Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Ekim 2005   Hayatım Futbol / Ekim 2005
Bir Sonraki Sayfa
Birşeyi istemek, kafaca hazır olmak ne kadar önemli? İstemek başarmanın yarısı derler. Acaba ne kadar doğru? Ya da istemek yarısı ise diğer yarısı nedir? Bunu kimse söylemez. Bilmediğinden mi söylemez yoksa o diğer yarısı bir çok şeyi içinde barındırdığından mı? Ya da bu sadece bir laftan mı ibarettir? Bir şeyi çok istemek motive mi eder, baskı mı yaratır? Ya da oluşan baskı mı motivasyonu sağlar ya da bozar?

Efe Erdönmez
Her şeyi bir kenara bırakıp profesyonelce davranmak daha mı akıllı? Duygusal hiç bir etkene kapılmadan her şeyi mantık yoluyla çözmek mi en doğrusu? Kağıt üzerinde çok doğru gözüken mantıklı akılcı bir taktik ve bunları uygulayabilecek kapasitedeki kişiler başarı için yeterli mi? Yoksa yazımın başında söylediğim etkenler de çok mu önemli?
Şampiyonluk nedir daha doğrusu her şampiyon olan takım istediğini elde eder mi? Takımların hedefi her zaman şampiyonluktur. Peki şampiyon olmanın önemi nedir? Sadece bir kupa kaldırıp az bir süre gündemde kalmak mı yoksa şampiyon olduktan sonra onun verdiği avantajları en iyi şekilde kullanmak mı? Şampiyonluk bir amaç mıdır araç mı?
Evet istemek, motive olmak, başarıya aç olmak çok önemli. Çok takımlar var geçmiş yıllarda, rakiplerine göre çok da yeterli olmayan kadrolarına ya da adları duyulmamış, dünya çapında olmayan futbolcularına rağmen şampiyon olmuş.

Bunun en kolay ve en yakınımızdaki örneği herkesin bildiği gibi Galatasaray'dır. Ama Galatasaray dışında da Avrupa'da çeşitli zamanlarda çok sürpriz takımlar ortaya çıkmayı başardı.

1994 yılında Casino Salzburg UEFA'da final oynadı. 1992 yılında Antwerp,1995'te Real Zaragoza Kupa Galipleri Kupası'nı kazandı. 1996'da Rapid Wien Kupa Galipleri Kupası'nda final oynadı. 2001 yılında Alaves Liverpool'la UEFA finalini oynadı. 1992 yılında Sampdoria Barcelona ile Şampiyon Kulüpler Kupası Finali oynadı.

Geçen sene Porto kendinden çok güçlü rakipleri arasından sıyrılıp Şampiyonlar Ligi'nde şampiyon oldu, ondan bir sene önce de UEFA'yı almışlardı.

Porto belki yukarıda saydığım takımlar arasında güçlü durabilir ama bu şampiyonluklara ulaşırken karşısında kendisinden çok daha güçlü takımlar vardı. İnanç, motivasyon, kendine güven gerçekten önemli. Yoksa yukarıda sözünü ettiğimiz takımlar asla bu başarılara ulaşamazlardı.

Tabi ki bu takımların inançlı olmaları çok önemliydi ama kadro yapıları da gayet iyiydi. Belki de isimleri pek fazla duyulmamış futbolcularla mücadele ediyorlardı fakat takım olarak her şey birbirine uygundu, futbolcular birbiriyle çok iyi uyum sağlamıştı. Tenik direktöründen kalecisine, defansına ve diğer tüm mevkiler arasında büyük bir uyum ve disiplin sağlayarak gerek finale çıktılar, gerek kupaları kaldırdılar. Tabi şans faktörünü de hiçbir zaman unutmamak gerekir. Çok kritik anlarda şansınızın iyi gitmesi gerekir.

Bu takımlar her şeye rağmen başarılarını sürekli hale getiremediler. Başarılı jenerasyonlarını yüksek transfer paraları alarak başka takımlara sattılar. En büyük