Bir Önceki Sayfa

işe kafa koyduğunu belirtiyor. "O maçtan sonra bana ne kızgınlıkla, ne de üzüntüyle baktı. Bana mafiosilerin baktığı gibi baktı. İşte o an, benim için İtalya'da yaşamaya devam etmenin çok zor olacağını anladım."

Ancak Maradona İtalya'da kaldı ve kısa süre sonra da adeta sürgün edildi. Napoli'deki maç İtalya'nın gururuna dokunmuştu. Taraftarlar, zaten ayrılmış bir İtalya'nın, kuzeyin kabul etmediği fakir güneyin insanlarıydı. Elbette ki İtalya'yı desteklediler, ama aynı zamanda top Maradona'dayken tribünlerden sevgi sesleri de yükseliyordu. Ve gelen gol, Maradona'nın pası ve Claudio Caniggia'nın son vuruşuyla İtalya'yı kendi evinde kupadan eliyordu. Birkaç sene öncesinde Milan'a transfer olmayı reddeden Maradona, kuzeylileri tekrar kızdırmıştı. "Matterese'nin doping testi" dediği test ise, Maradona'yı futboldan uzaklaştıran, kalp kırıcı bir karar olacaktı. 2002'deki Ahn Jung Hwan'ın çizmeden tekmeyi yemesindeki mantalite bir an akıllara geliyor, değil mi?

1992-93 sezonunda Sevilla ile futbola dönen Maradona, 25 maçta dört gol kaydetti. Newell's Old Boys ile Arjantin'e döndü, ama sadece beş maç oynadı ve hiç gol atamadı. 1994 Dünya Kupası yaklaşıyordu ve Maradona'nın hedefi bu turnuvada içinde birikenleri sahaya yansıtmak ve kariyerine müthiş bir son vermekti. Ancak Nijerya maçı sonrası yapılan testte, Maradona'nın numunesinde ephedrine adlı madde saptandı. Ephedrine, kilo kaybetmek için kullanılan, araştırmalara göre sportif alanda hiçbir

avantaj sağlamayan, refleks zamanını azaltmayan bir madde. FIFA'nın açıklamasını yapan Sepp Blatter, adeta ileriki yıllarda futbolun ondan çok çekeceğinin sinyalini veriyor, Maradona'nın turnuvadan men edildiğini söylerken gözlerinin içinde bir sevinç dışarıya vuruyordu.

Jübile yılları diyeceğimiz seneleri de Boca Juniors'da geçti. O, aşık olduğu Boca formasını giyerek futbola veda etti. Dünya Kupası'ndan hemen sonra kısa süreli bir teknik direktörlük macerası yaşamış, ama başarısızlıkla arasının pek iyi olmadığını görünce bu arenadan hemen uzaklaşmıştı. Boca ile 35 yaşında bile harikalar yarattı, Juan Veron gibi oyuncuların yetişmesinde bire bir yardımcı oldu.

Diego'nun futbolculuğu hakkında fazla söze gerek yok. Onun yapmaya çalıştığını dünyada bugün yapabilecek biri yok. Peşinden milyonların koşması, Napoli'ye gideceği söylentilerinin çıkmasıyla taraftarların onun alınması için açlık grevi yapması, birinin ise stada kendini kelepçelemesi, jübilesini izlemek için sevenlerinin binlerce kilometre yol kat etmesi, ayak bastığı her ülkede krallar gibi karşılanması, elle gol attığı takımın oyuncularının bile ona kırgın olamaması, hastanede yatarken dışarıda binlerce insanın onu gece gündüz beklemesi ve hiçbir politikacı veya liderin sahip olamayacağı hitap gücüne sahip olması, onun sadece futbol veya spor tarihine değil, modern dünya tarihine de adını altın harflerle kazıdığını gösteriyor.

 

Bir Sonraki Sayfa
Sayı 6 - İçindekiler - Diğer sayfalara geçiş : 2-4-6-8-10-12-14-16-18-20-22-24-26-28-30-32-34-36-38-40-42-44-46-48-50-52-54-56-58-60-62-64-66-68-70-72-74-76-78-80-82-84-86-88-90-92-94-96