gelmiyor; hala güvenmek istiyoruz devlete. Konuşuyorum, nasılsın diye. "Kazandık ya, ordaydık ya; dünyalara bedel" diyor. "Gene olsa düşünmeden giderim o stada."
Ve ertesi gün. Fenerbahçe galip gelmiş. Mutluyuz. Ama maruz kaldığımız muamele, yaşadıklarımız düşündürüyor bizi.. Bu ülkede valiye bile güvenmeyeceksek kime güveneceğiz?
Futbolu elbirliğiyle öldürmeye çalışıyoruz. Futbolu görselliğinden uzaklaştırınca, futbol da sudan çıkmış balığa dönecek. Ve şu andan sonra diyorum ki, aynı uygulamanın yapılacağı ilk deplasman olan Ali Sami Yen'deki Galatasaray-Fenerbahçe maçına da gideceğim. Yasak olsa bile gideceğim. Orada olacağım. Futbolu seven; tribünü seven herkesi de bu mücadeleye davet ediyorum. Biz tribünden atılırken "dışarı" diye tempo tutan Beşiktaş taraftarlarını da Kadıköy'de kendi tribünleri içinde görmek istiyorum, Galatasaray taraftarlarını da...
Rekabeti yaşatmak isteyenlerin hikayesi bu yukarıda yazılanlar. Sporda şiddet yasasının bir tane bile taraftara sorulmadan hazırlandığı, tribünlerle ilgili alınan kararların hiç bir taraftara sorulmadığı bir ülkede, bir deplasman hikayesi maalesef bu şekilde yazılabiliyor. İşte bir derbi. En büyük tutkusu futbol olan bir ülkede bir derbi için neler neler yazılabilirdi halbuki. Ama anlatabileceklerim bundan ibaret. Atılan güzel golleri nedense konuşamıyoruz. 