Bir Önceki Sayfa
Fenerbahçe tribünlerinin son yıllarda yaşadığı değişim bütün futbolseverler ve tribüncüler tarafından dikkatle takip ediliyor. Gözüken taraftaki gelişmeleri
hepimiz biliyoruz. Ancak işin bir de arka tarafı var. Fenerbahçe
taraftarlarının rahatsız olduğu durumları da bizden öğrenin.


Burak Şakarcan

Yenilenen stat, gelişen kulüp ekonomisi, sporda şiddet yasası ve bu yasayı en sıkı şekilde uygulamak isteyen Başkan Aziz Yıldırım, taraftar grupları arasındaki gelişen ilişkiler, basının ve spor adamlarının bazı kesimlerinin bilgisizce Türk-Avrupa tribünlerini karşılaştırması ve bütün bunların getirdiği taraftar-seyirci dönüşüm ikilemi.

Evet, bu ana maddeler çerçevesinde inceleyelim Fenerbahçe tribünlerini. Böylece nelerin doğru, nelerin yanlış gittiğini çok daha iyi görebiliriz.

Nerede o eski tribünler

Yıllarca maç günleri sıralara girilirdi bilet bulabilmek için sabahın erken saatlerinde. Sonra maçtan 1-2 gün önce Dereağzı'ndaki minik kulübede veya stadın önündeki gişede biletler satıldı. İşlerden izinler alınıp, okullar kırılıp bilet kuyruklarına girildi. Maç günü maratonun önündeki çamura batmadan stada girenler kendilerini şanslı hissetti. İçerde tahtaların üzerinde izlendi maçlar, kah sıcaktan pişerek, kah yağmurdan sırılsıklam olarak. Ortasında minik bir parça bol tuzlu

 

beyaz peynir olan domates ve biberin süslediği pidelerle doyurmaya çalıştı karnını taraftarlar. Çıkışlar tabi ki sorundu. Merdivenlerin ampulleri hep kırık olur, karanlıkta önünüzü göremeden daracık bir kapıdan çıkmaya çalışırdınız.

Şimdiki stadı düşünün bir de. Maça, 5 dakika kala gelince bile rahatça girebiliyorsunuz.Tertemiz koridorlardan geçip pırıl pırıl tribüne varıyorsunuz. Koridorlardaki kafelerde en güzel yemeklerden yiyip maçınızı rahatça izliyorsunuz. Oturduğunuz tribüne göre maçın pozisyonlarını önünüzdeki televizyonlardan izleyebiliyorsunuz. Rahat rahat maçtan çıkabiliyorsunuz.

İşte bu değişim belki de Fenerbahçe taraftarının şu anda yaşadığı durumun nedeni: Rahatlık. Eskiden çekilen sıkıntılardan sonra şu anda yaşanan rahatlık, taraftarın elinde bulunan hakların alınmasına ses çıkarmamasına neden oluyor. Fenerbahçe seyircisi gelen başarılarla birlikte, haklı olduğu konularda bile artık "nasılsa başarılıyız, ben de tribüncülük yapmasam ne olur" fikrini benimsemeye başladı. Ama bu noktada başarıları, taraftarlığıyla birlikte yaşamak isteyenler de oldukça fazla.

Tribünlerdeki Rehavet

Rahatlık iyi güzel de, stadtarı canlandıran olgulardan da vazgeçmemek gerekiyor. O eski giriş-çıkışı zor statta asılan pankartların yerini

şimdiki reklam panoları tutabilir mi? Taraftarın dili, sözü, sesi olan pankartlar statların en büyük güzellikleridir. El emeği ile hazırlanan, günlerce düşünülen, bir taraftarın içindeki büyük Fenerbahçe aşkını anlatmaya çalıştığı pankartların yerini o soğuk reklamlar alabilir mi? Her taraftar ister kulüp daha çok para kazansın, ama nereye kadar. Bütün değerlerini kaybetmiş taraftarlar, bütün görsel güzelliğini kaybetmiş bir stada gelmezse, o elde edilen büyük paralarla alınmış yıldızları kim izleyecek, boş koltuklar mı yoksa "ben 5.000 YTL verdim, kötü oynayan adamı yuhalarım kardeşim sana ne" diyen futbol ve sevda cahilleri mi?

Tabi ki bu noktada mücadele eden tribüncüler var. Ama onlarda bile modernizme bir alışma var. Pankartların elle boyanmasından, kumaşa dikilerek hazırlanmasından dijital baskıya geçildi epeydir. Tabi ki bu yeniliklerden yararlanılacak ancak statta


Bir Sonraki Sayfa
Sayı 6 - İçindekiler - Diğer sayfalara geçiş : 2-4-6-8-10-12-14-16-18-20-22-24-26-28-30-32-34-36-38-40-42-44-46-48-50-52-54-56-58-60-62-64-66-68-70-72-74-76-78-80-82-84-86-88-90-92-94-96