Bir Önceki Sayfa

devraldığı Reutlingen takımını da 1999-2000 sezonun sonunda 2'nci lige çıkarmayı başarırken, 3'üncü ligde 102 gol ve 87 puanla hâlâ ulaşılamayan bir rekor kırdı. Antrenörlük kariyerindeki ilk üç durağında takımlarını bir üst lige çıkarmayı başardıktan sonra, o dönemin Bundesliga ekibi Rostock'un başına 2001-2002 sezonun devre arasında geçti. Yine devre arasında bu sefer 2002-2003 sezonunda ailevi nedenleri belirterek, kendi isteğiyle Doğu Almanya'dan ayrıldı ve doğum yeri olan Augsburg'a gitti. Orada bir sezon daha görev yaptıktan sonra bir buçuk senelik tatiline başladı.

Gençler, yüzünü kara çıkarmadı
Son yıllardaki atılımıyla Almanya futbolu, uykuda geçirdiği son 10-15 seneyi bir kenara bırakıp yepyeni genç bir neslin meyvelerini yavaş yavaş toplamaya başladı. Stuttgart'ın başarısındaki en büyük payı alan Veh, kuşkusuz bunlardan birisi. Sadece genç ve başarıya aç olan bir kadroyu bir virtüöz gibi bütün sezon boyu idare etmesi değil, aynı zamanda transfer konularında da menajer Hedt ile birlikte titiz, başarılı ve isabetli isimlerin getirilmesi de bu başarının bir parçası. Ben Stuttgart'ın başında olsam, bu sezon ligin en iyi yabancılarının arasında olan Pardo ve Osorio'yu mutlaka takıma katardım örneğin. Yine genç nesle bu kadar güven aşılamak zor olmasının yanında, bu oyuncuların bunu en zor anlarda bile kaldırabilecek psikolojiyi aktarmak da oldukça zor bence. Şampiyonluk golünü atan oyuncu, 20 yaşındaki bir yeni yetme olan Tunus asıllı Sami Khedira. Bu sezon ligde 34 maçın tümünde yer alan tek

oyuncu, 22 yaşındaki Roberto Hilbert. Takımın en çok gol atan oyuncusu ise 25 maçta 14 kez skora giden 21 yaşındaki M.Gomez. Sakat olmadığı dönemde sağ kanadın vazgeçilmez ismi, yine çok yakından tanımaya başlayacağımız Serdar Taşçı. Sol kanadın ve orta sahanın başarılı ismi Boka, 24 yaşında. Bunların yanında ligin en iyi stoperleri arasında gösterilen Fransız mili takıma çağrılmayı bekleyen Delpierre, 25 yaşında. 13 golle takımın en golcü ikinci ismi ve Veh'in en güvendiği isimler arasındaki Cacau, yine 25 yaşında. 27 maçta yer alan Osorio ve Streller 1980 ve 1981 doğumlular. 30 maçta yedi gol atan Hitzlsperger ise sadece 25 yaşında. Veh, böyle genç bir takımı alıp, Bremen ile birlikte belki de ligin en güzel top oynayan takımına dönüştürdü ve yine Bremen'den sonra en çok gol atan ikinci takım haline getirdi. Stuttgart, aynı zamanda ligin yine en az gol yiyen üçüncü takımı. Kimsenin ismini duymadığı Taşçı, Khedira, Hilbert ve Gomez gibi isimler,

 

Veh, böyle genç bir takımı alıp, Bremen ile birlikte belki de ligin en güzel top oynayan takımına dönüştürdü ve yine Bremen'den sonra en çok gol atan ikinci takım haline getirdi. Kimsenin ismini duymadığı Taşçı, Khedira, Hilbert ve Gomez gibi isimler, Alman milli takımına kadar yükseldiler.

Alman milli takımına kadar yükseldiler. Takımda Farnerud, Beck ve Gentner gibi yıldız olma potansiyeli yüksek genç nesilden oyuncular da bulunuyor. Gelecek sezon için çok fazla büyük harcamalar yapılmayacağını Veh kendisi zaten söylemişti. Bana sorarsanız, buna çok fazla gerek yok zaten. Takımın sahadaki iyi oyuncuları, eşit bir şekilde sahanın her bölgesine dağılmış gözüküyor.

Defans-orta saha-forvet blokları, birbirini çok iyi tamamlıyor. Özellikle Khedira, gösterdiği performansı devam ettirip üzerine bir şeyler daha ekleyebilirse geleceğin Viera'sı olmaya aday bir oyuncu. Almanya'nın genç neslinden en çok payı, anlaşılan Stuttgart almış gibi duruyor dersek, bu takımın alt yapısını biraz küçük görmüş oluruz.

Devlerin yeni avı

Gelecek sene Şampiyonlar Ligi'ne katılacak olan Stuttgart'ın orada ne kadar başarılı olacağı çok önemli değil. Takım dağılmaz ve büyük takımların avı haline gelmezse iki üç sene sonra çok daha başarılı olacağını düşünüyorum. Ama hepimiz biliyoruz ki, böyle takımların başarı yüzdesi çok çok düşük. Maalesef bu tür takımlar, oyuncularını çabuk kaptırır veya elinde tutacak güce sahip değildir. Stuttgart, büyük takımlarla rekabet edecek maddi güce sahip değil. Kendi liginde bile Bayern veya Schalke, çok daha zengin takımlar. Son iki-üç senede takımdan ayrılan Hleb, Bordon ve Kuranyi'nin bugün bu takımda tutulmuş olduklarını düşünün bir de... Stuttgart'ın şimdi yapması gereken, bu oyunculardan takımda kaldığı süre içerisinde en yüksek performansları sağlayabilmek ve Pardo, Osorio gibi ucuz ve isabetli transferler gerçekleştirmek.

"Almanya şampiyonu olursam, ancak herkesi mest ederek, zevk vererek ve son saniyeye kadar seyircileri bu ligden gözlerini ayırt ettirmeden koltuklarına çivileyerek olurum" diyen bu güzel takımın, 2006-2007 Almanya şampiyonluğunu can-ı gönülden tebrik ederim.


Bir Sonraki Sayfa
Sayı 8 - İçindekiler - Diğer sayfalara geçiş : 2-4-6-8-10-12-14-16-18-20-22-24-26-28-30-32-34-36-38-40-42-44-46-48-50-52-54-56-58-60-62-64-66-68-70-72-74-76-78-80-82-84-86-88-90-92-94-96-98