Elbette ki bu yapının sadece kulüple sınırlı kalmasının kendine faydalı olmayacağını, ülke genelinde sağlam bir temele oturtulmasını göz önünde bulundurması gerekir. Bu da yöneticilerin eylem ve söylemlerinde, hedef kitlesi olarak yine "futbol seyircilerine" hitap eden tavır ve ifadelere sadık kalmasıyla olabilir.
Problemin medya yönünde ise sorumluluk asıl tüketici olan futbol seyircilerine düşüyor. Futboldan uzak konularla futbol adında saatleri tüketen programlara,15 dakikada okunup biten ve seyircinin bildiği ve yazmasını isteği söylemlerle gündem yaratan yazılı organlara rağbet edildiği ve bu gündemlerin kanıksanmasına direnç gösterilmediği sürece, gücünü oluşturduğu gerilim ortamından alan yapıyla baş etmek kısa vadede pek mümkün değildir.
Futbol seyircisi olarak ilk yapılması gereken; kendimizden başlayarak, yönetimlere ve medyaya uzanan bir sorgulama süreci başlatmak olacaktır.
Bu sorgulamada asıl hedefin; futbolun, takım sevgisinin paylaşılacağı bir ortamın sağlanması olduğu gözetilmelidir. Bu sorgulama süreci, futbol seyircisinin sunulana yönelen değil,sunduklarını alan bir yapıda olduğunun vurgulanmasıdır.
Bu süreç pasif hale getirilmiş futbol seyircisinin, aktif cepheye geçerek önündeki engelleri pasifize edecek güçte olması gereken bir süreçtir.