Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Ekim 2005   Hayatım Futbol / Ekim 2005
Bir Sonraki Sayfa

Türk Hakemliği'nin son yıllarda ne prestij açısından ne de sahada verdikleri kararlar değerlendirildiğinde iyi yönde gittiğini söyleyemeyiz. Aslında hakemliği bırakmadan önce dünyanın en büyük hakemi sayılan Pierluigi Collina bile yönettiği her büyük maçta maçın sonucuna etki edebilecek bir büyük hata yapabiliyor. Dolayısıyla biz de son 20 yıl içinde maçın skoruna ve ligin gidişatına etki edebilecek 10 hakem hatasını bir araya getirdik.

Beşiktaş - Fenerbahçe 2-2 (16 Kasım 1991): Türk Futbol tarihinin hala sonuca ulaşılmamış, bir karara varılamamış hakem hatalarının en büyüğü bu maçta yaşandı desek yanlış sayılmayız. Dolayısıyla bu olayı bir 'hata' olarak değerlendirmek belki de yanlış. Üstelik bu olayı yaşamak Çağdaş Türk Hakemliği'nin en önemli ismi Ahmet Çakar'a nasip oldu. "Büyük hakemler büyük hatalar yaparlar" cümlesinden hareketle hadiseyi pek yadırgamıyoruz başta belirttiğimiz Collina profilini de aklımıza getirerek. Ama tek bir bildiğimiz var ki 88. dakikada Fenerbahçe 2-1 öndeyken Mehmet Özdilek'in vurduğu topun çizgiyi geçip geçmediğini hala, ancak onunla beraber pozisyonun içinde
yer alan Engin İpekoğlu, Semih Yuvakuran ve Müjdat Yetkiner biliyor diyebiliriz. Maçtan ilginç bir not, golü veren yardımcı hakem maç sonrasında Mehmet Özdilek'in centilmenliğini öne sürerek "Mehmet golden sonra kendinden çok emin sevinince, golü vermemde onun kişiliğine olan güvenimin de etkisi oldu" demişti.

Fenerbahçe - Çaykur Rizespor 1-1 (8 Kasım 2003): Türk Futbolu'nun ve Fenerbahçe'nin başı bir başka Kasım ayında yine bir büyük hakem hatasıyla ağrıdı. Ali Aydın'ın yönettiği maçta Çaykur Rizesporlu Victoria 41. ve 85. dakikalarda

çift sarı kart görmesine rağmen oyunda kaldı. Maç 1-1 sona erdi ancak daha sonra olay rahatlıkla tespit edilince maç tekrarlandı. Hakem Ali Aydın'ın bu olayın da etkisiyle hakemliği bırakması bir yana tekrar maçını Fenerbahçe 4-1 kazanıp sezon sonunda da şampiyonluk ipini göğüsleyince, Fenerbahçe'nin şampiyonluğu üzerinde bir çok hipotez üretildi. O günden sonra maç tekrarı istemlerinde (kural - hakem hatası ayrımının bulanıklaşmasının da etkisiyle) bir enflasyon yaşanınca ve dönemin Beşiktaş teknik direktörü Mircea Lucescu kaybedilen şampiyonlukta bu maçın payını sürekli dile getirince, bu hata da tarihteki yerini aldı.


Galatasaray - İstanbulspor 3-2 (12 Nisan 1997): 12 Nisan 1997 tarihinde Gheorghe Hagi 2-2 devam eden Galatasaray-İstanbulspor maçının uzatma dakikalarında penaltıdan topu ağlara gönderdiğinde takımına belki şampiyonluk yolunda çok önemli bir adım attırmış ama bununla beraber yıllarca konuşulacak bir efsanenin de sayfalarını açmıştı. İnönü

stadında kapalı bir ilkbahar öğlesinde oynanan maçta Galatasaray 2-0 önde götürdüğü maçta kalesinde gördüğü 2 gole engel olamadı. Maç bu şekilde devam ederken Vahap Beyaz uzatma dakikalarında Arif'in ceza sahasında İstanbulsporlu futbolcu tarafından düşürüldüğü gerekçesiyle penaltı noktasını gösterdi.

Düdük, dürüst olmak gerekirse %100 yanlış bir düdüktü. Ama bunun dışında golün olma dakikası (bugün bu dakikanın 100 olduğunu iddia edenlere dahi rastlanmakta), Arif'in rakip oyuncuyla arasının en az 50 santim açık olması, Galatasaray'ın 4 senelik serisinin ve UEFA Kupası'nın aslında bu karara bağlı olduğu, Ali Şen'in MHK Başkanı Ahmet Güvener ve "Çetesi" hakkında bir dolu açıklaması dahil bir çok şey konuşuldu ve hala konuşulmaya devam ediyor.

Vanspor - Beşiktaş 0-0 (26 Ocak 1997): Türk Futbolu'nda yaşanan "elle müdahale" hadiselerinin belki de en ünlüsü 8 yıl önce Sergen'in Vanspor maçında kullandığı frikik atışını barajda yer alan Vansporlu Aykut'un Dikembe Mutombo'yu hatırlatır bir biçimde ceza alanı içinde bloklamasını Metin Tokat'ın es geçmesiyle yaşandı. Aslında söylenecek çok fazla bir şey yok. Açık ve net bir hakem hatası.

Sadece şu anektodu verip bitirelim. Murat Murathanoğlu'nun bu maçtan sonra Ercan Taner'e söylediği "hareket nizami, top inişe geçmemişti" cümlesi bile fazla söze gerek olmadığını gösteriyor bize göre.