Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Mart 2005   Hayatım Futbol / Mart 2005
Bir Sonraki Sayfa
Futbol ve Devlet yönetiminin ayrılamaz beraberlikleri

Futbol her zaman kitleleleri ele geçirmek adına diktatörlerin hedefi olmuştur.. Paul Simpson, Steve Bidmead, Dan Brennan ve Conrad Brunner'in araştırması..

ADOLF HITLER / NAZİ ALMANYASI

Adolf Hitler hayatında sadece 1 futbol maçı izledi, 1 milli maç: 7 Ağustos 1936'da Norveç'e karşı Berlin'în Poststadion'da oynadıkları maçı. Hitler'in yanında Propaganda Başkanı Joseph Goebbels, Luftwaffe'in başı Herman Göring, parti lideri Rudolf Hess ve içişleri bakanı Wilhlem Frick bulunmaktaydı. 6 dakika sonra Norveç golü bulunca olanları Goebbels anlatıyor: ' Führer ajite olmuştu, ben de zaten kendimi kontrol edemiyordum.' 79.dakikaya kadar Almanya baskısı sürmüştü ama Norveç 2. golü de buldu. Golü atan ismin de bir yahudiyi andırması (Isaksen), olayın ilginç bir yanıydı. Hitler derhal stadı terketti.

Büyük ihtimalle başka bir futbol maçı izlemedi; hatta 1938'deki o meşhur dostluk maçını bile. İngiliz takımının maçtan önce selam vermek zorunda bırakıldığı maçı. Almanlar 6-3 kaybetmişti.

Hitler, futbolun ülkesinin imajını kuvvetlendireceğini anladı, kendisiyle aynı

fikirdeki Mussolini gibi. Ama Norveç maçındaki skor, ona futbolun nasıl tahmin edilemez olduğunu gösterdi, kişisel tüm ilgisini kaybetti. Prestiji asla futbolcuların eline birakılamazdı.

COLONEL GADAFFI / LİBYA

Kaddafi, futbola burnunu ilk kez 1999'da Diego Maradona'yı başkent Tripoli'ye çağırarak sokmuş oldu. Sonra Juventus'un % 5.5'i için £ 14m ödedi, Liverpool ve PAOK Salonika ile adı anıldı. Son olarak da 2010 Dünya Kupası'nın Libya'da oynanmasını istedi.

Owen'in imzalı formasını ve Ronaldo'nun imzalı fotoğrafını babası için alan Al-Saadi Kaddafi ise Libya'nın en önemli kulübü Al Ittihad'ın başkanı. Ayrıca Malta kulübü Birkirkara'nın onursal başkanı, Libya Futbol Federasyonu'nun başkanı ve gelecek seçimlerde Confederation of African Football'un başkanı olmayı planlıyor. Bunların yannda İtalya'nın Perugia takımının kontratlı oyuncusu. Takımına kazandırdığı en önemli şey, rakip savunma oyuncularının ondan top almak yerine, geriye çekilmeyi tercih etmesi. (Eski Libya Teknik direktörü Franco Scoglio'nun onun hakkındaki sözleri şöyle: ' Onu birkaç kez milli takıma çağırdım, ama onun futbolculuk yetenekleri hakkında hiçbir şey söylememeyi tercih ederim.') Eski milli oyuncu, Juventusla birlikte antrenmanlara çıktı ve özel olarak ayarlanmış deneme maçı 17 dakikalık bir sertlik maçı olarak eski takımı Al Ahly ile Perugia arasında oynandı.

1996 yılında, taraftarlar Saadi'nin takımı Ahly lehine yapılan hatalardan artık bıkmışlardı ve yuhalama hatasına düştüler. Korumaları ateş açtı ve 2002 Dünya Kupası için olan çalışmalar bir adamının

    

makineli tüfek taşıması yüzünden ertelendi. Libya'da futbol çok öncelikli bir şeydir, diyor Saadi, babasının ülkesinin imajını barışçıl ve eğlenceli gösterebilmek için en önemli araç olduğunu iddia ediyor.

UDAY HÜSEYİN / IRAK

Onun hakkında duyulmuş en ilginç şey, bir dünya kupası eleme maçından sonra milli takım oyuncularının ayaklarının bir kutu içine hapsedilmesini emretmesidir. 1999 yılında, eski milli oyuncu Sharar Haydar Mohamad Al-Hadithi, Kazakistan'a karşı gördüğü kırmızı kart sonrası Uday'ın kendisine işkence yapılmasını emrettiğini açıkladı. Bağdat'taki Al Radaniwa hapishanesine götürüldüğünü, sonra da yaralarının iyileştirildiğini de ekledi. Ekim 2000'de Asya Kupası'ndan elenen milli takımın 3 oyuncusu hapishaneye götürülüp dövüldü. 2001 yılında, Saad Keis Naoman, Avrupa'ya transfer olan başka bir oyuncu, kendisine işkence yapıldığını iddia etti. Başka iddialara göre de Uday ve adamlarının futbolculara çeşitli ceza şekilleri olduğu ve bir kaos sonrasında, Uday'in helikopterle sahaya inerek, adamlarıyla birlikte, Anti-Saddam tezahüratları yapan bir gruba ateş açtıkları belirtiliyor.