senesi, benim de İstanbul Lisesi'ne girdiğim seneye rastlıyor.
İstanbullu olarak duyulan sempatiye, İstanbul Lisesi'nin (manevi de olsa!)takımı olmasıyla ayrı bir sevgi ekleniyor ve İstanbulspor 93-94 senesinden kapısından döndüğü birinci lige bir sene rötarla ulaşırken ilk kutlama da elimize tutuşturulan bayrakla okul bahçesinde gerçekleşiyordu.
Son maç Eskişehir deplasmanındaydı ve beraberlik bile İstanbulspor'a yetiyordu. 0-0 biten karşılaşma sonrası İstanbulspor ligi kucaklarken, o gün hüznü yaşayan Eskişehir de baraj maçları sonucu İstanbulspor'u takip etti.
O zaman bu takım nasıl ayakta kalır diye düşünürken, Uzan grubu ciddi yatırım yapar. Takımın başına ünlü teknik direktör Leo Beenhaaker getirilirken Van Vossen ve Van Der Brom gibi önemli oyuncular, ülkenin kalburüstü oyuncuları ile beraber İstanbulspor'a transfer edilir. Yapılan yatırım karşılığını bulmaz, takım bekleneni veremez ve ligi 13. sırada bitiririr.
En büyük sorun taraftarsızlık olurken, maça gelen azınlığı da yine İstanbul Lisesi öğrencileri oluşturur. Cuma günleri bedavaya dağıtılan biletler sayesinde öğrencisi, öğretmeni takımı desteklemeye İnönü'ye giderken, ben de kişisel olarak stres altına girmeden, keyifli bir şekilde maç izleme keyfini yaşardım. Normalde bedavaya dağıtılan ve taraftara ihtiyaç duyan klüp yönetimi, büyüklere karşı
|
yapılan maçlarda ise bilet sayısını oldukça azaltırdı doğal olarak.
Ligi 13. sırada bitirerek bekleneni verememesine rağmen takıma yapılan yatırım azalmaz. Fenerbahçe'den Oğuz, Aykut, Emre, Beşiktaş'tan Sergen, Bulgaristan Milli takım kalecisi Zdravkov, Boşnak milli Halilagiç gibi oyuncuları kadrosuna katan İstanbulspor 1996-97'de 6. olma başarısını gösterirken İntertoto kupasına katılmayı başarır, ama başarılı olamaz.
Bir sonraki sene ise en büyük başarısına ulaşır ve ligi 4. bitirir. UEFA Kupası'na direk katılmayı hak eden İstanbulspor altın yıllarını yaşar. Harcanan paralar belki karşılığını tam olarak vermez, takım şampiyonluğa ulaşamaz ama İstanbulspor ligin en dişli takımlarından biri olur. İstanbul seyircisinin sempatisini kazanmasına rağmen hiçbir zaman herhangi bir semt takımı kadar bile taraftarı olmaz. Tüm İstanbul'un takımı olmasına rağmen genelde sahipsiz kalır.
 |
|
 |
Belki de bu yüzden hak ettikleri yere hiçbir zaman ulaşamadılar. Taraftarsızlık dışında - ki Beenhaaker takımı bırakma sebebi olarak bunu gösterir- stadyum problemi de ortaya çıkar. Büyük takımlar statlarını verme konusunda sorun çıkartırken, 1998 yılında Uzanların takımı bırakması sonucu maddi sorunlar da oluşur.
Bu tarihten sonra kulüp belini bir türlü doğrultamaz. Takım 1999-2000 senesinde küme düşmekten son dakikada Emre Aşık'ın attığı golle kurtulurken, daha sonraki yıllarda İstanbulspor ligin sıradan takımlarından biri olur ama küme düşme sınırına da fazla yaklaşmaz. Aykut Kocaman önderliğinde, maddi olanaksızlıklar sebebiyle sorunlar yaşamasına rağmen futbolcu yetiştirmeye devam eder.
Takımın taraftarsız oluşu yüzünden hiçbir maçı kendi evinde oynayamasa da, futbolcular baskısız bir ortamda oynadıkları için kendilerini gösterme fırsatı bulurlar.
2003-04 senesine girerken birçok önemli oyuncusunu kaybeden ve ikinci ligden yaptığı takviyelerle lige giren İstanbulspor, ilk maçında Fenerbahçe'yi 3-0 yenerek büyük bir sürpriz yapar ve ilk 4 haftada aldığı 12 puanla ligin en flaş takımı olur. Transfer dönemi Selçuk'u verdikten sonra, önce Petkov'u, devre arasında da Mehmet Yozgatlı'yı Fenerbahçe'ye satar. Bir zamanlar etrafa bol para dağıtan kulüp, artık deplasmanlara uçakla gidemez duruma gelmiştir.
|
Kaptan Saffet Akbaş önderliğinde büyük bir mücadele veren takım, iyi başladığı ligde git gide dibe yaklaşır, ama son maçta Konyaspor'u 2-0 yenerek lige tutunur. Taraflı tarafsız herkesin, imkansızlıklara rağmen İstanbulspor'un ligde kalmayı başarmasından mutlu olduğu bir sezon bitimidir. 2004-2005 senesine girilirken klüpteki sorunlar bitmez. TMSF'nin elinde olan takımın kurtuluşu satıştan geçmek durumunda kalır.
Teknik olarak niye olmadı bilmiyorum ama bir şekilde TMSF elinden çıkarmalıydı İstanbulspor'u. Yine de TMSF geldikten sonra futbolcular düzenli bir şekilde transfer ücreti almaya başlar. Balili gibi takımın en önemli oyuncularından birini daha kaybeden İstanbulspor, devre arasında da Beşiktaş ile yaptığı anlaşma dolayısıyla Ahmet Dursun'u da bırakmak zorunda kalır. Her hafta değişik statlarda oynamak zorunda kalan, ama en azından gittiği semtlerde iyi kötü taraftar desteği gören takım, elinden geldiğince mücadelesini sürdürür ama 2. ligden düşmekten kurtulamaz.
İstanbulspor şu anda ikinci ligde. Tekrar birinci lige çıkabilmek kolay değil. Niye zamanında elden çıkarılmadı anlayamıyorum. Takım ikinci lige düştükten sonra elini tutan olacak mı göreceğiz. Lisenin sınırlı katkısıyla bir takımı birinci ligde yaşatmak mümkün değil. Bu masal umarım devam eder ve İstanbulspor sarı-siyah renkleriyle tekrar Süper Lig'de yerini almayı başarır. 
|
|