|
Peki taraftar gözüyle durumu değerlendirmeye çalışırsak...
Taraftar, dünyanın her yerinde aynı... Taraftarın dinamizminde basının da büyük rolü var. Basın, taraftarı takımın önüne geçirdiği zaman caima için çalışan insanlar büyük sıkıntılar çekebiliyorlar. Çünkü taraftarın beklentileri yolundaysa, takım iyi sonuçlar alıyorsa her şey yolundadır. Taraftar, mutludur. Ama taraftarın asıl görevi, takımlarının kötü oynadığı, futbolcularının performanslarının düştüğü anlarda sahneye çıkmaktır. Futbolcular yeteneklerini ancak kendilerini rahat hissettiklerinde sergile-yebilirler. İşler kötü gittiğinde taraftar varlığını hissettirebilirse, işte o zaman futbolcu içinde bulunduğu kötü durumu iyiye çevirebilmek için
|
Bir 81-82 kadrosu vardı ki, beni Ümit Milli Takım kariyerim boyunca en çok heyecanlandıran kadroydu bu. Hatta öyle ki, bu takımdan 10 futbolcu 79-80 kadrosunda da oynamıştı. Bu kadro aynı zamanda Türkiye'yi de heyecanlandırdı.
uğraşır. Bu ilişkileri düzgün bir eksene oturtamazsanız, orada sıkıntılar başlıyor.
Böyle bir tablo Türk kültüründen ya da kültürsüzlüğünden mi kaynaklanıyor?
Maçlara binlerce insan gidiyor. Bu insanların büyük bir bölümü gerçekten iyi niyetli ve düzgün insanlar. Ancak bu grup içerisinde yer alan lider kılıklı birkaç kişi, insanların iyi niyetlerinden faydalanarak ses getirebiliyor, kötü niyetli hedeflerine rahatlıkla ulaşabiliyorlar.
Levent Bıçakçı döneminde Ümit Milli Takım'daki görevinizden ayrıldınız... O dönemde basında federasyona kırgın olduğunuz yazıldı çizildi. Yine basında milli takımlardan beklentilerinizin farklı olduğu yönünde haberler yer aldı. Bunlar ne kadar doğruyu yansıtıyordu?
Elbette herkes, bir kurumda görev yaparken o hiyerarşik yapı içersinde bir üst görevi temenni eder. Ancak burada ciddi bir kırgınlık
|
| |
olmadı. Sadece şunu söyleyebilirim, Haluk Ulusoy'dan gördüğüm ilgiyi, alakayı Levent Bıçakçı'dan göremedim.
Ümit Milli Takım'da uzun yıllar görev yaptınız. Yönettiğini kadrolar içinde sizi en çok heyecanlandıran kadro hangisiydi?
1977-78 doğumlulardan kurulan Ümit Milli Takım'da, Emre, Yıldıray, Nihat, Ahmet Dursun, Emrah, Serkan Dökme gibi Türk futboluna halen hizmet etmekte olan futbolcular vardı. Bu dönemden gayet iyi oyuncular çıktı. 78-79 dönemindeyse daha kaliteli oyuncular vardı. Hüseyin, Selçuk, Kemal, Gökdeniz, Tayfun Seven, Mehmet Yozgatlı gibi. Ardından bir 81-82 kadrosu vardı ki, beni Ümit Milli Takım kariyerim boyunca en çok heyecanlandıran kadroydu bu. Hatta öyle ki, bu takımdan 10 futbolcu 79-80 kadrosunda da oynamıştı. Bu kadro aynı zamanda Türkiye'yi de heyecanlandırdı. Bu kadroda yer alan futbolcular Türk
|
futboluna büyük hizmetler vereceklerinden emindim, ki öyle de oldu. Volkan, Aykut, Servet, İbrahim Toraman, Serkan Balcı, Fatih Sonkaya, Halil-Hamit kardeşler, Hüseyin, Sinan Kaloğlu gibi... Biz bu takımla Avrupa şampiyonası eleme gruplarından çıktık ancak şampiyonada şansız bir şekilde elendik. Oysa, bu takımın Avrupa şampiyonu olabileceğine bile inanıyorduk. Biz bu altı senelik periyot içerisinde hiç bahsedilmeyen ümit milli takımından 50 bin kişinin seyrettiği bir takım yarattık. Bu yaratım sürecinde aslan payı Haluk Ulusoy'un. Altyapıya büyük önem verdi. Biz de kendi adımıza büyük rotasyonlar sağladık. Bu rotasyonda yine Gündüz Tekin Onay, Mustafa Denizli, Şenol Güneş ve Erson Yanal'ın büyük desteği oldu. Bugün A Milli Takım açıklandığında kadroda yüzde 60-70 oranında bizim oyuncularımız var. Bu tablo, gurur veriyor.
Peki 81-82 kadrosu bir anda neden dağıldı? Fenerbahçe o takımdan birkaç oyuncu transfer ederek o nesil bir araya getirmek istedi belki de... Ama sonuç hüsran oldu. Bunun nedeni neydi?
Biz o takımı kurduğumuzda misal bazı futbolcular İstanbulspor'da, bazıları Sakaryaspor'da oynuyordu. Sağlam karaktere sahip olmalarına rağmen bu rotasyon içinde sıkıntıya düştüler. Selçuk İstanbulspor'da bir sezonda 35 maç oynarken, A Milli Takım ile birlikte Fenerbahçe'de 60-65 maç oynamaya başladı. Bir de bazı futbolcuların kendi takımlarındaki örf ve adetleri milli takıma geldiklerinde değişti. Böylesine bir tempoya
|
|
|