Bir Önceki Sayfa

Dolayısıyla kış şartlarında oynanacak maçlara, deplasman takımlarının ulaşabilmesi bir yana, seyircilerin gitmesi bile sorun. Üstelik söz konusu olan sadece Doğu Anadolu değil. Daha bir kaç yıl önce İstanbul'da 80 bin kişilik Atatürk Olimpiyat Stadı'nda, bu ülkenin en çok taraftarına sahip takımlarından birisinin lig maçı sadece 150 taraftar önünde oynandı. Budur bu ülkenin gerçeği...
Benzer şartlar, 'merchandising' için de geçerli. Bizdeki forma, atkı, bere vs lisanslı ürünlerin satış rakamlarıyla, İngiltere, İtalya, Almanya'yı kıyaslamak mümkün olabilir mi? Talep, ürün başı fiyat ve toplam gelir açılarından uzak ara gerideyiz. Yine bu alanda Fenerbahçe SK, bu ülke için önemli bir rakama ulaşmış durumda yapılan açıklamalara göre... Yine de büyüklerin çok gerisindeler hâlâ.

O halde şu rahatlıkla söylenebilir ki, maç günü ve 'merchandising' gelirlerinde giderek büyüyen bir fark oluşuyor bizim kulüplerimizle, G-14 ya da G-18, her ne ise, onlar arasında. Sadece onlarla da değil, onlarla aynı liglerde oynayan, ama G-14 üyesi olmayan diğer birçok kulüple de... Örneğin Tottenham Hotspur, G-14 üyesi değil, ama gelirleri hiç de azımsanmaz. Çünkü müşteri kitlesi zengindir. Chelsea bile G-14 üyesi değildir aslında. Gerçi onları bu yazının konusu arasına almak ne derece doğru, tartışılır tabii...

Ya naklen yayınlar, sponsorluklar...?
Kulüplerin bir diğer önemli gelir kalemi de TV yayın gelirleri. Bizim ülkemizde TV yayın ihalesi, havuz sistemi vs çok tartışılmıştır, ama sonuçta da aslında bu ülke için pek de fena sayılmayacak bir rakama bağlanıldı bu ihale. Yine de bu rakamlara, G-14 üyesi kulüplerin ülkelerinde gülüp geçerler herhalde.
Sponsorluk gelirleri de önemli elbette. Forma

 

AIG firmasının Manchester United'a, Gazprom'un Schalke 04'e ödediği bedeller ile Avea'nın ülkemizin en büyük kulüplerine ödediği ücretler karşılaştırılabilir mi? Nike firmasının, Manchester United'a ödediği bedel ile Adidas'ın Fenerbahçe'ye ödediği rakam arasındaki korkunç fark göz ardı edilebilir mi?

reklamının satışı, formanın üreticisinin kulübe ödediği bedel vb gelirler, kulüpler için oldukça önemli. Peki forma reklamı için AIG firmasının Manchester United'a, Gazprom'un Schalke 04'e ödediği bedeller ile Avea'nın ülkemizin en büyük kulüplerine ödediği ücretler karşılaştırılabilir mi? Nike firmasının forma üretim hakları için Barcelona'ya, Manchester United'a ödediği bedel ile Adidas'ın Fenerbahçe'ye ödediği rakam arasındaki korkunç fark göz ardı edilebilir mi? Neden böyle peki? Fenerbahçe taraftarı Barcelona taraftarından daha mı az?
Belki öyle, belki değil. Ama burada nicelik değil, nitelik önemli. Nicelikse önemli olan, belki Çin'deki bir futbol takımının daha çok taraftarı olabilir. Ama anlam ifade etmemektedir nicelik.

Pazarlama ve pazarını batırma

Kendileri giymek için almıyorlar elbette bu formaları satın alanların çoğu. Çoğu, ya

çocuklarına ya arkadaşlarına hediye edecekler. Peki neden FC Barcelona forması anlamlı, neden Ronaldinho ya da Messi'nin biblosu anlamlı da, Arda ya da Tuncay biblosu çok az sayıda satıyor bu ülkede? Neden Fenerbahçe ya da Trabzon taraftarı insanlar çocuklarına ya da kendilerine FC Barcelona forması alıyorlar? Çok mu güzel o forma? Belki güzel bulan da vardır da, ondan değil tabii ki. İyi pazarlanıyor da ondan.
Forma, kulüp, oyuncular, stadyum, kısacası her şeyiyle çok iyi pazarlanıyor tüm dünyaya. Biz ne yapıyoruz? Mantıklı olmayan hedefler koyup, sonra da paramparça ediyoruz, yerin dibine sokuyoruz bu ürünü. Ve yerin dibine soktuğumuz, bir yıl boyunca değersiz paçavra diye tanımladığımız bu ürünün, bir sonraki sene birden bire patlama yapıp, göğe yükselmesini bekliyoruz.
Hep masal peşinde koşuyoruz kısacası. Elbette spor bu ve bazen bir külkedisi peyda oluverebilir. Ama külkedileri bile gerçekle yüzleşmek durumunda kalırlar sonunda...


Bir Sonraki Sayfa
Sayı 8 - İçindekiler - Diğer sayfalara geçiş : 2-4-6-8-10-12-14-16-18-20-22-24-26-28-30-32-34-36-38-40-42-44-46-48-50-52-54-56-58-60-62-64-66-68-70-72-74-76-78-80-82-84-86-88-90-92-94-96-98