Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Ekim 2005   Hayatım Futbol / Ekim 2005
Bir Sonraki Sayfa
bugün o takımın düşmanı sayılırım göreceli olarak. Şimdi hala kimi beni Galatasaray taraftarı ilan ediyor, kimi Fenerbahçe taraftarı. Lucescu'lu Beşiktaş'ı çok övdüğüm için "Adi Beşiktaşlı" olmakla da suçlandım.

İnandıramıyorsun, inandıramayınca da bıkkınlık veriyor. Öyle bir derdim de yok benim, Beşiktaşlı olarak görmek istiyorsan gör, ama yazdıklarıma bak benim. O yüzden basın mı yapıyor derseniz bana göre halk da basını öyle yapıyor.

Milliyet'te Radikal'de olduğunuzdan daha farklı bir profil çizdiğiniz söyleniyor. Radikal'deki özgür tavır yerine Milliyet'te daha fazla 'halka yönelik' yazdığınız söyleniyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz ?

Radikal'de gündemden bağımsız yazabiliyordum. Milliyet'te o haftanın gündemini yakalamak zorundasın. O haftanın gündemiyle ilgili fikirlerini yazdığın zaman da Radikal'de gelmediği kadar fazla tepki geliyor. Radikal'de gündemden bağımsız yazabiliyordum, okuyan insan için de böyle olduğu için tepki gelmiyordu. Olumlu tepki gelmez zaten, kötü tepki gelir.

Gündemi yazdığın anda da bir taraf oluyorsun. Çok sert yazmasan bile diğer yorumculardan ve halktan hiç tahmin edemeyeceğiniz kadar büyük bir tepki geliyor. Bir anda 10.000 mail gelebiliyor. Örneğin Trabzon gerçek renklerine,

bordo-maviye dönsün diye yazı yazdım, her seferinde küfürlü mesajlar aldım. Böyle bir baskı gelince ister istemez geriliyorsun.

Konu tepkilere gelmişken, Fenerbahçe - Trabzonspor maçındaki ofsayt pozisyonlarıyla ilgili FIFA'nın kural değişikliğinden bahsetmiş, bundan habersiz olmakla suçladığınız bazı yorumcuları eleştirmiştiniz. Daha sonra yazınıza FIFA'nın bu toplantısında alınan kararların 1 Temmuz'dan itibaren geçerli olacağı yönünde eleştiriler aldınız. Bu eleştiriler hakkında görüşleriniz nelerdir?

FIFA 1 Temmuz'da yürürlüğe girecek yeni kuralları içeren bir bülten yayınladı. Bu kurallardan bağımsız olarak da bir paragrafta FIFA ofsayt kuralına açıklık getirdi.

Ben bunu yazmadan önce MHK başkanını, ünlü iki hakem hocasını, İtalya'dan bir hakemi ve Fransa'dan bir hakemi aradım. Yani 6-7 kişiyle bu mevzuyu konuştum. Türkiye'deki hakem hocaları yeni değişiklik yok dediler.

İtalya'daki ve Fransa'daki hocalar ise "Zaten bu kural Şampiyonlar Ligi'nde sene başından beri uygulanıyor.Bu bir değişiklik değil, açıklık getirmedir, 1 Temmuz'dan sonra yürürlüğe girmesi gibi bir durum söz konusu değil" dediler. Bunun üzerine MHK başkanıyla yeniden

konuştum, gene aynı şeyi söylediler. Ben İtalya ve Fransa'daki hakemlere güvenmeyi tercih ettim.Hatalı da olabilirim, ama araştırmamakla suçlanmak hoş bir şey değil. Gereksiz bir tartışma olacağından bunun üzerine bir yazı daha yazmadım.

Şike söylentilerinin, kalitesizlik yakınmalarının bolca bulunduğu bir sezon yaşadık. Geride kalan sezon hakkında düşünceleriniz nelerdir? Futbolumuz hakikaten kalitesiz mi?

Futbolumuz kalitesiz ama çok mücadeleci. Bu da doğru planlama yapamamamızdan kaynaklanıyor. Çünkü futbolumuz adına teşhisi iyi koyamıyoruz. Biz teknik bir futbol ülkesi değiliz. Biz ancak fizik futbolla başarılı olabiliriz.

Bunun en net örneği Galatasaray'dı. Oyun kurarak değil, oyun bozarak oynuyorlardı. Biz bu işi çok iyi yapıyoruz. Avrupa'da başarılı olan bütün takımlarımız, rakibi bozan, kavga eden takımlar. Gençlerbirliği de öyleydi. Biz teknik ülke olduğumuza kendimizi çok inandırmışız. Teknik topu doğru yere atabilme kabiliyetidir. Biz de bu zayıf. Bizim işimiz ordaki adama basıp, ondan top almadır.

O yüzden hangi hocayla olursa olsun, mücadele gücü yüksek ama kalitesiz bir lig oynanıyor. Bizim kaliteyi mücadeleciliğin üzerine kurmamız lazım. Ben ekol kurmalıyız derken de şundan bahsediyordum : Fatih Terim ekolü var

zaten. Lucescu bunu biraz modifiye etti, daha defansif stratejiyle aynı oyunu oynattı.. Şenol Güneş Lucescu'nun sistemiyle dünya kupasında üçüncü oldu. Elimizde böyle bir model varken, başka şeyler aramamamız lazım. Takımlarımızın yöneticileri teknik direktör seçerken oynatacağı oyunu bilmeleri lazım. Diğer ülkelerle başka türlü mücadele edemeyiz.

Başarı deniyor, başarı çıktığın her maçın favorisi olmaktır, kazanmak kaybetmek başka bir şey. Milan ne kaybetti mesela? Seneye bir daha başa oynayacak.

Şimdilerde Aziz Yıldırım eksenli bir medya tartışması sürüyor. Aziz Yıldırım'dan bağımsız olarak, medyada bir değişim gerekmiyor mu? Böyle bir değişim imkansız mı?

İmkansız değil ama çok zor. Aziz Yıldırım'ın tarzı hiç beğenmediğim bir yönetim tarzıdır. Ama son söylediği ve çok tartışma yaratan iki şey çok doğrudur.

Biri özellikle Fenerbahçe medyasının çok ileri gittiğidir. Ama bunun sebebi Fenerbahçe'nin kültürüdür. Fenerbahçe taraftarı da farklı bir şeyi konuşmuyor ki. Geçen sene sonunda dahi Hooijdonk'un gitmesini isteyen bir sürü insan vardı. Önce kültür değişecek, bununla beraber medya da değişecek. Medya kendiliğinden değişemez. Fenerbahçe medyası da Fenerbahçelilerin yazı yazanlarıdır zaten.Ama doğrudur, basın çok ileri gitti. "Daum futbolu bilmiyor" diye başlık