad neredeyse bize karşıydı. River ve Bocalılar kolkolaydı, Estudiantes ve

Gimnasialilar kardeşti, San Lorenzo ve Huracanlılar rekabetlerini unutmuşlardı.' Ancak Evita gibi onlar da üzülecekti. İkinci maçın 53. dakikasında Racing forveti Mario Boye'nin attığı gol ümitleri söndürüyordu.

Banfield sonrasında düşük liglere geri döndü ve bir daha şampiyonluğa bu kadar yaklaşamadı. Evita ise zaten bu sonucu hemen unutmuştu.

GENERAL FRANCO / İSPANYA

General Francisco Franco gerçek bir futbol fanatiğiydi. Bernabeu'da kaçırdığı maç sayısı çok azdı. Madrid adının önüne Real adını tekrar koyan kişi Franco'dur. Kulübün patronu Kral Alfonso yurtdışına kaçınca kulübün adını Royal Madrid olarak adlandırmak uygun görülmüyordu. Ama 1943'te Franco böyle saçma şeylere gerek olmadığını düşündü ve kulübün adını tekrar Real Madrid yaparak logodaki kraliyet tacını da geri yerleştirdi. Bundan başka neler yaptığı ise birer varsayımdır ve ateşli tartışma konusudur. Barcelona taraftarları, Real Madrid'in tüm kupaları kazanması için Franco'nun her şeyi ayarladığına inanır, ama eğer öyleyse bile izler öylesine temizlenmiş ki, herhangi bir şey hala tesbit edilebilmiş değil.

1950lerde Real Madrid'in Avrupa kupalarındaki başarısı İspanyol halkı için büyük bir gurur kaynağıydı. 1960 yılındaki Avrupa Şampiyonası'nda çeyrek

finalde SSCB ile karşılaşması gereken İspanya'nın maça çıkması Franco tarafından engellendi. Bu karar Avrupa'da alay konusu olmuştu ve ülkede de memnuniyetsizlik yaratmıştı. Ama Franco bunu telafi ederek 1964 turnuvasını İspanya'da gerçekleştirdi ve finalde SSCB'yi yenerek kupayı kazandılar. Parkinson hastalığı iyice etkisini göstermeye başladığında, doktoru Franco'nun moralini yükseltmesi için maçları izlemesinin iyi olacağını söyledi. 1974'te tüm dünya kupası maçlarını izlemeye kararlıydı ancak bunun sonucunda ayağındaki phlebitis büyüdü. Bu alacakaranlık yıllarında tek mutlu anıları toto oynadığı zamanlardı. Haftada iki kez kupon doldururdu ve Francisco Cofran adıyla imzalardı. İki kez de kazanmıştı.

THAN SHWE / BURMA

General Than Shwe zamanının çoğunu uyduya bağlı televizyonu başında spor izleyerek geçiren bir spor hastasıdır. Ama sonrasında getirdiği Thai'ların hiçbirşeyini kullanmama yasağı sayesinde ülkedeki hiç kimse Dünya Kupası'nı izleyemedi.


ALEXANDER LUKASHENKO / BEYAZ RUSYA

Avrupa'nın son diktatörü olarak bilinen Lukashenko diğer politikacılarla futbol oynamaya alışkındı. Ama maçın sonucunu kendisi belirlemeyi yeteneklerin belirlemesine tercih ederdi. Bir keresinde başkan aynı saatte maçı olduğu gerekçesiyle uluslararası bir toplantıya katılmayı reddetti. '50 bin kişi beni bekliyordu, onları düş kırıklığına uğratamazdım' şeklinde bir mazeret sunarak. Lukashenko her zaman futbolu geliştirmeyi diğer işlerine tercih etti. Oğlu Victor bir keresinde Buz Hokeyi Milli Takım hocasını takım seçimi konusunda yumruklamıştı. Hiçbir soruşturma yapılmadı.
FourFourTwo dergisinden çeviri