Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Ekim 2005   Hayatım Futbol / Ekim 2005
Bir Sonraki Sayfa
bütün stada yetmektedir zaten. Nasıl olur da 70.000 kişilik Atatürk Olimpiyat Stadı'nda karşılıklı iki tribün komple bağırırken birbirini duyamaz da 80.000'lik Santiago Bernabeu'da kale arkasındaki 1000 kişinin sesi stada yeter? o da ayrı bir merak konusu...

Stad bağırmıyor dediysek, hiç bir zaman değil tabii. Dakikalar 7'yi gösterdiğinde Ultras ile başlayan bir tezahürat yayıldı tribünün turist olmayan kısımlarına : "iyya iyya iyya, Juanito Maravilla" Stad genelindeki ilk tezahürat bu. Şimdi, "maravilla" tamam, harika, muhteşem falan demek ama, Juanito nerden çıktı ki? Etrafta bulduğum ilk Madridista'ya sorayım diyorum, stad turist kaynıyor, sağınızda solunuzdakilerin hepsi Madridli değil. Zaten stadda çoğunluğu İngiliz olan bu kadar turisti görünce anlıyor insan Real Madrid'in transferlere o kadar parayı nasıl harcayabildiğini.

Nihayet, kafamdaki Juanito sorusuna cevap verecek 2 Madridli genç buluyorum. "7 numara önemlidir bizim için, biliyorsun" diyerek başlıyorlar söze.

1962'de başlayan efsane bir zincirdir Real Madrid'de 7 numara. Önce Amancio, sonra Juanito, sonra Butragueño ve en son Raúl. 43 yıldır hepsi de takımın yıldız oyuncusu ve forveti olan, sadece bu 4 oyuncu taşıdı 7 numaralı formayı. Hepsi 10 yıldan fazla kaldılar kulüpte. 7 numara yükü gittikçe de artıyor Madrid'de. Son "7 numara taşıyıcısı" Raul, ki ayrı bir yazı konusudur kendisi, Portekiz milli takımının 7 numarası ve kaptanı, İngiliz milli takımının 7 numarası ve kaptanı ile aynı takımda oynarken bile takımın 7 numarası ve kaptanıydı. 7 numara gerçekten önemli Real Madrid için.

Efsane zincirin 2. halkası Juanito, gerçek adıyla Juan Gomez ise, 1987'ye kadar Real Madrid'de oynayan, ama Juan Gomez iken Real'in Juanitosu oluşu 80'lerin başına dayandığından, bizim genç neslin tanıyamadığı bir isim.
7. dakikada neden onun adını anıyorlar sorusunun cevabı ise 13 yıl öncesine dayanıyor. 2 Nisan 1992'de, Real Madrid'in Torino ile oynadığı ve 2-1 kazandığı Uefa Kupası maçı sonrası Merida'ya, o dönemde teknik direktörlük yaptığı şehre dönerken yolda geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeder Juanito. Ve o günden itibaren Santiago Bernabeu'da oynanan her maç, 7. dakikada hep aynı ses yükselir stattan : "iyya iyya iyya, Juanito Maravilla."

"Vay be" dedim içimden. "Aslında futbolu sevmek için 'bir top ve 22 adam' dışında o kadar çok sebep var ki..." Nitekim dakikalar ilerlerken, ne Villareal adına

 
verilen penaltının doğruluğunu tartışıyor, ne de kötü oynayan Real'in nasıl kazanacağını düşünüyor, sadece mırıldanıyordum : "iyya iyya iyya, Juanito Maravilla".

İkinci yarı olduğunda, Real ile birlikte taraftar da açılmış, Ronaldo'nun golünden sonra Ultras'a eşlik eder hale gelmişti artık. Golün hemen ardından Walter Samuel'e çıkan kırmızı kartla birlikte ise, Türkiye'de kendini aydın hissedenlerimizin çokça kurduğu "Futbol az gelişmiş insanların oyunudur; bakınız gelişmiş ülkelerde, Amerika'da, Avrupa'da insanlar stada sadece maç izlemek için gider" cümlesinin ikinci kısmına inat, ilk defa hep birlikte bağırdı bütün stat : "hijooo de puuuta" Hakemin annesine dair meslek tahmini yani. Güçlü tezahürat için güçlü motivasyon şart. Birkaç dakika içinde gelen Salgado'nun golüyle "Real işte böyle yener" türünde bi tezahüratla sesini tekrar yükselten tribünün, motivasyonu kaybedip yeniden sakinleşmesi uzun sürmedi.

Tabeladaki 2-1 maç sonucu olarak kayda alındığında, Madridli Madridistalar için mutlu, yabancı olanlar içinse "bir daha kim bilir ne zaman" kaygısıyla buruk bir süreç başlamıştı bile. Maç sonrası stadın çabuk boşalması üzüntü verici birşey olabiliyormuş meğer. Son düdükten 5 dakika sonra Castellana caddesine akmıştı bütün stat, şarkılarla, tezahüratlarla tabii. Kalabalığın içinde, yaşları 15-20 civarında bir grup, 7. dakikada kaldığı yerden devam ediyordu caddede : "iyya iyya iyya, Juanito Maravilla".

Juanito çok iyi bir futbolcuydu eminim. Ama ne maç çıkışında ona tezahürat yapan gençler onu izleyebildi, ne bu yazıya onun adını başlık yapan ben. Ve yine tekrar, aslında futbolu sevmek için "bir top ve 22 adam" dışında o kadar çok sebep var ki...

Selam olsun "Futbol az gelişmiş insanların oyunudur; bakınız gelişmiş ülkelerde, Avrupa'da, Amerika'da insanlar stada sadece maç izlemek için gider" cümlesinin ilk kısmının savunucularına.