Bir Önceki Sayfa
Geçen yıl final oynayan Milan ve başarılı oyunlarına rağmen bir türlü
çeyrek finali geçemeyen Lyon 0-0'ın rövanşında San Siro'da oynuyorlar.
Bir futbolsever bu maçı izlemekten daha başka ne isteyebilir ki?
Yarı finale çıkan Rossoneri'yi yerinde izledim.


Mert Aksoylu

Fransa'da oynanan ilk maçı adam akıllı izleyememiştim, aklımda daha çok Shevchenko'nun kaçırdığı goller kalmıştı. Milan galibiyetiyle sonuçlanacak ilk maç, ikinci maçın keyfini kaçıracağı için Lyon galibiyetini tercih ederdim ama 0-0'lık sonuçta beklentilerime uymuştu. Açıkçası maç öncesi kendi evinde oynayacak Milan'ın daha etkili olacağını düşünüyordum, ama ilk maçta oynamayan Juninho da ibreyi Lyon'a çevirebilirdi.

Babam, arkadaşları ve kardeşimle stadın önüne geldikten sonra, elips şeklindeki stad

çevresinden kendi girişimizi bulduk ve bölünerek kendi yerlerimize geçtik.

Yerime oturup bu görkemli stadı izlerken sadece kale arkalarının en üst katında olan tüllerin amacını çözemedim. Sahaya o kadar yukarıdan atılan maddenin şiddeti fazla olur diye mi, yoksa lig maçlarında rakip takım taraftarına ayrılan bölge olmasından mı bilemiyorum.  Stadın tamamına yakını doluydu, sadece Lyon'un bulunduğu ve ilk yarı Milan'ın atak yaptığı taraftaki kale arkası tribünün en üst katında boşluklar vardı.

 

Kardeşimle oturduğum yer orta çizginin TV görüntüsüne göre solunda kalan, Lyon taraftarına yakın olan bölgede ve an aşağı kattaydı. Bizim bulunduğumuz tribünde bazı Fransızlar da yer alırken, en alttan iki sıra ise tamamıyla Lyonluların egemenliği altındaydı. Lyon taraftarına bir kale arkasının altı tamamen verilirken, maçta daha fazla heyecanlı olan ve bağıran grubu da onlar oluşturuyordu.

Milan taraftarı ise açıkça beni hayal kırıklığına uğrattı. Fossa del Leoni'nin kareografilerine televizyondan hayran hayran bakardık, maç boyu şarkıları dinlerdik ama FDL kapandıktan sonra mıdır bilinmez, pek etkili olmayan bir taraftar grubu vardı San Siro'da. Maç başı klasikleşen kareografilerinden birini sergilediler, ama maç boyunca 85. dakikaya kadar sesleri pek çıkmadı.

Gelelim oynanan oyuna. Beklediğimin aksine maçın başında ağırlığını koyan taraf Lyon oldu. Milan'da özellikle Kaka beni oldukça şaşırttı. Son 3 haftadır döküldüğü söyleniyordu ama bu kadar kötü olabileceğini düşünmemiştim. Lyon'da ise Carew yerine maça başlayan Fred'i dikkatle izlemeye çalıştım. Bir ara ismi Fenerbahçe ile de anılan Fred de fazla etkili olamadı, ama maça sonradan giren Carew'i görünce neden oynatıldığını anlamak zor olmadı. Yaz aylarında gol üstüne gol atan, hızıyla ve bilek hareketleriyle rakipleriyle kedinin fare ile oynadığı gibi oynayan ve Türkiye'de bunları göremedik diye hayıflandığımız Carew,

oyunda kaldığı sürede Beşiktaş'ta oynadığı günlerini bile arattı.

Maçta ilk ilgimi çeken, Pirlo'nun kötü bir ortası sonrası solumuzda yer alan ve kendinden geçen taraftar oldu. Bu Milanlı havale geçirmiş gibi tepkilerde bulununca bir anda gözüme Türkiye'de benzer tepkileri gösteren taraftarlar geldi ve benim bile sinirim bozuldu. Kardeşimle birbirimizin yüzüne baktığımızda bu tip taraftarların sadece bizde bulunmadığı düşüncesinde hemfikirdik. Ancak diğer tarafta Lyon'un kaçırdığı gol sonrası tepki veren Fransız, kısa süre sonra yanındaki İtalyan ile dostane bir şekilde maçın atmosferine kaptırdı kendisini. O ara o statta bulunup da maçı en stressiz izleyen kişinin ise biz olduğumuzu düşündüm.


Bir Sonraki Sayfa
Sayı 6 - İçindekiler - Diğer sayfalara geçiş : 2-4-6-8-10-12-14-16-18-20-22-24-26-28-30-32-34-36-38-40-42-44-46-48-50-52-54-56-58-60-62-64-66-68-70-72-74-76-78-80-82-84-86-88-90-92-94-96