Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Mart 2005   Hayatım Futbol / Mart 2005
Bir Sonraki Sayfa


NICOLAE CEAUCESCU / ROMANYA

Adını Kremlin'deki yıldızdan alan Steau Bükreş, komünist lider Çavuşesku'nun (ve 80'lerde Steau'nun gayriresmi başkanı oğlu Valentin'in) katkılarıyla 1986'da güçlü Barcelona'yı yenerek Avrupa Kupası'nı kazanmıştı. Hala 'Çavuşesku'nun Çocukları' olarak bilinen kulüp çoğu zaman transferlerini baskıyla, zorlamayla, gelmek istemeyen oyuncuları tehdit ederek yapıyordu. Kimsenin şikayet etme hakkı yoktu. Gica Popescu, 18 yaşında ülkesinin 21 yaşaltı takımının kaptanlığı yaptıktan sonra, Steau'ya transfer edildi. Hiçbir şansı olmadığını biliyordu, eğer reddetse polis tarafından tutuklanacağının farkındaydı. Romanya'nın gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu Gheorghe Hagi de benzer bir şekilde Constanta and Sportul'dan Steau'ya getirildi. Steau ve Dinamo'nun karşılaştığı 1988 Romanya Kupası Finali 1-1 devam ederken iptal edildi ve diktatörün emriyle kupa kendi takımına verildi. Çavuşesku 1989 yılında devirildi ve idam edildi.


SILVIO BERLUSCONI / İTALYA

İtalya'nın en zengin adamı, başbakan Silvio Berlusconi; 1986'da AC Milan'ı satın alıp bir politik platform olarak kullandı. 1993 yılında, partisinin adını Forza Italia yapıp, slogan olarak da bir futbol tezahüratını kullandı. 'Go Italy!'


FIDEL CASTRO / KÜBA

Fransa 98 sırasında, veteran diktatör, Iran'ı ABD galibiyetleri için kutladı ve Brezilya'nın dünya kupasını kazanacağını tahmin etti, ve ekledi: 'Brezilya kazanırsa Küba çok mutlu olacak, gerçekten çok mutlu olacak!' Kuzey Irlandalı Gerry Adams, Castro'yu ziyaret etmek üzere gittiği Havana'da şunları söylemişti: 'Üçüncü dünyadaki problemleri tartıştık, yoksulluğu. Tabii ki Irlanda'daki beyzbol ve futboldan da konuştuk.'

MUSSOLINI / FAŞİST İTALYA

Cliff Bastin, 1933'de Benito Mussolini'yi Roma'da ziyaret ettiğinde, Duçe'nin buluşmayı tamamiyle domine ettiğini belirtiyordu. Mussolini, madalya kazanma delisi, imaj endişesi yüzünden ülkenin en başarılı takımını desteklemesi gereken bir yöneticiydi. Ama bunun yerine o, Kuzey Roma'da güzel, yeşil bir saha olan Rondinella Stadı'nda oynayan Lazio'nun maçlarına çocuklarını götürüyordu. Duçe'nin iktidarıyla geçen 22 yılda, Lazio ne İtalya şampiyonu olabildi ne de İtalya Kupası'nı kazanabildi, hatta özellikle 1930lu yıllarda olmak üzere genelde küme düşmemeye çalışan bir takım görüntüsü çizdi.

Lazio, askeri bir görevli olan Luigi Bigiarelli

tarafından kuruldu. Kuruluşun ilk yıllarında, kulüp askerlerin buluşma noktası gibiydi. Kulübün bayrağı Faşist İtalya'nın fethetmek istediği Yunanistan milli bayrağından esinlenildi. Daha sonraları Faşist lider Italo Foschi, Lazio'yu kendi super kulübü Roma ile birleştirmek istedi. Çünkü Lazio'yu izlerken Foschi, çok rahatsız oluyordu. Telafi etmeliydi.

Diğer kulüp liderleri gibi, Mussolini de takımının iyi bir stadyumu olması gerektiğine inanıyordu. Lazio, 1931 yılında Rondinella'yı terketti. Yeni stadları, Mussolini'nin 1934 Dünya Kupası için hazırlattığı bir modern Colosseum'u andıran 100.000 kapasiteli Olimpico Stadyumuydu. Stadyumun çeşitli köşelerinde hazırlatılmış mermer bloklarda Faşist sloganlar bulunmaktaydı. 'Duce, Duce, Duce! Molti nemici, molto onore!' - 'Çok düşman, daha fazla onur'. Şu anki haliyle Stadio Olimpico, 1952 yılında, Duce'nin ölümünden 7 yıl sonra açıldı, ancak stadyumdaki Faşist giriş korunuyor. Kulüp taraftarları, gürültülü ve ırkçı hallerini sürdürmekteler, Mussolini'ye bağlılıklarını, takımdaki Brezilyalı futbolcuları kovduklarında göstermişlerdi.

Uluslararası alanda ise, Mussolini ağırlığı İtalya'nın Dünya Kupası çalışmalarına verdi. 1934'te kupa İtalya'da oynandı ve Faşist değerlerin bir reklamı olarak kullanıldı. Kupanın resmi posteri, ayağında topuyla ve Faşist selamı vermiş haliyle Herkül'ü göstermekteydi. Mussolini, İtalya'nın bütün maçlarını izledi ve zaferden çok memnun oldu. 1938 Fransa'