Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Ekim 2005   Hayatım Futbol / Ekim 2005
Bir Sonraki Sayfa
Gözlerden ırak, takiplerden uzak bir dünya şampiyonası cereyan etti Peru'da. Yerkürenin öbür ucunda, dünyanın en çok izlenen oyununun pişirme tavası olarak adlandırılan, o yaştaki gençlerin en büyük turnuvasında Türk futbolu konuşuldu 15 gün boyunca. Tribünleri dolduran binlerce Perulu'dan çoğu, dünyadaki yerini bilmediği ülke için 'Turquia' tezahüratları yaptı dakikalarca. Bir dünya şampiyonası daha, artık Türk takımlarının alıştırdığı üzere son düzlüğe kadar getirip bitiremediği şekille sonlandı.

Tuncay Yavuz
Haksızlık etmeyelim, bu takımı diğer turnuva takımlarımızla kıyaslamak bile abesle iştigal olacaktır. Mayıs ayında İtalya'da oynanan şampiyonadaki üstün performanslarını hatırlatmak bile bu farkı bize hissettirecektir. Grubunda İtalya, İngiltere ve Beyaz Rusya ile karşılaşan genç milliler evsahibine maç boyu sahayı dar etmesine rağmen 1-0 lık yenilgiyle
başlamıştı turnuvaya. İkinci maçta İngilizler karşısında 3-2 lik galibiyet elde eden gençler, son maçta grubun güçlü takımı Beyaz Rusya'yı 5-1 mağlup ederek yarı finale kalıyordu. Ülkede o tarihlerde pek haberlerine rastlayamadığımız 17 yaş altı milli takım Abdullah Avcı önderliğinde yarı finalde Hırvatistan'ı 3-1, finalde de Hollanda'yı 2-0 devirerek turnuvayı
şampiyon olarak tamamlıyordu. Tevfik Köse turnuvanın gol kralı oluyor, Nuri Şahin de en değerli futbolcu seçiliyordu.

Türkiye futbol tarihinin derinliklerine uzandığımızda gençlerin daha öncelerde de böyle başarılara imza attığını görebiliyoruz. Ancak o başarılı kadroları uzun vadede elde edilen sonuçlarla değerlendirdiğimizde bazı eksiklikler göze çarpıyor.

Bunun en büyük örneği olarak 1993'te Dünya Gençler Şampiyonu olan takımdan daha sonra düzenli olarak milli olabilen tek bir oyuncu bulamamayı gösterebiliriz. Bu yüzden özellikle 2005 Hollanda'da düzenlenen ve 20 yaş altı takımımızın ikinci turda elenmesiyle fiyaskoya dönüşen turnuvadan sonra Peru'da düzenlenecek şampiyona konusunda da kafalarda soru işaretleri bulunuyordu.

Futbolu çok yakından takip edenlerin ise bu fikre karşı geçerli tezleri bulunmaktaydı. Türk futbol tarihi belki de ne yaptığını bu kadar iyi bilen oyunculardan oluşan bir takım görmemişti çünkü. Oyuncularının pek çoğu genç yaşlarına rağmen takımlarında düzenli oynamayı başarmış bir takımdan bahsediyoruz.

Başarıdan sonra medyamızın da yakından takibiyle artık ismi daha çok telaffuz edilen Nuri Şahin sezon başından itibaren Almanlar'ın güçlü Borussia Dortmund takımında ilk 11'de sahaya çıkıyordu. Nuri

henüz 17 yaşında. İspanyol takımlarını bu yaşında peşinde dolaştıran Caner Erkin 2 yıl Vestel Manisaspor takımında düzenli oynayan bir futbolcu. Tevfik Köse, Bayer Leverkusen altyapısının en önemli ismi. Deniz Yılmaz, Bayern'in bel bağladığı gençlerin temsilcisi.

Örnekleri çoğaltmamız mümkün ve bu takım hakkında yapamayacağımız tek yorum oyun kalitesi ve teknik-taktik anlayışı hakkında zayıf oldukları.

Turnuvaya basının gözünden çok uzak bir şekilde gayet ciddi bir şekilde hazırlanan genç ayyıldızlılar Eurosport'un uydu ve dijital yollardan yayınları ülkemizde mümkün olmasa göremeyeceğimiz bir dizi maç çıkardılar. Fifa yorumcuları ve futbol gözlemcileri tarafından turnuvanın en büyük favorisi olarak gösterilen A milli takımımız 4 gruptan oluşan turnuvada Meksika, Avusturalya ve Uruguay ile aynı grupta yer aldı.