Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Ekim 2005   Hayatım Futbol / Ekim 2005
Bir Sonraki Sayfa
yükselen orta sahada Zidane rahatlayıp iyi işler yapmaya başladı. Bu da hem taraftarda hem de yönetimde bir umut ışığı belirmesine yol açtı.

Ama bunun sürekliliğini belirleyecek iki unsur söz konusuydu; birincisi takım içinde de aynı umut ışığının olup olmadığı, ikincisi de Real için artık bir kabus olmaya başlayan transfer dönemlerinden yenisinde Perez'in nasıl bir stratejiyle hareket edeceğiydi.

İki unsurun da birbirine bağlı olarak kendini göstermesi çok uzun sürmedi. Perez ve Luxemburgo, birlikte hareket edip, tuttu gözüken bu şablon üzerinde ufak oynamalar yapacaklarına, (bu politikada hangisinin daha ağırlıkta olduğunu bilmiyoruz ama) takımın simetrisini yine bozacak transferlere giriştiler. Sırf ulusal ve uluslararası (yani



kulüpler arası) rekabet adına takıma katılan 'Wonderkid' Robinho, bunun en açık örneği.

Ve uzun sürmedi; Ronaldo'nun kendisini bulmasıyla çözülmüş görünen forvet hattı sorunu, yerini Gravesen'in ve yeni sezonda Baptista'nın transferleriyle çözülmüş zannedilen orta saha hattı sorununa bıraktı.

Ne yani, topu ayağına alan her rakibe müdahale ediş biçimi; "Eyvah, bu sefer kıracak birinin ayağını" tedirginliğini oluşturan Gravesen mi çözecekti, bir efsanenin, artık efsane olmuş orta saha sorununu?

Quireroz'un yarattığı işçi Beckham ve hatta işçi Zidane profilleri bile bundan daha iyi bir çözümdü.

Ama orta saha olarak bakarsak, en iyisi yine de Del Bosque'nin oynattığı ve Beckham'ın gelmesi ile bozulan iki defansif oyuncu ve bir Zidane kurgusuydu. Gerçi, Real için yaşayan bir efsane olan Raul'un defterinin kapandığı bir dönemdir bu ama işin o kısmını, aşağıda açıklayacağımız nedenden ötürü Perez düşünsün.

Temelde Real Madrid'i bu durumlara düşüren unsurun bilinçsiz transfer politikası olduğu tartışmasız bir gerçek. Tartışılan ise, Real'in çöküşünün hangi transfer sonrası başladığı: Figo mu, Beckham mı?

Ama açıkçası sorunun doğru cevabı da tek bir adrese yöneliyor: Ronaldo.

Birbirleriyle çok iyi bir ikili oluşturan Raul - Morientes kurgusu bozulduğu andan bu yana, Raul ve Ronaldo birbirlerine ne kadar uzak oynarlarsa, ikisinden biri o kadar iyi işler yapıyor.

Bu salt bir kompleks meselesi değil kesinlikle. Bu iki oyuncunun aralarının nasıl olduğunu ve birbirlerini çekememe gibi bir sorunları olup olmadığını bilmiyoruz ama ikisi stil olarak, bırakın ikili oluşturmayı, birbirlerine yakın oynamaktan ömür boyu men edilmiş oyuncular.

Bu kaostan Real Madrid için iki çıkış yolu görünüyor, ikisi de kısa vadede denenmiş ve sonuç alınmış ama bir parmağı kesmeyi gerektirecek kadar da acı iki çözüm:

Ya orta sahaya Beckham paralelinde bir oyuncu alınır ve bu bölgedeki oyuncu sayısı dörde çıkarılır, ama bu durumda Raul - Ronaldo ikilisinden biri feda edilir; ya da forvet yeniden üçlenerek orta sahada Zidane'ın arkasına iki sabit isim yerleştirilir, tabi bu halde de Beckham feda edilir.

Ama hepsinden önce Real'in kendi içine dönmesi gerek. Orada çözülmesi gereken hepsinden büyük bir sorun ve buna bağlı olarak cevaplanması gereken bir soru var: "Perez"in egosu, Chelsea'yi taklit etmeyi kaldırabilecek mi?".