Bir Önceki Sayfa
Hayatım Futbol / Ekim 2005   Hayatım Futbol / Ekim 2005
Bir Sonraki Sayfa
Kayserispor'dan gelen teklifle 12. haftada göreve başladım. Kayseri'de de çok ciddi para problemleri yaşadık. Ligin bitimine 6 hafta kala olaylı Rize maçını kazanamadık ve o maçtan sonra istifa ettim. Mali kriz sonrası öyle bir maç da yaşanınca görevi bırakmak en doğrusuydu.

Sonraki sezon yine 12. haftada 9. sıradaki Büyükşehir Belediyesi Ankaraspor'un başına geldim. Umutları yoktu ama devre arasına 3. olarak girdik. Sezon ortasında transferler de yaptık ve ligin bitimine 2 hafta kala Süper Lig'e çıkmayı garantiledik. Aslında ülke için büyük olay, bir belediye takımı, taraftarı yok; benim düşünceme göre önemli bir iş başardık. Ucuz bir kadroyla ancak çok iyi bir uyumla çıkmayı başardık.

İlk ve tek birinci lig deneyiminde Ankaragücü'nde iyi futbol ama kötü sonuçlarla karşılaştınız. Kötü giden neydi?

O yıl Ankaragücü'nden teklif geldi. 14 hafta sürdü macera. Hiç transfer yapamadık, kulübün şartları pek elvermedi. Takım 12. sıradaydı, ligde de en keyif veren futbollardan birini oynuyorduk. Son ayrıldığım maç Galatasaray'a 1-0 yenildiğimiz maçtı. İsmet Arzuman tartışmalı bir karar vermişti, 6-7 net gol kaçırmıştık. Yaptığımız istatistiklere göre 57 ila 87. dakikalar arası Galatasaray hiç kalemize gelmemişti. Hatırlarsınız Hagi'nin şapkasını tartan piste fırlattığı maçtı. Ancak gol atmakta büyük sıkıntı çektiğimiz bir

dönemdi. Olmadı, ayrıldım. Bu olaydan sonra en çok hoşuma giden şey ise, Ankaragücü'nde işler kötü gidince oyuncuların tekrar benim dönmemi istediği şeklinde basında çıkan demeçleriydi.

Bu kadar çok yönetim - teknik direktör sıkıntısı yaşayan bir teknik adam olarak size ülkedeki bu problemi sorsak ?

Yani aslında Türkiye'deki olay pek özel bir şey değil, Avrupa'da da bu böyle. Herkes kısa vadede başarılı olmak zorunda gibi gösteriliyor. Eğer kısa vadede başarılı olursanız orta ve ileri vadede plan yapmaya fırsat bulabiliyorsunuz. Türkiye'de tabi kısa vade kısanın kısası gibi. Çünkü siz geleceğinizi kurtarmak için günü kurtarmaya zorlanıyorsunuz.

Yönetimin üzerinde kamuoyu ve taraftar baskısı da oluyor. Bunun üzerine de yönetimler teknik adamı değiştirmeyi kolay görüyorlar. Yönetimlerin teknik adamların takımlarına bir futbol kültürünü getireceğine inanıyorlarsa belirli bir mesafeyi koruyarak teknik adamlarının arkasında durmalılar. Her kulübün artık bir standardı olmalı. Teknik adamlar da öğrenmeli ve gelişmeli, çünkü teknik adamların felsefesi bu olmalıdır.

Ve Ümit Milli takım. Bir süredir çalışmazken böyle bir teklif nasıl geldi? A milli takımı değil de ümitleri seçmenizin sebebi nedir?


Fatih Terim görev alınca bana Milli takım yardımcılığını önerdi. Ancak ben kendisine eğer izin verirse ümit milli takımı tercih edeceğimi bildirdim. Çünkü Anadolu'da çalıştığımı ve ülkedeki futbol yapısını tanıdığımı söyledim. Hoca da bu yaklaşımımı olumlu karşıladı ve Ümit Milli takım teknik direktörlüğüne getirildim.

Macera da ilk Bulgaristan maçıyla başladı, 3-3 berabere kaldık. Arkasından 10 maçtır yenilmeyen Danimarka'yı yendik.

Sonra Ukrayna'yla orada gayet güzel bir oyun oynadık ama gol atamadık ve 0-0 bitti. Hala şansımız var aslında ama azaldı. Matematiksel olarak şansımızı sonuna kadar kullanacağız.

Elimizde hem U20 şampiyonalarından hem de U17 şampiyonalarından gelme olağanüstü bir kuşak var. 2002'ye hazırlanan altın Ümit Milli takımı geçebilecek bir kadro var diyebiliriz. Çünkü aradaki boşlukta belki de uzun vadede başarılı olabilecek oyuncu yoktu. Ancak şimdi sizi bekleyen bir sorun olabilir. U20, U17 ve hali hazırdaki 21 yaş altlarını kaynaştırmak sorun olacak mı?

Öncelikle şu an elimizde olan kadroyla başlayalım. Bence bu grup iddialı bir şekilde hazırlanılsa geçilebilecek bir grup ve kadro da gayet iyi bir kadro. Çünkü rakip olarak ileride iddialı olabilecek bir