Bir Önceki Sayfa

birimlerinin altına girdiği bu yükler sportif neticelere ve nihayetinde taraftara yansır. Yani kendim ettim kendim buldum misali yine...

Neden giden geri gelmiyor?

Oysa, örneğin İngiltere'ye baktığınızda, sahaya çıkan genç futbolcu sadece sahaya çıkmayı başarabildiği için dahi her adımında takdir görür. Çünkü seyirci bilir ki, o gencecik futbolcu, bir Premier Lig takımının sahada oynayan futbolcuları arasına girebilmek için, on yıl ter dökmüş, yağmurda çamurda, karda buzda antrenman yapmış, belki defalarca kez sakatlanmış ve iyileşmiş, belki sakatlandıktan sonra iyileşemeyen ve hayallerine veda etmek zorunda kalan bir çok arkadaşını görmüş, moralini bozmayıp çalışmaya ve ilerlemeye devam etmiş, ve yüzlerce binlerce çocuk arasından sıyrılıp, o sahaya çıkabilme başarısını göstermiştir. O gencecik futbolcu daha sonra yıllar boyunca ülke futboluna ve oynadığı kulüplere hizmet eder, başarılı

olmaya devam ederse üst düzey oyuncular arasındaki yerini kaybetmez. Kaybetmemek için deliler gibi çalışması, başına gelen türlü sakatlıklarla mücadele etmesi, hiç birine pabuç bırakmaması ve kadrodaki yerini koruyabilmek için her yeni gelenden daha iyi olmaya devam etmesi gerekir. Bu bile başlı başına takdiri ve övgüyü hak edecek bir mücadeledir. Tecrübeli bir futbolcunun takıma verebileceklerini genç bir futbolcunun vermesine imkan yoktur. O halde 34-35'i geçtim, 28-29 yaşındaki futbolcuya dahi yaşlı muamalesi yapıp kovalamak neden?

Ülkemizden dışarı gidip de, oralarda dikiş tutturabilen oyuncuların daha çok para da önerilse geri gelmek istememesi neden acaba? Sadece Avrupa hayranlığı mı, yoksa orada daha rahat olmanın da payı olabilir mi? Tugay'a sorsak ne der acaba? Elbette burada taraftar tepkilerini eleştirirken, taraftara tepki veren futbolcunun davranışlarını haklı çıkarmak gibi bir amacımız yoktur. Profesyonel bir futbolcu kendi kariyerini düşünerek, tepkilerini ölçebilme ve ağzından çıkanı kontrol edebilme becerisine de sahip olmalıdır.

İşin özetine bakacak olursak şunları söylemek mümkün:Bu satırların yazarı, yaklaşık 30 yıldır tribünlerde taraftar arasında maç izlemektedir. Tribün tepkisinin kariyerlerini baltaladığı çok fazla sayıda futbolcuya şahit olmuştur. Her bir olayda futbolcu ve kulüp isimleri farklılık gösterir, ancak sonuç tektir. Kazananlar, sadece bu galeyanı başlatan ve bundan maddi menfaat sağlayanlardır. Ne

 

futbolcu, ne de taraftar bundan yarar sağlamamakta, tam tersine en büyük zararı futbolcu ve taraftar görmektedir. Futbol bir hatalar oyunudur. Sahaya çıkan herkes oyun içerisinde hata yapar. Futbolcu da yapar, teknik direktör de yapar, hakem de yapar. Gazetelerde yazıldığı ya da televizyonlarda yorum yapanların  bildirdiği gibi "hata yapma lüksü yok" diye bir şey yoktur. Hata yapmak bir lüks değildir, hata yapmak futbolun doğasında vardır.

Tribündekiler gerçekten taraftar olsa...

Öte yandan, harcanan emeğin, çabanın takdiri sadece kazanınca ya da taraftarın arzuladığı skorla kazanınca mı olmalıdır?  Berabere biten bir maçın ya da kaybedilen bir maçın sonunda gösterilen takdir boşa mı gider? Örneğin Galatasaray geçtiğimiz sezon kendi sahasında Fenerbahçe'yi

yenmesine rağmen kupadan elendikten hemen sonra taraftarların alkışlarını almış olmasa, acaba şampiyon olabilir miydi? Hata yapan futbolcunuza sinirlendiyseniz ve hakaret dilinizin ucuna kadar geldiyse derin bir nefes alıp şunu düşünebilir miyiz? Yağmurda, karda, çamurda, bir yandan karşınızda size futbol oynatmamak için uğraşan rakip futbolcularla boğuşurken, herhangi bir hatanız sonrası hesapta taraftarınız olduğunu düşündüğünüz binlerce kişinin küfür, ıslık ve hakaretlerini işitmeyi ve bununla birlikte aynı mücadeleyi sürdürmeye çalışmayı bir kenara bırakın, sokakta sakin sakin yürürüken kaldırım kenarındaki duvara oturmuş üç beş cocuk sürekli size hakaret etse, düz yolda dengenizi kaybetmeden yürümeye devam edebilir miydiniz acaba?

Profesyonel futbolcu olmak demek tribünden destek beklediğiniz anlarda hakaretler edilirken bile performansın en üstünü göstermek midir? Bu hakaretleri edenler kendi mesleklerini icra ederken, performanslarının en üstünü sadece patronlarından, amirlerinden hakaret, ve küfür işittiklerinde mi göstermektedirler ki, futbolculara hakaret ettiklerinde, ıslıkladıklarında performanslarının artacağını ummaktadırlar. Yok eğer umdukları bu değilse, kendi futbolcularının performansını düşürmek üzere mi protesto ediyorlar? Anlamak mümkün değil...

Taraftar, takımının başarısını ister. O halde kendimiz edip kendimiz bulmaya son vermek gerekmez mi?


Bir Sonraki Sayfa
Sayı 6 - İçindekiler - Diğer sayfalara geçiş : 2-4-6-8-10-12-14-16-18-20-22-24-26-28-30-32-34-36-38-40-42-44-46-48-50-52-54-56-58-60-62-64-66-68-70-72-74-76-78-80-82-84-86-88-90-92-94-96