|
Her ne kadar kupa dönüşünde "gidecek başka maç mı bulamadın?" sorularına maruz kalmış olsam ve açıklamakta zorlansam da, büyük bir keyifle Ukrayna-Tunus maçında stattaydım. Maçta anlatacak çok bir şey yok gerçi. Yanlış bir penaltı kararı ve arkasından bir gol, sıkıcı bir oyun, ilerleyen dakikalarla beraber ağırlaşan göz kapaklarım, "kaç yıldır bu günü hayal ediyorsun oğlum, manyak mısın" diye kulağıma fısıldayan sağ omzumdaki melek, göz kapaklarımı açık tutmayı zor da olsa başaran vicdanım.
Ama devre arasında Berlin Olimpiyat Stadı'nı çevreleyen alandaki çimlere uzanmak, maç çıkışında 72 milletten, sonuç çok umurunda olmayan insanlarla maç kritiği yapmak da en az finalin oynanacağı statta maç izlemek kadar keyifli. Hatta stat dışının daha eğlenceli olduğunu söylemek bile mümkün. Zaten ortamda eğlenenlerin hepsinin futbol hastası olduğunu söylemek mümkün değil. Ama ortamı

|

yaratan futbola, eskiye oranla daha güzel bakacaklardır kesin. Yaradanı hoş göreceklerdir, yaradılandan ötürü.
Dönüş yolunda uçağa yerleşip koltuğa oturunca başlıyorum muhasebeye. Statta bir, şehirlerin dev ekranlarında 3 maç... kalan zamanda ne yaptım peki? Cevap yok. Yav her gün sabahın köründe kalktım, yolculuklar dışında gezmeye fırsat olmadı mı? Cevap var da, yok. Fırsat olmaz olur mu? Oldu tabii. Ama erkek adama zor geliyor zamanın alışverişle geçtiğini itiraf etmek. Forma, tişört, şapka, ne bulursam. Tüketim köleliğinin bizzat bir parçasıyım ben de, evet. Ve de içerik Dünya Kupası olunca, namerdim pişmanlık duyuyorsam. Hatta düşünüp "ulan dükkanlar hep erkeklerle doluydu" diyorum. Ve de dönüp Akif Kurtuluş'un yazısını hatırlıyorum. "Ah be abi, tamam seni anlamamış o terk eden abla ama sen onu anlamaya çalıştın mı peki hiç?" demek geliyor içimden, "alışveriş"
|
|
|
hususunda mesela. En kritikler bunlardır ya, erkekte futbol, kadında alışveriş. Vallahi cinsiyet değiştirmişlerdi Almanya sınırlarından içeride. Belki burayı görse futboldan yahut alışverişten gerilen çiftler, anlamaya başlayacaklar karşı tarafı. Belki de yazıdaki, o futboldan hazzetmeyen ablanın yüzünü günün birinde sarı kırmızıya boyatıp stada götürmeyi başaran taktik de, bu yoldan geçmiştir, kim bilir.
Ey futbol yüzünden gerilen çiftler, futbolu sevmek için demeyelim ama, karşı tarafı anlamak için gelin bulunun bir Dünya Kupası organizasyonunda. Kadının futbol, erkeğin alışveriş manyağı oluşunu keyifle seyredin. Hatta karşılıklı olarak cevap bulamadığınız sorularınıza karşılık bulun "şıp" diye.
"İnsan alıcı olmadığı halde neden dükkan dolaşıp vitrin bakar?" sorusunun cevabı basitmiş misal. Öyle bir şey yokmuş. Vitrinden içeri bakan insan her daim potansiyel alıcıymış. Tecrübeyle sabitledik.

|
|
|
|