|
 |
Hollanda'da kupaya adını veren; Katalonya'yı Kurtaran;
bizde sarı fare diye bilinen, kuvvetle muhtemel bunların
hiçbirini umursamayan adam: Johan Cruyff.
Ahmet Azaklı |
İstedik ki eskileri anlatalım. Efsanelerden, unutulmayanlardan bahsedelim ama yaşamadığımızı yaşayanlara, görmediğimizi görenlere danışarak, ansiklopedik bilgilere, istatistiklere boğulmadan gidelim. Dünya kupası rüyasından uyandığımız şu günlerde, Türkiye'nin televizyondan izlediği ilk dünya kupasının yıldızını ele alalım mesela, Johan Cruyff'u yani, bir başka deyişle "sarı fare"yi.
"Hollanda ve futbol kelimeleri yan yana gelince üçüncüsü Cruyff olur bizde, sizde durum nasıl?" sorusunu "açık ara Cruyff" olarak cevaplıyor Türkiye'de çalışan bir
|
Hollandalı. "Van Basten futbola o kadar erken veda etmese, Bergkamp biraz daha güçlü bir karakter olabilse belki Cruyff'la kıyaslanabilirlerdi ama benim çocukluk kahramanım gibisi hiç gelmedi" derken de, az önce yaşanan gerilimli toplantıdan dönen suratı kıpkırmızı müdürün yerini gözleri parlayan bir futbolsever alıveriyor birden.
Ajax'ta doğup büyüyen, futbol hayatını Ajax'ın ezeli rakibi Feyenoord forması altında tamamlayan bir adamı, PSV Eindhovenıi bir taraftarın bu kadar çok sevmesi şaşılacak bir şey.
|
|
|
|
"İyi eğitimli değildir, sivri dilli, inatçı, ağzına geleni konuşan, arada bir ne konuştuğu belli olmayan ama istisnasız herkesçe çok sevilen bir adamdır" diyor bay Reniers, Cruyff için.
Konuştukları öyle sansasyoneldir ki, ağzından çıkan bazı kelimeler sözlük tartışmalarına yol açar. "Yapma Johan, bu kelime "De Dikke van Dale"de, yani Hollanda'daki en geniş içerikli sözlükte bile yok" denildiğinde tereddütsüz "sözlükte hata var" diyebilecek kadar da özgüvenlidir ünlü yıldız.
Kendi dilini kullanışı tartışılan bir adamın İspanyolca'yı muhteşem konuşması da beklenemez elbet. Katalanlar için çok önemli olsa da Katalanca öğrenmeye uğraşmamakta, zaten İspanyolca'ya da Hollandaca'dan gönül rahatlığıyla motamot çeviri yapmaktadır. Nitekim 2004'te yapılan ve Cruyff'u anlatan filmin adı da, böylesi bir çeviri anından alıntıdır: "En Un Momento Dado". Bir basın toplantısında "bahşedilmiş bir an" manasını taşıması amacıyla Hollandaca düşünerek söylenmiş ve İspanyolca'ya bire bir çevirisi herhangi bir anlam taşımayan bir ifadedir.
Filmde ilk olarak Barselona'da Katalanca dışında bir dil asla konuşmadığını söyleyen Bay Pitarque çıkıyor karşımıza. Baskıcı Franco rejimine, Katalanca'nın yasaklandığı günlere hayli tepkili olan yaşlı futbolsever, "gururumuzu geri kazandıran adam" diyor Cruyff için ve ekliyor: "Santiago Bernabeu'da, "Barselona'yı seviyorum, Katalonya'yı
|
seviyorum ancak, Katalanlar içinde olmadığı sürece" sözünü eden Real Madrid Başkanı'nın adını taşıyan statta, intikamımızı aldı Cruyff."
Cruyff Barcelona'ya adım attığında devir Franco devridir ve bordo-mavililer 1960'tan beri İspanya'da şampiyonluk yüzü görmemiştir. 17 Şubat 1974 tarihinde Madrid'de Real Madrid'e konuk olur Katalan ekibi ve muhteşem bir maç çıkaran, 1 gol atan, 3'ünün de hazırlayıcısı olan Cruyff'un

|
|
|