Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Ekim 2005   Hayatım Futbol / Ekim 2005
Bir Sonraki Sayfa
Mehmet Demirkol ile Haziran ayında yaptığımız röportajı yaşadığımız teknik aksaklıklardan dolayı yayınlayamamıştık. O günün şartlarında konuşulan konuların pek çoğunun bugün için de geçerli ve bilgilendirici olduğunu düşünerek röportajımızı bu sayımızda sizlere sunuyoruz. Açıkyüreklilikle verdiği cevaplarla Mehmet Demirkol'un dilinden Türk futbolunu dinliyoruz.

Yusuf Karlı
Dört gün içinde iki şampiyonluğa şahit oldu İstanbul. Öncelikle daha sıcak ve ihtişamlı olananından başlayalım. Nasıl buldunuz finali ve organizasyonu?

Dünyanın neresine, hangi büyük maça giderseniz gidin, stad alanına girdikten sonra herşey aynıdır. Aslında siz yapmıyorsunuz, size herşeyin nasıl yapılacağını gösteriyorlar. Globalizasyon böyle bir şey. O stada hangi ülkede olduğunu bilmeyen bir adamı koyun, hangi ülkede olduğunu anlamaz. Dünyanın heryerinde aynı şey yapılıyor. Bu yüzden, çok iyi yaptık organizasyonu, tamam, evet, ama zaten kötü yapmana müsaade etmiyorlar. Sistem kurulmuş. Mesela

Kuleli öğrencileri yaptı gösteriyi, ama yaptıranlar İngilizler. Yani "kötü yapmak" diye bir şey yok, ama çok abuk subuk şeyler yaparsınız, elinize gözünüze bulaştırırsınız.Saha dışı ve saha içi herşey yönetmeliğe bağlı. İki senedir sürekli kontrol ediyorlar, neyi nasıl yaptığımıza bize öğrettiler yani. Yaptığımız için gururlanabiliriz ama gereğinden fazla şey çıkarmamak lazım. Ortalama futbol seyircisine geçen sene finalin nerede oynandığını sorsanız, bilmez. Oynayanlar hatırlar, Türkiye'dekiler hatırlar. İstanbul İngilizler için, özellikle Liverpoollular için unutulmaz bir yer oldu, öyle büyük bir kazancımız var. Şenes Erzik hakikaten müthiş bir iş yaptı. Maça gelirsek, Rafael Benitez'le Milan kültürü arasında geçen bir
maç veya Milan kültürünün kendine ihaneti. 3-0 öne geçtikten sonra maçın 3-3'e gelmesi beklenmeyecek bir şey ama karşılarındaki hoca devrimci bir adam. Avrupa'da şu anda benim en beğendiğim teknik adam. Geçen sene Valencia'ya oynattığı oyun bana göre kıtanın en iyi futboluydu. Görece en başarısız sezonunda da, Liverpool beşinci oldu ama Şampiyonlar Ligi'ni kazandı. Şuraya bakmamız lazım : Biz bu maçtan ne çıkarabiliriz? Şu tez yıkıldı mesela : Atatürk Olimpiyat Stadı futbol için uygun değildir, seyirci rakibini boğamıyor. Demek ki boğabiliyormuş.

Tartışmalı kararlara rağmen maçtan sonra Türk medyasında daha çok futbolun güzelliği, taraftarın muhteşemliği ön plana çıktı. Türkiye liginde bu olmazken Şampiyonlar ligi finalinde böyle bir tutum söz konusu. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Ben yine medyada abuk subuk yazılar gördüm. Futbol üzerine konuşabilmek için, hayat üzerine de konuşabilecek altyapıya, bilgiye, kültüre sahip olmak gerekir. Hayat üzerine klişelerle konuşan insanlar, futbol üzerine de ancak klişelerle konuşabilir. Futbol üzerine laf edebilmek için ucundan kenarından felsefe, biraz matematik, biraz coğrafya bilmek lazım. Diyarbakır'da olayların sebebini araştırırken politika da bilmek lazım.Bunları bilmezsen bunun üzerine başka laflar edersin, ve nihayetinde hakeme bağlarsın. Bizde en kolay yol seçiliyor,

bunun üzerine güzel şov yapılıyor. Erman Toroğlu büyük bir şovmendir mesela beş saat insanları televizyona bağlamak kolay değil. Yararı var mı? Yok. Zararıysa çok, toplum için çok zararlı. Bu ülkede "domates yemem" diyip domates sektörünü vurabiliyor, bunun bir cezası olmalı.Ama biraz felsefe bilsen, söylecek bir şeyin olsa, o şov yeteneğinle birlikte bambaşka bir şey yaparsın. O zaman futbol üzerine de konuşursun. Fenerbahce-Beşiktaş maçından sonra ilk soru hakem! O maçtan sonra hakem konuşulur mu? Ben Galatasaray UEFA kupasını kazandıktan sonraki yazıları hatırlıyorum, gene bir şey yoktu.Zaten halk da öyle bakmıyor.

Bütün bunların birbirine bağımlı olduğunu biliyoruz. Taraftar ve medya devamlı etkileşim halindeler. Acaba medya farklı türlü yönlendirse taraftar profilini değiştiremez mi?

Hepsi birbirine bağımlı. Halkın bakışı da bu yönde. Bu değişir mi? Hiç zannetmiyorum. Toplam durum bu. Formula 1 yayınları, NBA maçları dahi böyle değerlendiriliyor. NTV'ye "Biz Konyalı Tottenhamlılar olarak sizi kınıyoruz" diye tepkiler geliyor.Şimdi "NTV Formula 1 yayınlarını, yorumları yanlış yapıyor, halkı kötü etkiliyor" diyebilir miyiz? Herkes böyle bakıyor, tamamızda böyle bir durum var.Ben eskiden koyu bir taraftardım.Bu işi yapmaya başladıktan, bütün maçlara gitmeye başladıktan sonra taraftarlığım istem dışı olarak azaldı.O gün taraftarsam