Bir Önceki Sayfa

Nisan ayı başlarında oynanan Beşiktaş-Malatya maçı sonrasında,
yaşadığı hayal kırıklığını, kırgınlığı ve öfkeyi canlı yayında
kameralar önünde kendisine uzatılan mikrofonlara anlatan
Çağdaş Atan, hem Beşiktaş hem de futbol kamuoyunun
gündemine oturdu.


Murat Eryılmaz

Çağdaş Atan'ın bu açıklamaları doğal olarak Beşiktaş Spor Kulübü camiasını ve taraftarlarını öfkelendirdi. Beşiktaş yönetimi de kısa süre içinde kendisine oldukça yüklü bir para cezası vererek kadro dışı bıraktı. Beşiktaş yönetimi bu sezon yada geçmiş sezonlarda almış oldukları pek çok kararla ilgili olarak eleştirilebilir ama, sanırım bu kararlarını eleştirmeyi pek kimse düşünmemiştir. Belki bu olaylara yol açan yönetim tavırları ve kişisel davranışlar dahi eleştirilebilir ama, takımda oynamak istemediğini televizyonda canlı yayında açıklayan bir futbolcu için

yapılabilecek herhalde çok fazla şey yoktur.

Öte yandan, söz konusu açıklamalar beklenildiği gibi futbol kamuoyunda da geniş yankı buldu. Çeşitli yorumlar yapılırken, Beşiktaş taraftarının tahammül eksikliği, bu sezon daha önce Beşiktaş'ta oynayan Suleymane Youla ve Adem Dursun gibi futbolculara verilen benzer tepkiler gündeme geldi. Bir kesim de, neden aynı maçta hatalı bir gol yiyen Oscar Cordoba'ya destek verilirken, bir penaltıya sebep olan Çağdaş

 

Atan'a bu şekilde bir olumsuz tepki verildiğini sorarak, taraftarın terazisinin hassasiyetinden dem vurdu.

Tabii ki, neden Cordoba'ya destek verildiğini fakat Çağdaş'a tepki gösterildiğini, tek tek bu tavrı gösteren kişilerle konuşmadan bilmeye imkan yok. Bu aşamada yapılacak yorumlar tahminden öteye geçemez. Yine de bu satırlarda bir tesbiti yapmak kolaylıkla mümkün: Çağdaş Atan ne ilktir, ne de son olacaktır. Ne yazık ki Onu, muhtemelen başka örnekler takip edecektir.

Böyle gelmiş böyle mi gider?

Şöyle bir geriye uzanıp, futbolumuzun son dönemlerine bakalım isterseniz. Bakalım, benzer örnekler görebilecek miyiz?

Doksanlı yıllar hepimizin bildiği gibi genel olarak Galatasaray'ın başarılı olduğu yıllardı. Beşiktaş belirli dönemlerde başarıya ulaşabilirken, Fenerbahçe bu on yıllık dönem içerisinde sadece bir kez şampiyonluk elde edebilmişti. Trabzon ise şampiyonluktan çok uzun yıllardır uzakta.

Bu yıllar boyunca Fenerbahçe'den kimler geldi kimler geçti? Seksenli yılların sonlarında Hakan Tecimer ile başlayan tribünlerin hoşlanmaktan vazgeçtiği futbolcular zincirine kaç tane halka takıldı saymakla bitmez. Hakan Tecimer başarısız bir futbolcu muydu? Kesinlikle değil. Hatta döneminin en yetenekli futbolcuları

arasında ön sıralarda gelirdi ve Fenerbahçe'nin 103 gollü şampiyonluğunda çok önemli bir rol oynamıştı. Ama sonraki dönemde sakatlıklarla ve yanlış transferlerle zayıflayan ve üsütüste başarısız sonuçlar alan Fenerbahçe kadrosunda biraz fazla inisiyatif almak zorunda kalınca, "çok topla oynayıp bencillik ediyor" eleştirilerine uğramış ve buna kapılan tribünler tarafından dışlanmıştı. Herkes kaybetti sonuçta. Hakan Tecimer kaybetti, Fenerbahçe kaybetti ve sonuçta tribündeki taraftar kaybetti.

Peki kim kazandı? Bu galeyanı başlatanlardan başka ne yazık ki hiç kimse...

Onlarca futbolcu sayıp satırları ve vaktinizi boşa harcamayalım. Fenerbahçe'den en son örnek, şampiyonluksuz son yılların kurbanı Hakan Bayraktar'dır. Gaziantep'in efsane kadrosunun büyük yıldızı, transferi için kıyametlerin koptuğu bu oyuncu, bulunduğu her takımda teknik direktörlerin gözdesi olmuş


Bir Sonraki Sayfa
Sayı 6 - İçindekiler - Diğer sayfalara geçiş : 2-4-6-8-10-12-14-16-18-20-22-24-26-28-30-32-34-36-38-40-42-44-46-48-50-52-54-56-58-60-62-64-66-68-70-72-74-76-78-80-82-84-86-88-90-92-94-96