Bir Önceki Sayfa
Diego Armando Maradona. Futboluyla, yaşamıyla, her adımıyla dünyaya
bu sporu aşık edenlerden biri, özel hayatında yaptıklarından dolayı
gelmiş geçmiş en iyi futbolcu ünvanını bazılarının vermekte zorlandığı
Arjantin efsanesi. O hala, iyi kötü gündemde, hala yaramazlık yapıyor ve
bazen de sahaya çıkarak şovuna devam ediyor.


Alp Ayhan
Arjantinli yıldız 2001'de yaptığı jubileden sonra resmen sahalardan uzaklaşmıştı. Binlerce kişinin La Bombonera stadını doldurduğu maçta, o eski hafif toplu, kıvırcık saçlı, kısa şortlarının yapıştığı kuvvet dolu bacaklı süperstar Maradona'dan eser kalmamış, yerini kokainden kendini arıtmaya çalışan, gittikçe kilo alan, sağlıksız görünümlü bir iki kız babası almıştı. Ama bu değişimi bir zavallılık, üzücü bir hikaye olarak görenler, Maradona'nın, normalde insanların tabi tutulduğu ahlaki kriterlerden muaf, belki de uyuşturucuya dönüşüyle hayatını
kaybettikten sonra bile yaşayacak olan bir tanrı olduğunu unutuyorlar. Maradona, ne yapsa, ne etse, sadece Arjantin'deki hayranları tarafından değil, bütün dünyadaki severleri için bir efsane olarak kalacaktır.

"El Diego",  bu konumunun çok farkında. Dünyanın her köşesinde bu prestijini, bu ağırlığını sıkça kullanıyor. Herhangi bir yasayla belirlenmeyen dokunulmazlığının tadını çıkarıyor. Gündem yaratan demeçler, siyasal görüşler, polisle çatışmalar ve çok keyif aldığı,

 
İngilizler'e hafiften iğne batırıcı sözler, Maradona'nın artık günlük yaşamı haline geldi.

2005'in Mart ayı Diego için önemli bir ay oldu. Kolombiya'nın plastik cerrahi merkezleriyle ünlü Cartagena şehrinde, vücudunu ele geçirmiş yağları aldırıp, birkaç saat içinde korkunç bir değişim geçirerek zayıf ve sağlıkli bir görüntüye kavuştu. Diego'ya bu çok büyük enerji getirecek, hayatını normal bir şekilde sürdürebilmesi için yeni bir şans tanıyacaktı.

Latin Amerika'dan çıkan en ünlü iki isimden biri olan Maradona, bu gücüyle yine de büyük sponsorlardan rağbet görmüyor. Çünkü onlara göre çok kez uyuşturucu almış, karısını aldatmış, futbol sahasında kuralları çiğnemiş birisi bir kredi kartını, bir deodorantı veya bir çift kramponu satacak imaja sahip değil. Ama bu Maradona'nın umurunda mı? Hayır. O halinden çok memnun. Onunla konuşan insanlar, onu bir yere çağıran insanlar, onu sevdiğini söyleyen insanlar bunları duydukları büyük sevgi sayesinde yapıyorlar. Maradona istemediği sürece hiçbir partiye, hiçbir konferansa, hiçbir açılışa gitmek zorunda değil. Onun sponsoru Nike ya da Gillette değil. Ne de olsa, 1987 senesinde IMG'den gelen 100 milyon dolarlık bir sponsorluk teklifini, şirketin kendisinden Arjantin'le beraber bir de Amerikan vatandaşı olmasını istemesi yüzünden reddetmişti Diego. Şimdi de ona bazı büyük firmalar sponsor olsa da, kendisini Pele gibi Mastercard için dünyayı gezerken göremiyoruz.

Bunun herhalde Diego'nun siyasi görüşleriyle de ilgisi olmalı. Eğer bu kapitalist Amerikan şirketleri Maradona'ya prestij karşılığı para veriyor olsalardı, Arjantinli kahramanımız, Kasım ayı başında Güney Amerika'da yükselen anti-George Bush hareketinde, "s" harfinin Nazi simgesi, Swastika ile değiştirilmiş, "Stop Bush" yazan bir t-shirt giyip, o sırada Bush'un ziyarette bulunduğu Mar Del Plata şehrinde binlerce kişi önüne çıkamazdı. "George Bush'u reddetmek için geldik," diyemezdi. Maradona bunları yapmakta serbest. Hayatında yapmak istediği her şeyi yapan, rüyaları oluştukça gerçekleştiren bir ilah çünkü Maradona.

Cerrahi ameliyatından kısa bir süre sonra sunmaya başladığı talk-show programı "La Noche Del 10", yani "10 Numaranın Gecesi" ilk yayınıyla Arjantin'in en çok izlenen programı oldu. Maradona, kişiliğinin getirdiği şov yapma arzusunu televizyon programıyla tatmin etmeye başladı.


Bir Sonraki Sayfa
Sayı 6 - İçindekiler - Diğer sayfalara geçiş : 2-4-6-8-10-12-14-16-18-20-22-24-26-28-30-32-34-36-38-40-42-44-46-48-50-52-54-56-58-60-62-64-66-68-70-72-74-76-78-80-82-84-86-88-90-92-94-96