Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Ekim 2005   Hayatım Futbol / Ekim 2005
Bir Sonraki Sayfa
atarsan, sen haddini bilmiyorsundur.

Aziz Yıldırım'ın ikinci cok tartışma yaratan demeci ise Galatasaray'ın UEFA kupasını almasının tesadüf olduğunu söylemesiydi. Yüzde yüz katılıyorum. "Zar attı, kazandı" demiyor ki Aziz Yıldırım.

Bu kadar uzun süre boyunca Avrupa'da sadece bir final oynamış, onu da kazanmış tek ülkeyiz. Buna planlanmış bir başarı diyemezsiniz. Çok büyük bir başarı olması ayrı. Türk futbol tarihinin en büyük başarısıdır.

Ama doğru değerlendirme yapılamayınca sonuç bu oluyor : İki senedir Şampiyonlar Ligi'ne katılamıyor Galatasaray.

Milliyet Gazetesi'nin Taktik ekinin reklamlarında teknik direktörü anlamaya değil, ona yol göstermeye çalışan yorumculuk anlayışına vurgu yapılıyor. Sizce bu doğru bir reklam politikasımıdır?

İçeriğine bakarsanız öyle bir durum yok. O açıdan diğer gazetelerden ayrılır. Bence bu içeriğinde olmadığı sürece, insanların dikkatini çekmek için yapılan bir abartma kullanıldı.

Çünkü ne aramızda konuşurken ne de reklam toplantıları sırasında da hiç böyle bir iddiamız olmadı. Hakikaten bu işe de yaradı ve insanların dikkatini çekti.

Basın da kaliteli yazarlara yer vermektense köşelerini formalı yazarlara ayırıyor.Tribün liderleri gazetelerde yazı yazmaya başladı.. TSYD başta olmak üzere bu yazarlara yer verilerek gidişat daha uç noktalara mı taşınacak, yoksa bunun bir durma noktası olacak mı?

Bence medya bir yerde durup karar vermek zorunda kalacak. Yöneticiler, gazetelerin başında olan insanların kafasında da çok daha iyi bir şey var. L'euqipe gibi olmazsa bile, en azından ona yakın bir şey yapmak var kafalarda. Bir şekilde oraya dönecek diye umuyoruz.

Bunun dönmesi de çok yüksek maliyetler çıkarıyor. Bugün gazetelerin maliyetleri çok düşürüldü, gazetecilerin bir sendikası

da olmadığından bir çok yazar para almadan, sadece orda çıkmak için yazıyor. Sayfa editörleri 500-600 milyon bir paraya çalışıyorlar. Daha iyi işler yapmak maliyetleri çok arttırır. Formalı yazarlar genelde bedava yazan adamlar. Bu yüzden Boğaziçi sosyoloji mezunu futbol meraklısı bir genci alamıyorsunuz gazeteye.Bu ücret politikasıyla insan kalitesini yükseltemezsiniz.

Gazete sahibi açısından düşünürseniz, doğal olarak, çok düşük ücretle veya bedava çalışan, taraftarı yakalayabilen bir adamı yüksek ücret zorunda vermek zorunda kalacağı kaliteli insana tercih edecektir.

Ama öte yandan, medyanın sorumluluk sahibi olması gerekiyor. Gazetenin sahibi olaya ekonomik olarak yaklaşıyor fakat bir yandan çok büyük bir gücü var ve bu yüzden işini bu sorumlulukla yapması gerekiyor..

Bu ancak gazete sahiplerinin gazeteci olmasıyla mümkün olabilir. Bir insanın birçok şirketi varsa ve gazeteyi de bu şirketlerden biri olarak görüyorsa böyle bir kaygısı olmaz.

Spor da, hele futbol da bu durum çok daha güçlü. Ekonomide, politikada bu kadar ucuz değildir. Ama bu iş halkla karşılıklı yürüyor. Zaten az satılıyor, iyisini yaptığın zaman daha da az satılıyor.10

milyonluk Portekiz'de A Bola 1.200.000 satıyor. Ama şunu söyleyebilirim : Gazeteleri yönetenlerin, en azından benim iletişimde olduklarım, durumu iyileştirmek için çabaları, planları var.

Niyet iyi olsa da imkanlar kısıtlı, bu işler para için yapılıyor. Örneğin Fransa Bisiklet turunun tam sayfa haberi nasıl yapılacak? Oraya iki adam göndermenin maliyeti 25-30 bin dolar.

Sayın Demirkol, röportaj için çok teşekkür ederiz, başarılı çizginizi sürdürmeniz dileğiyle.

Ben teşekkür ederim, size de yayın hayatınızda başarılar.