maça gelmiş Fenerbahçelilerle içeride buluşmam daha kolay olmaz mıydı? Bu düşünceyle yürüdüm gişeye doğru, sıra yok. Önde siyah t-shirtli bir kişi var o kadar; o da benim maraton tribününden tanıdığım biri. Münferit gelmiş o da. Tahminimce içerde epey kişi göreceğim. Ama merakım sarı-lacivert formalı biri olacak mı?
Ve evet; bir taraftar için en güzel duygu, gişeden geçip, bileti kestirip o yemyeşil sahayı görmek. Etrafıma bakınmaya başlıyorum, heyecanlı bir şekilde. Acaba kimseler var mı tanıdığım?
Büyük bir şaşkınlıktan sonra fark ediyorum ki, neredeyse tribünün yarısına göz aşinalığım var. Bazıları da arkadaşım. Gizli bir şey yapıyoruz sanki, selamlaşıyoruz. Arada Beşiktaşlılar da var.
Bir tanıdık daha görüyorum, yanına oturuyorum. "Çok kalabalığız" diyor. Dikkatle inceliyorum.
Bu arada maça ayrı girdiğim Hataylı arkadaşım arıyor cep telefonumdan. "Neredesin?" diyor, her zamanki orta bölümdeyim cevabını alınca okkalı bir küfür sallıyor. "Ben sola girdim ve geçiş yok polis kapatmış."
Bu konuşmadan 10 dakika sonra görevliden rica edip ortaya geliyor o da. Etrafta bir Fenerbahçe muhabbetidir gidiyor. Gittikçe kanım ısınmaya başlıyor bu tribüne.