Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Mart 2005   Hayatım Futbol / Mart 2005
Bir Sonraki Sayfa

Büyüklere karşı genelde önemli başarıları var. Şampiyon Galatasaray'ı Denizlispor'la İstanbul'da 1 puana zorlarken de, Ankaragücü ile Galatasaray'ın şampiyonluğunu elinden alırken de, Gençlerbirliği ile Fenerbahçe'yi kupa yarı finalinde İstanbul'da 4-2 yenerken de hep oynattığı futbollar alkış aldı.

Ama yine sorunun başlangıç noktasına dönüyoruz. Milli takım tüm bu kulüp takımlarından çok farklı bir platform. Yani gelen oyuncuların moral durumlarını, fizik durumlarını kampla geçen 4-5 gün içerisinde tam olarak anlayamamanız mümkün olabilir. Sonuçta karşınıza gelen oyuncular da kalite olarak önemli yerlere gelmiş isimlerden oluşuyor ve Ersun Hoca bu tarz oyuncularla da çok fazla çalışmadı. Bu da karşımıza önemli bir sıkıntı çıkarıyor. Ersun Yanal ve Milli takım ikilisinin birbirini tam olarak sindirebilmeleri için zamana ihtiyaç var.

Sıkıntılı kısım ise şu. 2004 başarısızlığından ve Dünya üçüncüsü sıfatıyla katılabileceğimiz 2006 Dünya Kupası'nın,

evimiz sayılabilecek Almanya'da oynanacak olması sebebiyle bu kupaya katılmak şart. Ancak grubumuzda bulunan takımların biz de dahil en az 4 tanesi bu turnuvaya rahatlıkla katılabilecek düzeyde. Yani ikinci tura çıkması bile çok rahat olarak gösterilebilecek 4 takım aynı gruba düşmüş durumda. Grup seribaşı olarak böyle bir kura çekmemiz talihsizlik olarak görülebilir fakat hemen belirtmeliyiz ki, ne olursa olsun Türkiye bu takımların arasından çıkabilecek düzeyde bir takım. Üstte bahsettiğimiz beklenmeyen sorunlar ise bu yolda önümüze taş koyabiliyor.

Ersun Yanal'ın bu konuda elinde net çözümleri olmadığını düşünebiliriz. Tabi bütün suçu hocaya yıkmadan önce, bu yolda Türkiye'deki futbol çevrelerinin herhangi yapıcı bir eleştiride ya da icraatte bulunup bulunmadığını da tartışmalıyız.

Aylardır, kısır oyuncu-antrenör çekişmeleriyle milli takımın hücum hattını oluşturan Türkiye Gol ve Asist Kralı Fatih Tekke'ye, İspanya Ligi'nin golcülerinden Nihat Kahveci'ye, sezonun başarılı oyuncularından Necati Ateş'e, Şampiyonlar Ligi'nde 5 gol atmış Tuncay Şanlı'ya haksızlık edildiği niçin hiç düşünülmüyor mesela? Ya da takımın oynamaya çalıştığı oyun, yapılmaya çalışılan niye görülmüyor? Sıkıntının gol atamamak olmadığı çok belliyken ve ülkede gözle görülür bir savunma oyuncusu sıkıntısı varken niçin yapay kavgalar, suni savaşlarla Türk futbolunun geleceği göz göre göre harcanıyor?

Gelecek diyoruz, çünkü elimizde gerçekten dünyadaki pek çok ülkenin tek tek sahip olmak isteyeceği, dünyanın pek çok kulübünde forma giyebilecek oyuncular var. İşin en güzel tarafı ise bu oyuncuların yaş ortalamalarının da oldukça küçük olması.

Emre Belözoğlu, Gökdeniz Karadeniz, Yıldıray Baştürk, Hamit Altıntop, Tuncay Şanlı, Necati Ateş, Fatih Tekke, Nihat Kahveci, Halil Altıntop gibi genç yaşlarına rağmen uluslararası tecrübeleri bile çok yerinde olan başarılı bir hücum hattımız var ve esas sorunun savunma olduğu hep gözardı ediliyor. Ülke olarak üzerine eğilinmesi gereken bu konuyu tartışmaya ne zaman başlayacağımız ise merak konusu.

Bir de eleştirilerin diğer odak noktasına bakalım. Başta da belirttiğimiz üzere bir camianın sahiplenmediği bir hoca Ersun Yanal. Buna rağmen, artık klasikleşen Türk yaygaralarında görüldüğü gibi en çok

oyuncusunu çağırdığı takıma kapak atmak için bunu yaptığı söylenmekte. Bu tarz ucuz ve basit söylemlerle bir milli takım hocasını küçük duruma düşürmek ne derece doğru, bunu tartışmalıyız.

Sadece ortaya bir şeyler atıp alternatifini sunmamak bu ülkede prim haketmemeli. Bir takımdan çok oyuncu çağırılıyor, yanlış bu demek çözüm değildir. Bahsedilen oyunculardan hangilerinin yerine aynı mevkide oynayacak hangi daha iyi oyuncular çağrılabilir, o uzun süreli tartışma programlarında, sayfalar süren internet forumları tartışmalarında, gazetelerdeki köşe yazılarında bunlara çözüm düşünülmelidir.

Soruna hala Ersun Yanal'ın futboldan bağımsız kişiliği olarak bakıyoruz, umarım bir gün de oynattığı futbolu anlamaya çalışan ve hatalarını birer birer ortaya koyan gündemle karşı karşıya kalırız. Söz konusu olan Türk Futbolu'nun geleceği. Biraz daha hassas olmak gerekmez mi?