Bir Önceki Sayfa

Maradona için, binlerce kişi izlemediği sürece yaptıklarının herhangi bir değeri yok. Onun yaşadığı hayat bambaşka. Arjantin milli takımından eski takım arkadaşı Jorge Valdano'nun bir röportajda söyledikleri de durumunu özetliyor: "O, birçok insanın taklit etmek istediği biri, çok tartışılır, sevilen, nefret edilen, özellikle Arjantin'de ayaklanma yaratan biri... Özel hayatı üzerinde durmak bir hata. Maradona'nın saha içinde bir yakını yok, ama o hayatını bir şova çevirdi ve şimdi taklit edilmemesi gereken kişisel bir çile yaşıyor."

Sürekli özel maçlara davetiye alan, medyanın hep gündeminde tutmak istediği "El Pelusa", geçimini de bu sayede sağlıyor. Geçtiğimiz sene Aralık ayında Arjantin ve Brezilya karmalarının birbirleriyle oynadığı maç için yaklaşık 50,000 dolar alan Maradona, her teklife açık gibi. Oynadığı her halı saha maçında tüm gücünü ortaya koyuyor, her gole seviniyor, hakeme kızıyor, bağırıp

çağırıyor. Gerçek bir futbol sevgisiyle yanıp tutuşuyor "El Pibe de Oro" ("Altın Çocuk", bir başka takma adı).

Bu tutkusu, futbol sporunu seven herkesin hissettiği bir tutku. Milyarlarca insan ona bu tutkuyla taptığı zaman ise, "tapmak" mecazi anlamını yitirip, gerçekten bir dini inanç haline geldi ki, Rosario'da Maradona kilisesi açıldı. Yeni bir din çıkaran bir grup taraftar, Maradona'nın doğum gününü Noel gibi kutluyor, internet sitesinden üye topluyor. Bunun her ne kadar esprili bir tarafı olsa da, Diego'nun nasıl idolleştiğini bize özetliyor.

Kitleleri peşinizden sürüklemek için, işinizi çok iyi yapmanız yetmez. David Beckham'a bakın. Artık kafamızı nereye çevirirsek çevirelim, Beckham'ın yer aldığı bir bilbord görüyoruz. Ama Beckham'ı sevenlerin çoğu ya Uzak Doğulu, ya da futbolla pek alakası olmayan bayanlar. Seveni ne kadarsa, sevmeyeni de bir o kadar. Maradona ise, bir kahraman, halktan biri, yoksulluktan çıkmış, yoktan var etmiş biri. Üstüne bir de doğal karizması, sürekli gülmesi, duygusallığı ve liderlik vasıfları onu tam bir sembol haline getiriyor.

Liderlik, bazı insanlarda doğuştan yer alan bir özelliktir. Diego bu tarafını çok genç yaştan itibaren göstermeye başladı. Boca Juniors'a yeni transfer olmuşken, birkaç kötü sonuçtan sonra antrenman sahasını basan tabancalı Boca taraftarlarının karşısına Diego çıkar. Otobiyografisinde Maradona olayları şöyle anlatıyor: "Bir baktım, pin-pon odasında 2000

 

adam var. Gelenler katı taraftar grubu Barra idi. Oyuncuların odalarına giriyorlardı. Tabancalar gördüm. Gerçek tabancalar. Onlara 'ne yapıyorsunuz burada?' diyerek sert karşılık verdim. Onlar da bana 'sorunumuz seninle değil, senden memnunuz, çekil' dediler. Ben de, 'benimle ilgisi olmayabilir, ama bu durum kimseye yardımcı olmuyor. Buraya gelip bizi sıkıştırmak... Neden? Yarın kimse oynayamayacak. En azından ben oynamayacağım', dedim."

O gün, 20 yaşındaki Maradona, Barra lideri El Abuelo'ya kafa tutarak, bütün Boca kadrosunun saygısını kazanmış oldu. Takım arkadaşları tesislerin odalarında saklanırken, Maradona bu saçmalığa son vermek için takımı adına konuşan tek isim oldu. Lider Maradona, bu özelliğini artık herkese göstermeye başlamıştı. O yaşta Maradona, takımının kaptanı ve saha dışında da örnek bir lideri oldu. İşte bu liderlik, bu karizma, sadece 11 adamın saygısını kazanmakla kalmadı, bütün

dünyaya inanç ve güven de getirdi. İleriki yıllarda onu sevmeyenlerin hepsinin de tartışılır karakterlerde olduğunu gördük.

Ancak bazen Maradona'nın bir futbol takımı içerisindeki davranışları, sıradan bir oyuncu yapsa haddini aşan hareketler olurdu. Napoli'deyken yapılan çoğu transferi Maradona önerdi, talimatını verdi. Dönemin kulüp başkanı Corrado Ferlaino'ya daha ilk sezonda, "eğer transfer yapmazsak, bu takımdan hiçbirşey olmaz ve ben de giderim. Bana üç, dört oyuncu al, taraftarın ıslıkladıklarını da sat", dedi. Bununla kalmadı, istediği isimleri sıralamaya başladı. Allessandro Renica, Bruno Giordano gibi oyuncularla bizzat konuşup Napoli'ye çağırdı. Vardığından beri sevmediği teknik direktör Ottavio Bianchi'yi kovdurmaya çalıştı. Bianchi, "latin değil, daha çok Alman bir teknik direktördü", Maradona'ya göre. Hocasının oyuncularla samimi diyaloglara girmediğini, hiç gülümsemediğini her fırsatta dile getirdi. Ama yine de başarılı sonuçlar elde ediyorlardı. Ama sonunda, Bianchi de yolcu oldu.

1990 Dünya Kupası'ndan sonra Maradona, belki de bir komploya kurban oldu. Olayların gerçekleri hala tamamıyla bilinmiyor. Doping testinden geçen Maradona'nın, kokain aldığı ortaya çıkar. Ancak Diego, masum olduğunu, Bari ile oynadıkları maçtan önce temiz olduğunu iddia eder, hala da ediyor. Maradona, Napoli'de oynanan İtalya - Arjantin yarı final maçından sonra İtalya federasyon başkanı Antonio Matterese'nin bu


Bir Sonraki Sayfa
Sayı 6 - İçindekiler - Diğer sayfalara geçiş : 2-4-6-8-10-12-14-16-18-20-22-24-26-28-30-32-34-36-38-40-42-44-46-48-50-52-54-56-58-60-62-64-66-68-70-72-74-76-78-80-82-84-86-88-90-92-94-96