Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Ekim 2005   Hayatım Futbol / Ekim 2005
Bir Sonraki Sayfa
problemin ekonomik boyutta olduğu ortada. Peki bu başarılı jenerasyonları şansa mı yakaladılar yoksa bilinçli çalışmalar sonucu mu ortaya çıkardılar?

Bu da ayrı bir konu ama kazanan bir takımı dağıtmak, ondan vazgeçmek ne pahasına olursa olsun doğru değildir. Kadrolarını koruyarak yeni başarılarla daha değişik alanlarda da ekonomik olarak kuvvetlenerek seviyelerini yükseltebilirler. Yoksa her zaman aynı senaryo döner durur.

İşte şampiyon olmak bir araç mıdır amaç mı sorusu burada çok önem kazanıyor. Elde edilen başarının amacı yeni başarılara kapılar mı açmak yoksa sadece bir kupa kaldırmak mıdır?

Dar görüşlü olan kulüpler her zaman kaybetmeye mahkumdur. Ama vizyonunu geniş tutanlar ismini hiç bir zaman unutturmaz. Sadece sahada değil ekonomik alanda da ayakta kalır. Tabi ki her takım şampiyon olamaz ama kendi yerel liginde başa oynamak, Avrupa'da 2-3 senede bir çeyrek ya da yarı final oynamak da en az şampiyonluk kadar önemli bir başarıdır. Böylece bu takımların ismi hiç bir zaman unutulmaz ve düzgün pazarlama stratejileriyle de her zaman ayakta kalırlar.

Çok bilinen bir laf vardır zirveye çıkmak zordur ama kalmak daha da zor. Önemli olan kazanılan başarıları psikolojik olarak kaldırabilmektir.

Tabi ki bu senenin şampiyonlarına değinmeden geçemeyeceğim.

UEFA'yı CSKA Moskova ve Şampiyonlar Ligi'ni Liverpool kazanmayı başardı. Bu sene başında kime sorulsa bu iki takımın şampiyon olacakları akla bile gelmezdi.

CSKA Moskova kendi ülkesinde bile uzun süredir başarıya aç bir ekip. Genelde Spartak Moskova'nın egemenliğinde geçen senelerde adlarını hiç duyuramadılar. Fakat ülkesinin Avrupa'da kupa kazanan ilk takımı oldu CSKA. Abramovic Chelsea'ye yaptığı yatırımın kim bilir kaçta kaçını yaptı CSKA'ya ama sonuç ilginç.

Gelelim Liverpool mucizesine, hiçbir zaman yalnız yürümeyen takıma. Yıllardır kendi liginde şampiyonluğu kazanamadı. Hatta 1992'de kurulan Premier Lig'de şampiyonlukları bile yok.

Fakat Liverpool her zaman Liverpool olarak kalmayı başardı. Kemikleşmiş taraftar grubu hiç bir zaman azalmadı hatta sadece İngiltere'de değil dünyanın her yerinde artmaya devam etti.

Önceki senelerdeki Liverpool efsanesini hiç bir zaman unutturmadılar. Kararlı dengeli bir kulüp politikası sürdürdüler senelerce gerek kadro gerek ekonomik ve taraftar yapısı olarak. Hep zirvede kalamadılar ama hiç bir zaman da dibe vurmadılar. Zirveden uzaklaşmamak için çabaladılar.

İlk meyveleri 2001'deki UEFA Kupası'yla almayı başardılar zaten. Arada geçen zamanda Premier Lig'de şampiyon olamadılar ve pek çok kişi için hayal kırıklığı oldu bu belki de, ama başarıya her zaman aç oldular. Biz artık doyduk bizi şu ya da o başarı kesmez diye bir kavram olamaz. Olursa geriye gidiş başlar zaten.

Maçı 3-0 dan çevirmeleri hakikaten inanılmaz. Milan gibi defansı çok güçlü isimlerden kurulmuş bir İtalyan takımına karşı böyle bir geri dönüşü dünya üzerindeki hiçbir takım gerçekleştiremezdi belki de. Tabiki şans faktörü çok önemli. Fakat Liverpool kupayı gerçekten istedi.

Milan da özellikle Serie A yi kaybettikten sonra Liverpool kadar istiyordu bu kupayı ancak şans da yanlarında değildi. Milan kupayı kaybetti ama bu sene de final oynadı yerel liginde de 2. oldu. Yani her zamanki Milan olma yapısını sürdürdü. İşte bu yüzden şampiyonluk sadece bir amaç değil aynı zamanda da yeni başarılara yelken açmak için bir araç olmalıdır.

Taraftar, ekonomik düzen,oyuncular, teknik direktör, pazarlama stratejileri ve şans ve...

Şunu unutmamak gerekir ki her zaman çok kuvvetli ya da güçlü olan değil, en iyi uyum sağlayan kazanır.