|
Eski Milli Futbolcu İsfendiyar'dan gündeme bakış
|
 |
 |
Milli takım'ın bir takım maçları oldu, kah bir kısmını seyrettim kah başka işlerim çıktı gazeteden dakikalarına baktım. Ama şunu gördüm ki bu yeni hocayla ki o kadar da yeni değil bunlar Çin'e falan maç yapmaya gittilerdi. |
Hakan Şükür'le kolkola girmişlerdi. Hakan Şükür dedim de aklıma birşeyler geldi onları da daha sonra anlatıcam.
Şimdi ben şunu gördüm ki biz bazı maçları kaybettik. Hele sarı tabir ettiğimiz Ukranya'da oynayan çocuğun gol attığı maç vardi, hangi takımdı hatırlamıyorum. Hatırlayınca bu köşeden sizlere yazar, bilgilendiririm.
İşte o maçta yenilmemizden anladım ki biz Almanya'ya gidemeyiz. Yani sen ben istersek gideriz ama milli takım gidemez. Almanlar vize uyguluyor ama benim orda yeğen var beni yanına istek yaptırıp aldırıyor. Bu almanların bir hurubeş vardı onu da başka bir yazımda anlatırım. Onu diyordum Almanya'ya gitmemiz şu an imkansız gibi yani çok da imkansız değil ama çok zor diyebiliriz. Benim kanaatimce gidemeyiz. Sebeplerini de bir bir irdeleyeceğim.
|
Bu Ukranya ile maç yaptığımızda ben dedim biz bunları yeneriz, fark atarız gibi geldi. Aldım bol sulu rakımı, layt peynirimi kuruldum televizyonun karşısına. Reklam falan derken maç başladı. Bir de ne göreyim biz nasıl saldırıyoruz, nasıl bir ataklar var aklınız durur. Yahu ondan sonra bu Ukranya bir gol atmaz mı? Ondan sonra bir daha atmazlar mı? Attılar, bir gol daha attılar sanki, sonra maç 3-0 gibi bişey oldu. Aslında bizim literatürde 0-3 diyebiliriz, çünkü Ukranya bizi deplasmanda yendi. Biz bu şekilde turnuvaya kötü bir başlangıç yapmış olduk. Aslında biz önceden de maç yapmıştık, yani turnuvaya başlangıcı evvelden yapmıştık. Şimdi gelelim diğer maçların analizlerine, analizleri yaparken oyuncularımızın performanslarını da irdeleyelim.
Gürcistan maçında son dakikalarda gol
|
|
|
 |
yediğimizden o maçı saymıyorum. Arçil vardı Şota vardı berabere kaldık. Bence bu Gürcü takımıyla berabere kalmak iyi sonuç. Ondan sonra Yunanlılara stadı dar ettik, derken Nihat vurdu, başkaları da vurdu atamadık diyelim. Bu maçta böyle geçti. Haaa yok yok şimdi o maçta Sayın Ersun Yenal Hakan'ı yedek soyundurdu. İşte ben bunun peşindeyim neden? Hakan gibi topçun var sen gitmişsin oynatmıyorsun. İşte sevgili okuyucularım memleket olarak bizim eksiğimiz bu. Böyle önemli bir topçuyu sayın Yenal oynatmıyor ve bizim medya napıyor? Evet soruyorum napıyor? Susuyor. Bugune kadar "Hakan gibi topçu neden oynatılmaz, bu şerefsizlik değil mi?" diye soran, bunları yazan bir gazete gördünüz mü? Göremezsiniz. Şimdi bu konuyla ilgili bir anımı anlatıcam, sene kaçtı hatırlamıyorum 1956 mıydı? 1961 miydi tam hatırlamıyorum ama bizim Sami'nin büyük oğlu doğmuştu o sene. Yoksa sünnet mi olmuştu? Neyse bizim hoca vardı Kemal Hoca, bir de bizim Melik vardı. Uzun boylu çocuktu Melik allah rahmet eylesin. Bizim Kemal Hoca kısa boyluydu, Melik ise çok uzundu. Hatta biz ona "uzun" derdik. Bu lakabı ben bulmuştum ona. Neyse Kemal Hoca, Melik'e sinir olurdu onu oynatmazdı. Melik'te ona küfür ederdi ama hocanın olmadığı zamanlarda.
İşte bence Hakan sorununun çözümü burdadır. Burda, konuyu şuanki kişilere uyarlarsak Kemal hoca Ersun, Hakan da Melik oluyor. Şimdi kafanızda şimşekler çıktığını görür gibiyim. İşte bu sorunun
çözümü burda. Hakan devamlı "ben
|
uzunum kafa toplarına da vururum" derse Ersun Hoca da insandır üzülür. Bir nevi olayı kendisine terbiyesizlik olarak zanneder. Bence Hakan "vay anasını topa yetişemedim çok yukardan geldi" gibi şeyler dese antrenmanlarda. Ya da yerden gelen topa vuramasa, "yuh kafa toplarında etkiliyim ama yerden çok kazmayım, allah bir yerden alıp bir yerden veriyor, devede de boy var" gibi şeyler dese Ersun Hoca belki de onu alacak takıma koyacak, belki de takımın bir nevi ası olacak Hakan Şükür. Bugün Hakan Şükür'ler kolay yetişmiyor sevgili okuyucularım. Birşey ne kadar uzunsa o kadar zor yetişir. Mesela Diyarbakır karpuzu da zor yetişir? Peki neden çünkü uzun.
Gelelim Polonya maçına ??? yok değil Danimarka maçına gelelim, kırmız beyaz formalılar. Şimdi o maçta neredeyse maçı alacaktık ama kırmızı kart gördüler derken balık bir gol attılar. Ondan sonra bir yüklendik ki sormayın. O gün biz Hilmi'lerdeydik. Hilmi bir ara uyukladı, ama ben uyumam sebebi de siz okuyucularıma olan saygımdır. Uykum mu geldi misal, maç zevsiz geçiyorsa hemen hanım bana bir çay doldurur. Ama açık çay içerim, sebebi de yılların kafama beyaz beyaz yağması değil, benim gençliğimden beri açık çay sevmemdir. Amatör'de topçuyken de bana "paşa" derlerdi, paşa çayı içiyorum diye ama ben sıhhatim için yapıyorum bunları. Ha onu diyordum, şimdi Nihat attı bir tane derken berabere kaldık ve geldik Ukranya maçına.
|
|