Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Mart 2005   Hayatım Futbol / Mart 2005
Bir Sonraki Sayfa

Kajganiç 21 kasım 1977 günü dönüş yolunda Trakya'da geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.

Samsun Yasta

Samsunspor kafilesi 20 Ocak 1989 tarihinde Malatyaspor-Samsunspor 1.Lig müsabakasına giderken Havza ilçesinde kafileyi taşıyan kulüp otobüsünün kamyonla çarpışması sonucu Samsunspor kafilesi çok değerli üç oyuncusu ile Teknik Drektörü ve şoförünü kaybetti. Bu elim kazada birçok oyuncu ve kafile üyeleri ciddi şekilde yaralandı.

Bu trafik kazasından dolayı Samsunspor 1988-1989 1.Lig futbol sezonuna devam edemedi, 1989-1990 futbol sezonunda yeniden 1.Ligde oynamaya başladı ancak sonrasında 2.Lige düştü.

Kazada hayatlarını kaybedenler:
Teknik Direktör: Nuri Asan

Futbolcular: Mete Adanır, Muzaffer Badaloğlu, Tomiç Zoran
Otobüs Şöförü : Asım Özkan

... ve Sakaryaspor...

İkinci ligde mücadele ettiği 2002 yılında 7 Eylül günü Sivas'a deplasman maçı için giden Sakaryaspor kafilesinin otobüsü Yozgat yakınlarında kaza yapmış ve bu kazada , genel menajer Aykut Yiğit, Futbolcu Fırat Öndil, masör Cüneyt Çukur, malzemeci Fevzi Erginoğlu şoför Selami Uludağ ve kafile başkani Fethi Gültekin hayatını kaybetmişti.

Takımın geri kalanı ise yaralı olarak kurtulurken Sakaryaspor ve Türk futbol camiası acısını hala taşıdığı bu facia ile sarsılmıştı.

Bir futbol takımının başına gelebilecek en kötü olay bu olsa gerek. Sakaryaspor Kulübü bu tarihten sonra hep bu kazanın izlerini silmeye çalıştı.

Mete Adanır
Muzaffer Badaloğlu
    


Burak Şakarcan

Takımlar hep iki renge sahiptirler, birbirlerini tamamlayan iki renge. Renklerin dünyasıdır futbol. Asalet, başarı, güç, temizlik, hırs. Bütün renklere anlamlar yüklenir, içlerinden kendilerini yansıtması istenen iki renk seçilir ve topun başına geçilir. Bu seçilen renkler taraftarların hayatı olur.

Nasıl ki takımların iki rengi varsa, futbolunda iki önemli rengi var. Birincisi taraftar. İki sevgilidir takım ve taraftar. Seven taraftardır, sevilen takım. Sevdiği uğrunda gözyaşı döken bir sevgilidir taraftar. Sevgilisi için her zaman ve her yerde olan, karşılık beklemeden seven. Sadece yanında olmak için binlerce kilometre yol giden. Sevdasına ihanet etmemek için, hayatını feda edebilecek bir candır taraftar. Günlerce futbolcular gibi maça hazırlanır. Rakibin moralini bozmak için uğraşır, takımını heyecanlandırmak için şarkılar besteler, pankartlar hazırlar şiir gibi. Maç, evi dediği kendi stadındaysa da gider, upuzun yollara düşüp misafirde olur takımıyla beraber. Takımı kazandığında bir köşeye çekilip uzaktan izler öylece. Ona

ihtiyaç yoktur. Ama ya yenilgide. En öne çıkar, yenilgiyi unutturmak, savaşı kaybetmiş takımına yeni savaşlar için güç vermek için atılır.

Futbolun diğer rengi de yıldız futbolculardır, yetenekli yıldız futbolcular. Yaptıkları hareketler, attıkları goller seneler sonra bile hatırlanan yıldız futbolcular. Sahaya çıktıklarında yürüyüşlerinden bile futbolcu olduğu belli olabilen yıldızlar. Küçük çocukların takım aşklarına önayak olur bu futbolcular. Çok kişiye babası bu efsanelerin isimlerini verir. Ahmet'in Fenerbahçe sevdasında renkler kadar Rıdvan'ın; Michel'in Real aşkının arkasında da Raul'un mutlaka payı vardır. O isimleri kendine vererek küçük çocuklar sokaklarda, sahalarda topun peşinde koşarlar. Onlar göz zevkidir. Onlar rakipleri sahaya çıkmadan yenmede en etkili silahtır. Onlar parladıkça seyirci stadlara koşar, futbol zenginleşir. Futbolu bu kadar izlenilir kılan da bu zenginliktir işte. Yeteneklerin savaşıdır futbol, yeteneklere göz açtırmak istemeyenlerin yeri yoktur, ne yıldız futbolcuları küçültmek isteyen teknik direktörlerin, ne de hiçbir zaman büyük bir yıldız olamamış ve bunun kıskançlığıyla yıldızları karalamaya çalışan eski sporcu-yeni yorumcuların.

Başta iki sevgiliye benzetmiştim taraftarları ve takımları. Yıldız oyuncular da takımların gözleridir, taraftarı kendine çeken, bir bakışta aşık eden, izledikçe hayran bırakan, zamanı unutturan, hayat veren. Taraftarlara, yıldızlara ve futbola merhaba.