Bir Önceki Sayfa

Bu kez üstümde Van Hooijdonk forması. Japonlar ve Almanlar'la maç çeviriyoruz bir köşede. Hollanda'yı temsil etmediğimizin altını çizerek sahanın tozunu attırıyoruz.

Hollandalılar şehri komikleştiriyor. Eğlenceli taraftarları var. Kadın elbiseleri giyen erkekleri mi dersiniz, başlarında abuk subuk şapkaları mı dersiniz, Portakallar her yana neşe katıyor. Festivaller, eğlenceler gırla. Ama stada gitmemiz gerekli. Umut sürüyor.

NTV ekibine rastlıyoruz. Emek burada umudumuzu paramparça eden sahte bilet tüyolarını veriyor. Alıp da geceyi nezarette geçirmek var yani. Fiyatlar zaten el yakıyor. Bize yine Fan Fest yolları. İşte felaket burada başlıyor. Münih Olimpiyat Stadı'ndaki fan festten sonra epey mutlu olmuştuk, ama burada oturacak yer bile yok. Sıcak zaten insanı mahvediyor. İngiltere-Ekvador maçını nasıl izledik hatırlamıyoruz bile.

Büyük hali için tıklayın

Hollanda-Portekiz maçında epey kalabalık toplanmış. İki takım taraftarları coşkuyla takımlarını destekliyor. Zafer Portekiz'in. Gerçi onlardan çok Almanlar seviniyor ya. "Ohne Holland, fahr' wir nach Berlin" (Hollanda, sensiz gidiyoruz Berlin'e) şarkıları şehri inletiyor. Biz ise Köln'e gitmeliyiz.

Köln

İkinci uykusuz geceden sonra yatağımıza kavuşacağımız Köln'e doğru yoldayız. Köln'de de İsviçre-Ukrayna maçı var. Burada olmaları bile bizi fazlasıyla sinir eden iki takımın maçına bile bilet bulamıyoruz. Ama ilk kez giydiğim forma işe yaramış, İtalya kazanmış. Gururla gezebilirim şehirde.

Köln ayağa kalkıyor zaten, sokaklarda konvoylar, coşkulu taraftarlar. Türk arkadaşlarımız bu coşkuyu Türkler'in 2002'de öğrettiğini iddia ediyor, pek de abartı gelmiyor esasında.

Sıkıcı İsviçre-Ukrayna maçından sonra ilk temiz uykumuzu çekiyoruz. Neredeyse Brezilya-Gana maçını seyredemeyeceğiz. Köln'de Fan Fest'te yerimizi alıyoruz. Yine iki takım taraftarları, bizde de Appiah forması. Kalbimiz Gana'yla ama devre arasında başka bir 'Appiah'ın da söylediği gibi, ah şu hakemler: "Brezilya'nın bunlara ihtiyacı yok. Görüyorsunuz gol resmen ofsayt. Ama durun siz, 2010'da hepsi Afrika'ya gelecek, hepsine göstereceğiz." Umarız dediğin gibi olur.

 

Büyük hali için tıklayın

Güzel bir İtalyan restoranında Fransa-İspanya maçını izliyoruz. İspanya'yı tutarak maçı izlemeye başlamışız, dakikalar geçtikçe kendimizi Fransız bulmuşuz. Maçtan sonra sokaklarda bir sürü Fransız. Nereden çıktınız siz?

Amsterdam

İkinci turu bitirince biraz mola vermek gerek. Amsterdam'a kaçıyoruz. Hollanda'ya girince rahatlıkla hissedilen bir şey var. Kimse bu kadar erken elenmeyi beklemiyor. Bayraklara inmemiş, formalar hala satışta, meydandaki barda 'Hollanda'nın her golünde herkese bir bira' afişi hala duruyor. İyimser insanlar, en azından şovun sürdüğünü ve bunu izlemenin de keyifli olacağını söylüyorlar.

Dönüş yolunda ise İngilizlerleyiz. Onlar Stuttgart'taki Portekiz maçlarına gidiyorlar.

Büyük hali için tıklayın

Treni birbirine katıyorlar. Sürekli eğlenmeyi bilen bir taraftar grubu. Polisin pasaportunu istemesine rahatlıkla 'çantamda' yanıtı verebiliyorlar mesela. Tabi polis onlara karşı bizden daha kibar, 5 dakika pasaportumuzun kontrol edilmesini bekliyoruz.

Arjantin'in Vedası

Köln'e döner dönmez Fan Fest'te yerimizi alıyoruz. Sıradaki maç Arjantin-Almanya. Ev sahibi taraftarları çıldırmış. Herkesin yüzü boyalı zaten, burada moda bu. Fan Fest kısa sürede duruyor. Güneş altında saatlerce bekliyoruz biz de. Üzerimizde rengi belli eden bir şey yok ama içten içe Arjantinliyiz.

Bu kadar insanın tersini tutmak garip bir his. Ayala'nın golünde gülümsememizi gizleyemesek de, Klose'nin golünde yüzümüzün buruşmasını önleyemesek de.


Bir Sonraki Sayfa
Sayı 6 - İçindekiler - Diğer sayfalara geçiş : 2-4-6-8-10-12-14-16-18-20-22-24-26-28-30-32-34-36-38-40-42-44-46-48-50-52-54-56-58-60-62-64-66-68-70-72-74-76-78-80-82-84-86-88-90-92-94-96