UEFA ve FIFA geçtiğimiz beş yıl içinde ülke futbollarının gelişmesi için kulüplerin ekonomik istikrarının çok önemli bir etken olduğunun altını çizen bir dizi önlem aldı. Özellikle kulüplerin maç günü gelirlerini etkileyen 90 dakikalık süre dışındaki etkenlerin öneminin bir hayli arttığını gördük. Genel olarak bakıldığında maç günü hasılatı, merchandising ve catering olarak adlandırılan maç günü kulüp mağazalarından yapılan satışlar ve reklam gelirleri, aslında aynı noktada birleşiyor; bu gelirleri elde etmeyi hedefleyen takımların sahaya çıkardıkları takımın bir önceki seneden ne kadar daha heyecan verici olduklarında... Kulüplerin bunu kanıtlamalarının en kolay ve kestirme yolu ise transfer. Ancak Türk futbolu ve özellikle üç büyükler maalesef son yıllarda verdiği örneklerle akıllı transfer politikaları, yurt dışında futbolcu yetiştiren ülkelerde kurulan scout mekanizması, futbolcu ücretlerindeki denge gibi konulardan hiç nasiplerini almadıklarını gösterdiler.
Biz de bu fiyaskoların 'transfer politikaları ayağından yola çıkarak 'en'leri seçtik... Hemen belirtmekte fayda var; bu fiyaskolar, futbolun ticarete dönüştüğü, Federasyon'un özerkleş-mesinden sonraki süreçten seçme...
1- Osvaldo Nartallo (Beşiktaş)
Hafızalardan silinmeyen bir tablo; Fotospor gazetesinde yayınlanan fotoğraflarda yeni Kempes olarak lanse edilen Nartallo, transferinden bir gün sonra Fulya tesislerinde basın mensuplarının önünde top sektirmektedir. Ama rivayet odur ki, hiçbir denemesinde beş sektirmeden öteye geçemez. Kariyerine San Lorenzo takımında başlayan ve Orlando Pirates, Angelos de
|
Puebla, Granada gibi takımlarda oynayan Osvaldo Nartallo, Türk futbol tarihi ve Beşiktaş adına izlediğimiz en ilginç futbolcularından biriydi. Dededen gelen İtalyan kanı sebebiyle kısa sürede Serie A'ya transfer olacağını her fırsatta dile getiren Arjantinli oyuncunun Beşiktaş'tan ayrılışı, çizme istikametine değil Petrolofisi istasyonuna doğru olmuştu. Nartallo, oynadığı sezon Beşiktaş'ın en golcü oyuncu-larından birisi olmuştu, ama attığı gollerin yarısının boş kaleye, geri kalan yarısının da burun, kalça, diz, sırt gibi ayak dışı organlarla atılmış olması ilginçti. Ancak yine de oynadığı sezon Fenerbahçe'ye her iki maçta da 2-1 yenilen Beşiktaş'ın iki golünün de sahibi olması, hele bunların arasından Kadıköy'de attığı golün Beşiktaş kariyerin-deki en güzel gol olması da dikkat çekicidir.
|